Koçluk dediğimiz zaman pek çok tanımla karşılaşıyoruz. Benim kendi tanımım, kişiyi istediği şeylerin önemli bir kısmının zaman içinde olabileceğine ve yapabileceğine inandırmak. Daha klasik bir tanım, değişim sürecinde kişiye profesyonel rehberlik etmek şeklinde. Potansiyel kelimesinin kullanıldığı bir tanımı da var koçluğun. Kişinin içindeki potansiyeli fark etmesini ve kullanmasını sağlamak. Bu hafta bu konu üzerinde fikirlerimi paylaştım.

Potansiyel hepimizde var, ben hepimizin dünyada en az bir konuda çok eşsiz olduğumuza inanıyorum, bu konuyu bulabilenler genellikle daha başarılı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürüyorlar.

Potansiyel hepimizde var ise onu niye tam olarak kullanamıyoruz. Bunun bence en önemli sebebi iletişim kurmaktaki eksikliklerimiz.

İletişim dediğimizde ben bunu ikiye ayırıyorum, Kendimizle olan iletişimimiz ve diğer insanlarla olan iletişimimiz şeklinde.

Kendimizle olan iletişimimiz, kafamızda dönüp duran düşünceler ve senaryolar. Anda kalmayı başaramadığımız her zaman kafamız düşüncelerle doludur, bunu engellemenin bir yolu da yoktur, ama en azından istediğimiz şeyleri, olmasını istediğimiz şekliyle düşünmek mümkündür.

Size keyif verecek bir rüya görecek olsanız bu rüyanın nasıl olmasını istersiniz?

Kendimizle olan iletişimimizde yaptığımız en büyük hata kötü senaryo yazımı. Çok ama çok kötü senaristleriz çoğumuz. Ondan sonra da ortaya çıkan filmi yerden yere vurup duruyoruz.

Olaylara sadece kötü tarafından yaklaşmak potansiyelimizi sınırlar.

Bir futbol sahası düşünün, kötü senaryo yazımı ile kendi yarı sahanızda oynuyorsunuz, oysaki maçı kazanmak için gol atmak lazım, siz rakip sahaya gitmiyorsunuz bile. Kendi yarı sahanızda al gülüm ver gülüm takılıyorsunuz.

Yapmanız gereken şey “Bu senaryom gerçekten %100 doğru mu, başka nasıl ihtimaller olabilir?” sorusunun üzerinde düşünmek ve mümkünse yazmak.

Danışanlarımla aramda geçen bazı diyaloglardan örnek vermek istiyorum:

D1: Bu hafta işyerinde performans görüşmesi vardı, beklentimin altında bir not aldım, patronum beni sevmiyor.
D2: Sevgilimle bu ay sadece bir kere görüşebildik, sanırım yakında ayrılacağız.

Olası bazı diğer senaryolara bakalım.

  • Beklentimin altında bir not aldım;
  • Patronumun bana olan sevgisi ile objektif bir şekilde vermiş olduğu not arasında bağlantı olamaz
  • Gerçekten kötü performans sergilediğim bir dönemdi, patronum bana hak ettiğim notu vererek aslında bana iyilik yaptı ve önümüzdeki dönem daha iyi olmamın önünü açtı.
  • Geçen dönem tam not almıştım, bir dönemde bana olan sevgisinde ne değişmiş olabilir ki.
  • Benimle uzun uzun konuştu, güçlü yönlerimi paylaştı ve beklentilerini sıraladı, sevmiyor olsa bunları niye yapsınki.
  •  Daha geçen hafta iş yemeğinde benden övgüyle söz etmişti.

 Bu ay sadece bir kere görüşebildik;

  • Sevgilimin işleri hiç olmadığı kadar yoğun, bana zaman ayırmak istediğini biliyorum aslında
  • Geçenlerde bir kere buluşmak için aradığında benim işim vardı, tamamen aklımdan çıkmış bu
  • Aslında geçen Çarşamba akşamı buluşabilirdik ama dizi seyretmeyi tercih ettim
  • Beni iş arkadaşlarıyla yemeğe davet etti, sıkılırım diye gitmedim
  • Önümüzdeki ay beraber tatile gideceğiz, benden ayrılacak olsa niye tatile gitsin ki.

 Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Kafanızın içinde dönüp dolaşan senaryoları şöyle bir masaya yatırın bakalım, başka hangi ihtimaller olabilir, bir düşünün, ancak o zaman potansiyelinizi kullanmaya başlayabilirsiniz.

Bir olasılıklar denizinde yaşıyoruz ve sürekli düşündüğümüz, dikkatimizi verdiğimiz şeyleri yaratma gücüne sahibiz. Kafanızın içinde sürekli dönüp duran felaket senaryolarını değiştirmenin zamanı gelmiş olabilir. Kendinize bir “field of dreams” yaratın. Bu arada izlemediyseniz bu filmi de izlemenizi öneririm.

İletişim ikiye ayrılır demiştik, kendimizle olan iletişimimiz ve diğer kişilerle olan iletişimimiz. Yukarıda kendimizle olan iletişimimizi incelemiştik, şimdi kısaca diğer kişilerle olan iletişimimizden bahsedeceğim.

Çok sık duyuyoruz, iletişim çağında yaşıyoruz diye. Diğer yandan; insanlar arasındaki iletişimin bu kadar kötü olduğu başka bir çağda olmamıştı herhalde, her türlü iletişim aracı var ama gerçek iletişim yok.

