Öncelikle şunu belirteyim, olayın bir ruhsal bir de fiziksel boyutu var. Ruhsal yönden yaklaşırsak, mevsim geçişinden bağımsız olarak bizi depresyona iten iki ana faktör var. İlki bir seçeneğimiz olmadığını düşünmek ve buna bağlı olarak bizi saran umutsuzluk. İkincisi ise yaşadığımız olaylara içeriden baktığımız için oluşan duygu yoğunluğu içinde kısa vadeli düşünmemiz, orta ve uzun vadede işlerin değişebileceğini çoğu zaman göz ardı etmemiz.

Bu açılardan baktığımızda yapmanızı önerebileceğim şeyler şunlar olabilir. Sizi endişelendiren, kaygılandıran konuları yazın ve altlarına da olası seçeneklerinizi sıralayın. Sanki her şey mümkünmüş gibi düşündüğünüzde nasıl seçenekler olabilir, sonra da bu seçeneklerden en mümkün gördüğünüz hangisi ise o konuda küçük bir adım atın. Ayrıca kısa vadeli düşünmeyi bırakmaya çalışın, biraz yukarıdan baktığınızda orta ve uzun vadede şu an sizi etkileyen olayın önemi ne olacak? Örneğin bir yıl sonra bu olay sizi hala etkiliyor olacak mı? Eğer öyle ise bugünden itibaren neleri farklı yaparak olayların akışını değiştirebilirsiniz, unutmayalım biz değiştiğimizde geleceğimiz de değişir.

Fiziksel boyut açısından bakacak olursak eğer, uzun yaz sona erdi, günler kısalmaya başladı, saatlerin ayarlanması ile birlikte daha erken akşam oluyor. İşe bilimsel yaklaşacak olursak ne kadar az güneş ışığı alırsak bağışıklık sistemimiz ruhsal ve fiziksel açılardan o kadar çok zorlanıyor.

Bu nedenle yapmanızı önereceğim ilk şey, güneşi gördüğünüzde bir şekilde kendinizi dışarı atmanız, çalışıyorsanız bunu öğle tatilinde yapın, esnek çalışma saatleriniz varsa ya da çalışmıyorsanız güneşten yararlanmak için her fırsatı değerlendirin.

Önereceğim bir diğer husus ise stresle mücadele ve bunun için fiziksel egzersizi artırmak ve mümkün olduğu ölçüde bunu dış mekanlarda gerçekleştirmek. Çok eski dönemleri gözünüzde canlandırmanızı isteyeceğim sizden, ilk insanları, mağarada yaşıyorsunuz. Her sabah avlanmak için mağaradan çıktığınızda değişik türlerde vahşi hayvanlarla karşılaşıyorsunuz. Beynimiz henüz bu kadar gelişmiş olmadığı için savaş ya da kaç komutları üretiyor, karşılaştığımız hayvanın boyutuna, türüne ve davranışlarına göre. Her iki komutta da stres salgılanıyor ve sonrasında fiziksel bir eylem ile stres boşalıyor. Sürüngen beynimiz varlığını devam ettiriyor, bize savaşmamız veya kaçmamız için komutlar veriyor, tehlike ve riskler çok değişti ama temel işleyiş aynı. Bu nedenle stres ile baş etmek için hayatımıza daha fazla fiziksel aktivite dahil etmemiz gerekiyor.

Daha sonra kendinize yılbaşı hedefleri koymanızı istiyorum, yataktan kalkarken motive olmanızı sağlayacak hedefler, daha iyisi bunların bir listesini ve hatırlatacak resimleri başucunuza yerleştirin, sabahları kalkarken önce listeyi okuyup resimlere bakıp öyle kalkın yataktan.

Güne güzel bir kahvaltı ile başlamayı ihmal etmeyin, ne demiş Cemal Süreye, “kahvaltının mutluluk ile bir ilgisi olmalı”, gerekirse uykunuzdan 15-20 dakika fedakarlık yapın.

Kendinizi iyi hissettiren aktivitelere mutlaka zaman ayırın, ev ve iş arasında rutin bir tempo oluşturursanız depresyona daha kolay yakalanabilirsiniz. Hayatınızın ezberini bozun biraz. Sosyalleşmek depresyona karşı doğal bir tampon görevi görür. Bu dönemde olabildiğince çok insanla görüşmeye çalışın, beraber keyif alacağınız şeyler yapın. İlla çok para harcamak zorunda değilsiniz, Perşembe günleri İstanbul Modern Müzesi ücretsiz, gidin, dolaşın, havanız değişsin.

Kendinize bir ilgi alanı bulmaya çalışın, en azından ön araştırmalarını yapın, ahşap boyama, briç, cam işleme, artık aklınıza ne geliyorsa ve size ne keyif verecekse. Belediyelerin ve halk eğitim merkezlerinin pek çok ücretsiz veya sembolik ücretli kursu var.

Olumsuz düşüncelerin aklınıza gelmesini engelleyemezsiniz, onları olumlu senaryolar ile dengelemeyi öğrenin, elinizin altında yazılı olarak sizi heyecanlandıran birkaç hayaliniz bulunsun, kendinizi kötü hissettiğinizde çıkarın ve okuyun.

Yazılarımı takip edin, eğer okumadıysanız Hayatını Seç ve Hayatını Değiştir isimli kitaplarımı okuyun, ayrıca David Burns’un İyi Hissetmek isimli kitabını da mutlaka tavsiye ederim.

Kendinizi iyi hissedeceğiniz güzel günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.