Daha çok beyaz yakalılarda görülen bir durum, ya da ben bu açıdan ele alıyorum. Bir tür kronik yorgunluk hali, özellikle de işe yönelik endişe ve kaygıların artması da diyebiliriz.

Hayatımızın her alanına giren rekabet, ilerleyen teknoloji, satış baskısı ve giderek zorlaşan çalışma şartlarının oluşturduğu bir durum da diyebiliriz.

Ben daha çok iş hayatı anlamında ele alıyorum. Yaşamın anlamı denilen şeyi çok önemsiyorum, iş hayatını ve yaşamın anlamını bir şekilde bir araya getirebilen kişiler çok şanslı ve bu sendroma yakalanma ihtimalleri düşük çünkü zaten çalışıyor gibi hissetmiyorlar.

Bu nedenle severek yaptığımız bir işin olması önemli, diğer yandan mevcut durum böyle değilse işten hemen ayrılmak da bir çözüm değil, çünkü ödenmesi gereken faturalar var.

Dolayısıyla bir yandan mevcut işimizden nasıl daha fazla keyif alabiliriz ve güzel yönleri neler bunlara odaklanacağız, bir yandan da yeni bir kariyer ne olabilir konusunu düşüneceğiz, burada belki radikal değişiklikler de olabilir, yani sektör değişikliği ya da girişimcilik benzeri bir yeni kariyer. İyi düşünmek ve iyi hazırlanmak gerekiyor, belli bazı eğitimler almak, belki yüksek lisans yapmak ya da bu alanda zaten faaliyet gösteren kişilerle konuşmak gibi.

Büyük resmi görmeye çalışmak da önemli, hayat sadece işten ibaret değil, bu nedenle sevdiğimiz şeylere zaman ayırmak, sevdiklerimizle zaman geçirmek, dinlenmeyi ve güzel bir uyku uyumayı ihmal etmemek, ruhumuzu besleyecek aktiviteler bulmak gibi.

İnsanların hep bir hobisi olması gerektiğini savunuyorum, yaparken zamandan kopabileceğiniz ve anda kalabileceğiniz bir şeyler.

Ayrıca spor yapmak ve doğada zaman geçirmek de bu tip durumlara daha az yakalanmanızı sağlayabilir.

Henüz tükenmeden önlemler almak elbette en güzeli.

Sevgi ile kalın.