Özellikle yaşı 35’in altında olan danışanlarımdan bu konuda duyduklarım beni hem şaşırtıyor hem de üzüyor.

Bizim için önemli olan insanlarla mümkün olan durumlarda fiziken görüşmeliyiz, bunun yerini hiçbir şey tutamaz ve fiziki bir görüşmede ele alınması gereken konuları telefonda, mesaj veya mail ile konuşmak aslında iletişim kurmamaktır.

Bir danışanımın nişanlısı başka bir kentte yaşıyor ama aradaki mesafe çok da uzak değil. Rahatlıkla bir haftasonu tatilinde görüşebilirler. Fakat bunu yapmak yerine kendilerince önemli olan konuları mesaj veya maille iletmeye devam ediyorlar. Evlenmeyi planlıyorlar ama bütün önemli kararlar telefonda alınıyor ve dolayısı ile zaman zaman büyük kavgalar ediyorlar. Buluşmaya ve buluştuklarında önemli konuları konuşmaya karar verdiklerinde bütün bu iletişim sorunu çözülecek. “Perdenin rengini sorduğumda sanırım beğenmedi, beni beklemeye aldı”, “TV büyük ekran olsun dediğimde gönderdiği mesajın sonuna gülücük eklememiş”, “mailime 3 saat sonra yanıt verdi, bir konuyu özellikle yanıtlamamış gibi” sorunlar yaşanmayacak.

Bir başka danışanım annesinden özür dileyecek. Önemli bir konu. Aralarında sadece bir boğaz köprüsü var ama bir türlü görüşemiyorlar. İnsan annesinden onu görme ve konuşma ihtimali varken telefonda özür diler mi, hele konu da gerçekten önemliyse. Vallahi benim aklım almıyor gerçekten. Sonra “telefonda annem soğuk konuştu”, “acaba beni affetmedi mi, hala bana kırgın mı” diye bir hafta kafayı ye. Yahu git sarıl annene, olay çözülsün, belki özür dilemene bile gerek kalmaz.

Eskiden mektup yazmak diye bir olay vardı, sonra onun yerini mail ve mesaj aldı. Tamam bunu anlıyorum ama mektup kime yazılırdı, genellikle uzakta yaşayan ve görüşme ihtimalimiz az olan kişilere yazılırdı. Sevgilinizle, ailenizle, arkadaşlarınızla en azından önemli konuları yüz yüze görüşün. Bu tahmin ettiğinizden daha önemli bir fark yaratabilir.

Diğer insanlarla olan iletişiminizi kuvvetlendirmek adına yüz yüze görüşmelerde yapabilecekleriniz konusunda da bir iki şey söylemek istiyorum. Bu konu ilginizi çekiyorsa meta programlarla ilgili bültenimi okuyabilirsiniz.

Konu konuyu çağrıştırdı, burada bir parantez açıyorum. Byron Katie’nin Work isimli bir çalışması var, bu çalışmada kullanılan sorulardan bir tanesi ilişki problemlerinde çok işe yarıyor, ben seanslarımda kullanıyorum, sizinle de paylaşmak istedim.

İlişkimizin daha iyi olması için Annemin / Sevgilimin / Patronumun …………….. (yapmasına) ihtiyaç var.

Örnek:

  • İlişkimizin daha iyi olması için sevgilimin bana daha romantik davranmasına ihtiyaç var.
  • İlişkimizin daha iyi olması için sevgilimin beni arkadaşları ile tanıştırmasına ihtiyaç var.
  • İlişkimizin daha iyi olması için sevgilimin bana sürprizler yapmasına ihtiyaç var.
  • Şimdi aynı cümleleri “sevgilimin bana” ibaresini çıkararak ve yerine “benim sevgilime” yerleştirerek ve fiilleri düzelterek tekrar okuyun.
  • İlişkimizin daha iyi olması için benim sevgilime daha romantik davranmama ihtiyaç var.
  • İlişkimizin daha iyi olması için benim sevgilimi arkadaşları ile tanıştırmama ihtiyaç var.
  • İlişkimizin daha iyi olması için benim sevgilime sürprizler yapmama ihtiyaç var.

 Cümle yapısı biraz bozuk olabilir, sorun değil, ana fikri anladınız 🙂

İçinizden gelerek isteyerek yapacağınız şeylerin birebir aynı formatta olmasa bile sizi mutlu edecek şekilde geri döneceklerinden emin olabilirsiniz.

Görmek istediğiniz değişim siz olun, gerisi kendiliğinden gelecektir.

Diğer insanlarla olan iletişimimizin potansiyelimizle ne alakası var diyorsanız size şunu söylememe izin verin lütfen.

Bugün dünyaya baktığınızda daha başarılı, mutlu ve huzurlu olan insanların bir iki istisna dışında neredeyse tamamı insan ilişkileri üzerinde uzmanlaşmış olan veya insan ilişkileri mükemmele yakın olan kişilerdir.

Benzer şekilde hayattan keyif alan insanların önemli bir kısmının çok iyi anlaştıkları geniş bir çevreleri vardır. Bütün bunların altında ise insanlarla onlara değer verdiğinizi gösterecek bir şekilde iletişim kurmak yatar, bunu yüz yüze görüşerek ve ben bu ilişkiye ne verebilirim yaklaşımı ile yaparsanız büyük bir avantaj sağlarsınız

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen + 14 =