PARALEL EVREN TEORİSİ VE KİŞİSEL GELİŞİM

PARALEL EVREN TEORİSİ VE KİŞİSEL GELİŞİM

Paralel evrenler teorisini çok basit bir şekilde ele alacak olursak şöyle bir çıkarım yapabiliriz: aldığımız karar veya yaptığımız her seçim sonucunda farklı bir gerçekliğin kapısını aralarız, sayısız seçimlerimizin sonucunda da sayısız paralel evren oluşur ve her birinde farklı bir hayatımız olur. Bu zaten sadece kuramsal bir teorem, Sliding Doors filmini hatırlarsınız, orada bu konu benzer şekilde işleniyordu.

Bu teoremin olumsuz bir yönü var bence, karar alma konusundaki sorumluluğumuzu çok fazla artırarak üzerimize gereğinden fazla bir yük bindiriyor. Aldığım her karar sonucunda farklı bir evrene adım atıyorsam bu stres ile nasıl karar alabilirim?

Benim bugün anlatmak istediğim nokta ise kafamızda yarattığımız paralel evrenler konusu. Olması gereken diye bir şey uydurarak kafamızda bir tür paralel evren yaratıyoruz. Bu aynı zamanda mutsuzluğa davetiye çıkarmak anlamına da geliyor. Çünkü olan hayatımız ile olması gereken hayatımız arasındaki fark bize göre hiç kapanmıyor. Çok nadiren olduğumuz anda olduğumuz kişi ve yaptığımız şey bizi tam anlamıyla tatmin ediyor.

Buna acilen bir son vermemiz gerekiyor. Olması gereken diye ayrı bir dünya yok. Olan zaten olması gereken, yani ikisi aynı şey, biz bunları kafamızda ayrı yerlere yerleştiriyoruz.

Geçenlerde epiktetos un bir sözünü paylaşmıştım ”hayatında olup biten şeylerin, dilediğin şekilde olmasını isteme, nasıl oluyorlarsa öyle olmalarını iste, böylece her zaman mutlu olursun” şeklinde idi. Buna tüm kalbimle katılıyorum.

Anda kalabilmek için de bahsettiğim konu büyük önem taşıyor. Kafamızda olması gereken diye bir dünya yarattığımızda sürekli onu düşündüğümüz için anda kalmak da zorlaşıyor.

Bir Bilge bana bir gün “belki de her şey tam da olması gerektiği gibi ilerliyordur, bu şekilde düşünmeye ne dersin” demişti. Bazen bir cümle hayatınızı değiştirir ya işte benim cümlelerimden bir tanesi de bu olmuştu kesinlikle.

Sevgi ile kalın.

Paylaş

Önerilen Yazılar