SABIRLI OLMAYI ÖĞRENMEK

SABIRLI OLMAYI ÖĞRENMEK

Geçtiğimiz günlerde Bilge ile yaptığımız bir sohbette içsel huzur için insanın kendisiyle barışık olmasının yeterli olabileceğini iddia etmiştim ve Bilge verdiğim cevabı yetersiz bularak bu konu üzerinde biraz daha düşünmemi istemişti. Açıkçası bu konu tamamen aklımdan çıktı. Derken geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım ile sohbet ederken onun anlattıkları ve benim söylediğim bazı şeyler kafamda yeniden bir ışık yanmasına neden oldu. Bilge haklıydı her zaman ki gibi, insan sabırlı olmayı ve hayatın akışına güvenmeyi öğrenmezse içsel huzuru yakalaması mümkün olmayabilirdi.

Hayatın akışına güvenmek ve sabırlı olmayı öğrenmek arasında biraz tavuk yumurta ilişkisi var, akışa güvenenler daha sabırlı oluyorlar ve sabırlı olmayı bilenler daha kolay güveniyorlar. Arkadaşımın verdiği örnekte ona göre geç kalmış bir evlilik ve çocuk hayali söz konusu idi. Arkadaşlarının tamamının aile kurduğunu ve çocuk sahibi olduğunu, kendisinin ise 40 lı yaşlarına yaklaşırken henüz bu konuda bir başarısının olmadığını iddia etti.

Her şeyden önce bu tip konuları bir başarı ya da başarısızlık olarak görmekten vazgeçmesini rica ettim, iş hayatına nispeten erken atılmış ve basamakları hızla çıkarak üst pozisyonlara erken yaşlarda ulaşmıştı. Özel hayatında ise henüz istediği gibi uzun süren mutlu bir ilişkisi olmamıştı. Farkında olmadan kendisini sürekli olarak çevresinde bulunan arkadaşları ile kıyaslayarak kendisine eziyet ediyordu.

Kimin söylediğini bulamadım ama şöyle bir söz var “insanların kendi zaman çizgisine göre sizi telaşa düşürmelerine izin vermeyin, geride kalmıyorsunuz, sadece sizin zamanınız henüz gelmedi.” Hep söylerim, meyveler olgunlaşınca dallar eğilir, sizin olan size gelir. Bu istediğiniz şeylerin gerçekleşmesi için bir şeyler yapmayın anlamına gelmiyor, elbette yapın, diğer yandan istediğiniz sonucu elde edemediyseniz kendinize gereğinden fazla yüklenmeyin. Her şey en güzel zamanda olur.

Kendi hayatımdan örnek verecek olursam, öğretim hayatımı oldukça geç bitirdim, ben üniversiteye giderken çoktan iş hayatına atılmış arkadaşlarım vardı. Evliliğimi ise nispeten erken sayılabilecek bir yaşta yaptım. Yaşam amacımı bulup farklı bir kariyer yolculuğuna çıktığımda ise 40 yaşındaydım. Üniversite sınavına hazırlanan bazı öğrencilerin yaşam amaçlarını 18 yaşında keşfetmiş olduklarını görebiliyorum benden farklı olarak.

Yaşam bir yarış değil, herkes farklı kulvarlarda kendi yolculuğunu deneyimliyor, bu nedenle yaşamın akışına güvenmek ve istediğimiz şeylerin gerçekleşmesi için sabırlı olmayı becermek gerçekten önemli. Cevabımı Bilge ile paylaştığımda, “tamam, bunu kabul ediyorum” dedi.

Sevgi ile kalın.

Paylaş