SORUN NE KADAR BÜYÜK OLABİLİR Kİ?


Bundan 2 yıl kadar önceydi sanırım. Hala zaman zaman yaptığım gibi bir “yapılacak işler” listesi oluşturmuştum. Berbere git, hediyeni değiştir, arabanın muayenesini yaptır, ceketleri kuru temizlemeye ver, eve ampul al, garaj kumandasının pilini değiştir, Mehmet’i ara, cep telefonuna format attır, vb. Bunlar sürekli ertelediğim ufak tefek şeylerdi.

Bana göre daha büyük sorunlarım da vardı. Bankada çalışmaya devam ediyordum, koçluk ve yazarlık yapmak istediğimi biliyordum, hatta koçluk okuluna kaydımı yaptırmıştım. O adımı atacak mıydım, sonrasında ailemi geçindirebilecek miydim?

Bir gün sabah duş aldıktan sonra sırtımda büyük bir yumru fark ettim. Ne olduğunu bilmediğim için biraz panik oldum. Bir yağ bezesi de olabilirdi başka bir şey de. Doktordan randevu aldım hemen. O gün işten erken çıktım, doktora giderken kısa bir vapur yolculuğu yaptım. Güzel bir hava vardı, en üst katta oturdum, İstanbul’un güzel manzarasını ve vapura eşlik eden kuşları izledim.

“Yapılacaklar listesi”ni ve “büyük” sorunlarımı düşündüm. Hiçbir anlam ifade etmiyorlardı artık. Benzer bir duyguyu 1999 depreminden sonra da hissetmiştim. Önemli olan tek şey sağlıklı olmam ve yaşamaya devam etmemdi. Bu sağlandığı takdirde her şeyi çözebilirdim.

Doktor muayenesi sonucunda sırtımda oluşan büyük yağ bezesinin iyi huylu olduğu ve endişe edecek bir durum olmadığı ortaya çıktı. Küçük bir operasyonla alınması mümkündü.

Nasıl bir rahatlık ve mutluluk anlatamam. Aradan birkaç yıl geçti. Bankadan ayrıldım, kitabımı yayınladım ve koçluk yapmaya başladım.

6 ay kadar önce sanırım Mayıs ayında yapılacaklar listesinin yine çok kabardığı bir dönemdi. Ve yine bana göre büyük sorunlarım vardı.

Yazı konusu nasıl bulunacak, köşe yazarı gibi her gün yazı yazabilir miyim, danışanların ve koçluk gelirinin devamlılığı nasıl sağlanacak, yazın danışanlarıma nasıl hizmet vereceğim (Temmuz ayında yazlığa gitmeyi planlıyorduk)?

Bir sabah çok şiddetli bir bel ağrısı ile uyandım, ağrı içinde hastanenin yolunu tuttuk. MR çekildi, doktor ciddi bir yüzle eğer dinlenmez ve dikkat etmezsem işin ameliyata varabileceğini söyledi. En az 2 hafta bazı ilaçlar kullanıp sırt üstü hiçbir şey yapmadan yatmamı tavsiye etti. Sonrasında ise yapmam gereken bazı hareketler olacaktı.

Yine her şey önemini yitirmişti.

2 hafta sonra biraz düzeldim, bir ay sonra ise çok daha iyiydim.

Biliyorum yapması zor, bende bazen yapamıyorum. Ama hayatın ve sevdiğimiz şeylerin değerini anlamak için mutlaka sağlığınızı veya sizin için önemli başka bir şeyi kaybetmeyi beklemeyin. Dibe vurmadan çıkış yolları arayalım hep birlikte.

Eğer sağlıklıysanız ve hayattaysanız pek çok şeyin pek çok çözümü var. Sadece bakış açısını biraz değiştirmek gerekiyor. Hiçbir şeyi gözünüzde çok büyütmeyin. Çoğu zaman her sorun bir şekilde çözülür, yapılacak işler yapılır.

Üstelik hepsini tek başınıza yapmak zorunda da değilsiniz.

Şunu düşünün lütfen, bu yıl hayatımızın son yılı olacak olsaydı şu anda dert ettiğimiz şeylerin hangileri önemini korumaya devam ederdi?

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

eighteen + eleven =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.