Geçenlerde bir okurum son yıllarda gitgide artan bir şekilde insanların kendi kendilerine kalmayı tercih ettiğini, bunun biraz da artan huzur ihtiyacından kaynaklandığını, diğer yandan yalnız olmanın aslında mutluluk açısından sakıncaları olabileceğini belirterek bu konuda benim de fikrimi sormuştu, bugün bu konuda düşündüklerimi yazmak istedim.

Her konuda olduğu gibi burada da dengenin önemli olduğunu düşünüyorum; yani kendi kendimize kalıp bir şeyler yapmak isteyeceğimiz zamanlar da olacaktır diğer insanlarla bir şeyler paylaşarak eğlenmek isteyeceğimiz zamanlar da olacaktır. Herkesin denge noktası da farklı olacaktır; çünkü içe dönük ve dışa dönük yapılar birbirinden farklıdır.

Geçenlerde akşam yemeğinde küçük kızım Ada “Baba sen evde olmayı mı daha çok seviyorsun yoksa dışarıda bir şeyler yapmayı mı?” şeklinde bir soru sordu, düşündüm ve “değişiyor” diye yanıt verdim. Gerçekten bu durum benim hayatımda biraz değişken; bazen daha çok evde oluyorum bazen ise dışarıda daha çok zaman geçiriyor ve sosyalleşiyorum. Ama hangi dönem olursa olsun bir dengeyi gözetmeye çalışıyorum.

Mutluluk ve huzur açısından da konuyu inceleyelim birlikte. Mutluluk üzerine düşünmeyi ve yazmayı seviyorum, bu açıdan bakacak olursak benim oyum sosyalleşme lehine olacaktır; diğer insanlarla birlikte olmanın, konuşmanın, paylaşmanın, birlikte bir şeyler yapmanın kişiyi beslediğini ve mutlu ettiğini gözlemliyorum; bu nedenle özellikle de dışa dönük kişilerin daha mutlu olmak için imkanları ölçüsünde daha fazla sosyalleşmeleri iyi bir seçenek olabilecektir.

Huzur açısından bakacak olursak kimlerle birlikte olduğumuz ve neler yaptığımız biraz daha fazla önem kazanıyor. Eğer enerjimi artıran, birlikte gülebildiğim, güzel şeyler konuşabildiğim insanlarla bir arada olursam huzurum da artabilir ama bunun tam tersi durumlar da yaşanabiliyor, bu nedenle kimlerle birlikte olmayı seçtiğim çok önemli. Eskiden bununla ilgili bazı yazılar yazmıştım, insan başkaları ile buluştuğunda neler konuştuklarına dikkat etmeli şeklinde bir ana fikri vardı.

En ideali ise zamanımızı ve önceliklerimizi iyi yöneterek hem kendi başımıza kalacağımız alanlar yaratmak hem de diğer insanlarla birlikte bir şeyler yapıp sosyalleşmek. Bunlar birbirinin yerini tutabilen şeyler değil. İçe dönük bir yapınız var ise yalnız kalma isteğiniz bir miktar daha fazla olabilir.

Ben bir parkta yalnız yürüyüş yapmayı veya kitap okumayı da çok seviyorum; arkadaşlarımla buluşup eski anıları anlatıp gülmeyi de seviyorum. Bu ikisini dengeleyebildiğimde daha mutlu ve huzurlu oluyorum.

Önemli olan uç noktalarda olmamak, yani kişinin kendisini sosyal hayattan tecrit ederek tamamen eve kapanmaması veya kendine hiç zaman ayırmayarak sürekli dışarıda ve başka insanlarla olmaması. Herkes kendi denge noktasını bilir bu konuda, önemli olan biraz da uygulayabilmekte sanırım. Ve son önerim, enerjinizi emen kişilerden olabildiğince uzak durmaya çalışın, en azından az görüşün, çünkü enerji önemlidir, huzur ve mutluluğu belli ölçülerde belirler. Teflon bir yapınız var ise üzerinizden akıp gider ve fazla etkilenmezsiniz, diğer yandan sünger yapısı var ise başkalarının anlattıkları ve konuştuklarınız üzerinizde çok fazla etki yapar.

Sevgi ile kalın.