Zenginlik ve Para ile İlgili İnançlarımız


Bu bültenimizde anlatılanlar Hayatını Seç isimli kitabımdan alınmıştır.

Para, sizi yoksulluktan orta sınıfa çıkarıyorsa, mutluluk parayla satın alınır. Para, insanların hayatlarını değiştirdiğinde, onlara emniyet sağladığında, yiyecek ve barınak verdiğinde, insanın “başıma ne gelecek?” diye endişelenmesine gerek kalmadığında, sağlık sorunlarına çözüm aramakta epey büyük bir fark yaratır.

Fakat orta sınıftan üst sınıfa çıkarıyorsa, mutluluk parayla satın alınamaz. Yani paranın sizi konfor noktasına ulaştıran miktardan sonrası aynı oranda mutluluk getirmiyor.

“Mutluluğun parayla arttığı dönem” sırasında, evet, parayla saadet oluyor. Fakat belirli bir düzeyden sonra para-mutluluk eğrisi aynı hızla yükselmiyor.

Yine de yaşadığımız Dünyada para önemli bir faktör. Para ile mutluluk satın alamayabilirsiniz, ancak para bazı konularda isteklerinizi daha rahat gerçekleştirmenize, diğer insanlara daha fazla yardım etmenize, Dünya için güzel bir şeyler yapmanıza yardımcı olabilir.

İçinde bulunduğunuz varlık seviyeniz genel olarak üç başlık altında değerlendirilebilir.

Zenginlik, para, tasarruf etmek ve yatırım yapmak ile ilgili inanç kalıplarınız (1),

Gelir yaratımına ilişkin durumunuz (2),

Harcama/tasarruf alışkanlıklarınız (3)

maddi durumunuzu belirler.

Diğer tüm konularda olduğu gibi para, zenginlik ve zenginler hakkındaki inançlarımızı da henüz küçük bir çocukken oluşturmaya başlarız ve çekim yasası gereğince oluşturulan inanç kalıplarına uygun deneyimleri yaşarız.

Öncelikle zenginlik ve zengin insanlar konusunda ne düşündüğünüzü, neye inandığınızı tespit etmeniz gerekiyor. Parayı veya zenginliği kötü/önemsiz/değersiz bir şey olarak düşünüyorsanız, parayı hayatınıza çekmeniz veya elinizde tutmanız mümkün değildir.

Para ve zenginlik konusundaki inançlarımızı genellikle zengin insanlar üzerinde yaptığımız gözlemlerle ve yakın çevremizin zengin insanlar hakkındaki düşünceleri ile oluştururuz. Eğer çocukluğunuzu geçirdiğiniz apartmandaki üst kat komşunuz zengin ve görgüsüz bir insan ise ve siz ailenizin de etkisi ile zenginliği görgüsüzlükle eşleştirip kötü bir özellik olarak tanımlarsanız hayatınızı zenginlikten uzak yaşayabilirsiniz.

Benzer şekilde mahallenizde zengin ve hayırsever bir komşunuz varsa, sahip olduğu varlıkların belirli bir bölümünü ihtiyacı olan insanlar için kullanıyorsa, zenginliği güzel bir özellik olarak tanımlayıp, zengin olmak istediğinize karar verebilir ve inanç kaydınız uygun olduğu için bol miktarda parayı hayatınıza çekebilirsiniz.

Para ile ilgili düşünceleriniz de benzer etkiler yaratır. Babanızdan harçlık istediğiniz bir gün “Para ne kadar zor kazanılıyor biliyor musun, biraz dikkatli harca,” sitemiyle karşılaştıysanız paranın zor kazanıldığı şeklinde bir karara varmış olabilirsiniz.

Nasıl bir karar almış olursanız olun, bugün itibarıyla yeni bir olma seçimi yaparak zenginliği hayatına kolayca çeken insan olmayı seçebilirsiniz. Ama diğer tüm olma seçimlerinde olduğu gibi bu konudaki başarınız, inanç kalıplarınızı değiştirmenize bağlı olacaktır.

Bu konuda size faydalı olabileceğini düşündüğüm bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Zenginlik ve görgüsüzlük birbirinden çok farklı kavramlar ve biz genelde bu kavramları birbiriyle karıştırma veya eşleştirme eğilimindeyiz. Görgüsüzlük, bir tür sürekli ortalarda gözükerek sahip olunan varlığı diğer insanların gözüne sokmak hali olarak tanımlanabilir. Bizler de bazen görgüsüz insanları gözlemleyerek zengin olmak istemediğimize karar verebiliyoruz.

Zengin olan insanların önemli bir bölümü ise sahip olduğu zenginliği kimseye göstermek derdinde değiller, onlar normal bir hayatı biraz daha üst standartlarda ve kaliteli olarak yaşıyorlar, sahip oldukları varlıkların bir bölümü ile topluma faydalı çok güzel şeyler yapıyorlar. Ama ortalarda fazla gözükmek istemedikleri için onları örnek alarak zenginliği güzel bir olgu olarak tanımlayanların sayısı daha düşük oluyor.

Yaygın bir inanış da manevi huzurun ve mutluluğun zenginlikten uzak durunca daha kolay elde edilebildiği şeklinde. Diğer bir deyişle zengin olunca mutluluğun ve huzurun illa bizden uzak durması. Bence bu da bir karar ve bize hizmet etmekten oldukça uzak.

Bilimsel yöntemlerle Dünya üzerinde yapılan mutluluk araştırmalarını okudum. Eğer yukarıdaki iddia doğru olsaydı, Dünyanın en mutlu ve huzurlu insanları, daha çok maneviyata odaklanılan ama fakir olarak nitelendirilebilecek doğu ülkelerinde yaşıyor olurdu. Oysa anket sonuçları daha çok Kuzey Avrupa’yı işaret ediyor (Dünya’nın en mutlu insanı tam bir refah toplumu ülkesi olan Danimarka’da yaşayan bir çöp kamyonu şoförü idi, anket sonuçlarına göre).

Eğer siz de herhangi bir sebepten ötürü zenginliği kötü ve istenmeyen bir olgu olarak tanımladıysanız bu konudaki inanç kaydını değiştirmeniz için yukarıda verdiğim örnekler bir nebze etkili olabilir. Emin olun; çok iyi, mutlu ve huzurlu olan çok zengin kişiler var ve siz de onlardan biri olabilirsiniz.

Unutmayın zenginlik hakkında ne düşündüğünüz ve paraya verdiğiniz değer, parayla ve zenginlikle ilişkinizi belirler, değer vermediğiniz hiçbir şeyi hayatınıza çekemezsiniz.

Zenginlik istiyorsanız, istediğiniz diğer konularda olduğu gibi, sahip olduklarınızla mutlu olur ve bunlar için şükrederseniz, sahip olduğunuzdan fazlasını kolayca hayatınıza çekebileceğinizi de ifade etmek istiyorum.

Paylaş

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

four × one =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.