Uzun Süreli İlişkilerin Dinamikleri


Bu yazıdaki konumuz ilişkiler. 16. Yılını kutlamaya yaklaştığımız evliliğimize dayanarak uzun süreli ilişkiler hakkında bir şeyler bildiğimi söyleyebilirim sanırım. Elbette her gün yeni şeyler öğreniyorum ama bu bugüne kadar öğrendiklerimi paylaşmama engel değil. Umarım keyifle okur ve uzun süreli olmasını planladığınız ilişkilerinizde faydalanırsınız.

Dışarıdan bakıldığında (içeriden bakıldığında da çok farklı değil, anlatacağım) mükemmel bir ilişkimiz varmış gibi gözüküyor. Yaklaşık 20 yıldır beraberiz, iki tane harika kızımız var, ikimizde aynı mesleği icra ediyoruz, özellikle son bir yıldır pek çok çiftin hayal bile edebileceğinden daha fazla birlikte zaman geçiriyoruz. Dışarıdan bakıldığında oluşan bu mutluluk tablosu pek çok insanın ilişkiler konusunda koçluk almak için bizi tercih etmesinin nedenlerinden birisi kuşkusuz.

Evet, gerçekten mükemmel bir ilişkimiz var, ama “mükemmel” tanımınızın ne olduğu bu noktada çok önemli.

Bazen tartışıyoruz, istemeden birbirimizi kırdığımız veya üzdüğümüz oluyor. Anlaşamadığımız pek çok konu ortaya çıkıyor. Ama büyütmüyoruz, uzatmıyoruz, birbirimize elimizi uzatıp ilişkimize güzel bir şekilde devam etmeyi seçiyoruz.

Kavga etmeden, tartışmadan bir ilişki yaşayan var mı bilmiyorum. Biz pes etmiyoruz, birbirimizi sevmekten ve bunu dile getirmekten vazgeçmiyoruz. Birbirimize yaklaşımımız genellikle sevgi üzerine kurulu ve ufak tefek aksiliklerin bunu gölgelemesine müsaade etmiyoruz.

Kendimize özel zamanlar ve alanlar ayırmak ilk günden beri ilişkimizin sağlığına olumlu etki yaptı, tek bir şey tavsiye edecek olsaydım bununla başlardım sanırım.

Yalnız veya arkadaşlarımızla ayrı ayrı programlar yapmayı seviyoruz. Hiçbir zaman bütün arkadaşlarımızı bir araya getirip hep beraber takılalım diye düşünmedik sanırım. Özge’nin arkadaşlarını çok seviyorum ve zaman zaman görüşüyorum, yanlış anlaşılma olmasın, ama benim kendi arkadaşlarım var, yalnız kalmayı da seviyorum, herkes bazen kendi programını yaptığında daha mutluyuz.

İlk günlerden itibaren bir rahatlığımız vardı, ilişkimizi koruyan bir kalkan görevi gördü sanırım. İlişkinin süresi ilişkinin kalitesinin bir göstergesi değil, ilişkiye bağımlı değiliz, birbirimizi artık sevmediğimizi fark edersek ilişkinin dışına çıkmayı tercih edebiliriz. Çiftlerin birbirine bağımlılığının çok yüksek olduğu ilişki modellerinden hoşlanmıyoruz ikimizde.

Geriye doğru değil ileriye doğru bakmayı tercih ediyoruz. Bu ne demek? Sohbetlerimizin konusu daha çok olan bitene dair değil, gelecekten, hayallerimizden bahsetmeyi seviyoruz. Neden sorusunu da çok fazla kullanmayız, neden öyle yaptın demek çare değil, bundan sonra nasıl farklı olabilir onu ortaya koymak ve devam etmek lazım.

Rollerimizin ne olacağı konusunda önceden mutabakata varmış olmak çocuklar konusunda da bizi oldukça rahatlattı. Ben çocuklarla oyun oynuyorum, ama her gün ve saatlerce. Zaten biraz çocuk ruhluyum, bana iyi geliyor kesinlikle.

Güven çok önemli elbette, hiç güven sorunu yaşamadık. Karşısındakine güvenmeyen aslında daha çok kendisine güvenmiyordur ve biz bunu oldukça erken fark ettik sanırım.

İlişkimize tazelik getirecek bir şeyler yapmayı seviyoruz. Birbirimize hediye alırız, ben Özge’ye çiçek alırım, kızları bırakıp dışarı yemek yemeye veya 2-3 günlüğüne tatile gideriz. Çocuklar bizi, biz onları özleriz ama ilişkimiz ne kadar iyi olursa çocuklar için o kadar huzurlu bir ortam oluşur.

Kendimize zaman ayırırız, ben yürüyüş yaparım, yazı yazarım, Özge kitap okur, arkadaşlarıyla buluşur, biraz yalnız takılmak ilişkiyi zedelemez besler aslında.

Çok katı kurallarımız yoktur, esneklik bir ilişkide önemlidir. Çocuk büyütürken bazı kırmızı çizgilerimiz var elbette, dersler bitmeden TV açılmayacak ve ertesi gün okul varsa en geç 21’de yatılacak gibi.

Birbirimizi çok seviyoruz, iyi günde ve kötü günde birbirimizi sevmeye devam ediyoruz. Zengin günlerimiz oldu, nispeten geçim zorluğu çektiğimiz günler oldu, mutluluktan bulutların üzerinde uçtuk, üzüntüden dibe vurduk ama hep beraber olmayı seçtik. Daha doğrusu ne ile karşılaşırsak karşılaşalım yolu beraber yürümeyi seçtik ve korkmadık.

Tabii ki her şey burada anlattığım kadar kolay olmadı her zaman. Bazen nasıl çözeceğimizi bilmediğimiz durumlarla karşılaştık.

Her şeyden önce biz çok farklı yapılarda insanlarız. Özge daha çok planlamayı, koordine etmeyi sever. Ben ise hareket odaklıyımdır, bir şeye çok fazla ölçüp biçmeden atlar ve o şeyi deneyimlerken rotamı değiştirebilirim.

Farklı özellikleri olan insanlar tek bir şekilde başarıya ulaşabilirler, bir takım olarak, evet bizde iyi bir takımız sanırım. Özge ufak tefek tamiratları yapar, ben kızlarla lego oynarım 🙂

İyi bir takım olmak için neler yaptık? İyi yönlerimize odaklandık, diğerimizi çıldırtan huylarımızı belki biraz törpüledik. Korkularımız olduğunu kabul ettik, birbirimize güvendik ve korkularımızı anlattık. Öfke, korkunun maske takmış halidir aslında, korkularınızı birbirinizle paylaşınca maskeler düşecek göreceksiniz.

Değiştik, değişimi sevdik, orta ve uzun vadede değişimin hep iyi yönde olduğunu gördük. Zaten seçtiğimiz meslekte insanın değişebileceği varsayımı üzerine kurulu.

20. yılımızı büyük bir parti ile kutlamayı düşünüyoruz, 2017 Eylül’ünde görüşmek üzere, sevgiler.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + 16 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.