YAPAY ZEKA ve YAPAY ZEKA ETİĞİ

YAPAY ZEKA ve YAPAY ZEKA ETİĞİ

Yapay zekanın kullanımına ilişkin ilk hatıram satranç oyununda Deep Blue isimli bilgisayarın Dünya satranç şampiyonu olan Kasparov’u yenmesiydi ve takvimler 1997 yılını gösteriyordu. O dönemlerde bir yandan bu başarı takdir edilirken bir yandan da bilgisayarın Go oyununda böyle bir sonuç elde etmesinin imkansız olduğu öne sürülüyordu. Aradan yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra derin öğrenme tekniğini kullanarak Go oynamayı adeta kendi kendine öğrenen Alpha Go isimli program en üst seviyedeki rakiplerini yenmeyi başardı.

Peki yapay zeka bir insanın yapabildiği her şeyi yapabiliyor mu? Bu sorunun cevabı için biraz tarih yolculuğuna çıkmamız yararlı olabilir. Alan Turing bilgisayar teknolojilerinin babası olarak bilinir. 2. Dünya savaşı sırasında Alman ordusunun şifreli mesajlaşma sistemi olan Enigma’nın çözülmesine büyük katkı sağlamış ve savaşın belki de erken bitmesini sağlamıştı.

Turing’in yazımız kapsamındaki önemi Turing Testi’nden kaynaklanıyor. Turing’in 1950 yılında yazmış olduğu bir makalede makineler düşünebilir mi sorusunun cevabı için bir tür taklit oyunu kurgulanmıştı. Turing bir tür taklit oyununda başarılı olacak olan makinelerin düşünebildiğini kabul edebileceğimizi söylüyordu. Karar verme konumunda olan bir insan, sadece yazılı mesajlaşma yöntemi ile A ve B adlarında iki oyuncu ile yazışmaktadır, oyunculardan birisi kadın diğeri ise erkektir. Erkek oyuncu karar vericiyi kendisinin erkek değil kadın olduğuna ikna etmeye çalışacaktır. Bu tasarlanmış hayali oyunda erkek oyuncuyu bir bilgisayar ile değiştirdiğimizde karar vericinin başarı oranı artmazsa bilgisayarın düşündüğü sonucuna varabiliriz. Bildiğim kadarıyla henüz bu testi geçebilen bir yapay zeka örneği ortaya çıkmadı.

Peki yapay zeka ismi nasıl ortaya çıkmıştı? 1956 yazında Amerika’da bulunan Dartmouth Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştay için yapılan başvuruda bu kelime ilk kez kullanılmıştı.

Yapay Zeka 1950’li yıllardaki bu hızlı girişinin ardından 90’lı yıllara kadar bir tür uyku döneminde kaldı, sonrasında ise baş döndürücü bir hızla ilerlemeye başladı. Bu ilerlemede bilgisayar teknolojisinin gelişmesi kadar insanların ürettiği data miktarının inanılmaz boyutlara ulaşması da etkili oldu.

Bugün artık yapay zekanın neler yapabileceğinden ziyade yapay zekanın ortaya çıkarabileceği bazı sorunların nasıl çözülmesi gerektiğine dair kafa patlatıyoruz. Bunların önemli bir kısmı da etik sorunlar olarak tarif edebileceğimiz konular.

Yakın gelecekte çok daha sık görmeye başlayacağımız sürücüsüz otomobiller herhangi bir nedenle bir kazaya karıştıklarında sorumluluk kimde olacak? Benzer şekilde sağlık sektöründe veya ceza hukukunda kullanılacak yapay zeka hatalı bir karar alırsa ne olacak?

Yapay zeka kullanımının yaygınlaşması bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da yapılacak olan etik düzenlemeler ile insanların ve insanlığın korunması gerekiyor.

Etik anlamında en önemli konu başlıklarından bir tanesi de önyargı başlığı. İnsan tarafından oluşturulan veya derin öğrenme tekniğini kullanarak kendi kendine öğrenen programlarda dikkate alınan data önyargı içeriyorsa ortaya çıkan yapay zeka çözümü de önyargılı bir şekilde çalışıyor.

Ayrıca şeffaflık diyebileceğimiz konu başlığı da çok önemli. Yapay zeka çoğu zaman o kadar karışık yöntemler kullanıyor ki bir sonuca nasıl vardığını anlamak mümkün olmayabiliyor. Buna kara kutu adı veriliyor ve yapay zeka konusunda kara kutulardan olabildiği ölçüde kaçınılması önem arz ediyor.

Yapay zeka etiği hepimizin ortak konusu aslında. Bu konudaki çalışmayı sadece şirketlere, bilim adamlarına ve hükümetlere bırakmadan hepimizin fikirler üretmesine ve düzenlemeler talep etmesine ihtiyaç var.

Paylaş

Önerilen Yazılar