Konfor Alanının Dışına Çıkmak


“Size nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Nasıl başlayacağını söylemek için geldim.”

 Bu bültenimizde konfor alanının dışına çıkmaktan bahsedeceğiz. Güvenli olan her zaman bizim için iyi olan mıdır, bunu tartışmak istiyorum sizlerle.

Hayatını Seç kitabımla ilgili olarak çok sayıda yazı yayımlandı, bunlardan bir tanesi özellikle hoşuma gitmişti. Ferhat Uludere’nin Radikal Kitap Eki’ndeki yazısı beni güvenli hayatını terk eden küçük burjuva olarak nitelendirmişti.

http://kitap.radikal.com.tr/Makale/bir-kitap-hayat-degistirir-mi-351016

Hayatım boyunca özellikle de 40 yaşıma kadar hep güvenli olanın peşinden gittim. Ne istediğimi çok fazla sorgulamadan işletme eğitimi aldım, çünkü o dönemde işletme eğitimi alanlar iş bulma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamıyorlardı. Pazarlama masteri yapmaya başladım, çünkü işletme üzerine yapacağınız bir master sizi iş konusunda daha da güvenli bir alana taşırdı.

Üniversitede kalıp öğretim görevlisi olma şansım vardı, çok da istiyordum aslında, insanlara bir şeyler öğretmek hep ilgimi çekmişti, maaşı düşük diye yapmadım.

2 yıl bir denetim firmasında çalıştıktan sonra en güvenli iş yeri olarak gördüğüm İş Bankasında çalışmaya başladım. Bankacılığı sevip sevmemem üzerinde fazla durmadım. Güvenli olması önemli ve yeterliydi.

40 yaşıma geldiğinde ise bambaşka bir yola girerek sevdiğimin peşinden gitttim, yazarlık ve koçluk yapmaya başladım.

Güvenli olan her zaman en iyi seçenek olmayabilir. Bunu fark edip değiştirmek istediğinizde yapmanızı tavsiye edebileceğim şeylerden belki de ilki ise konfor alanınızı tasvir edip dışına çıkmak için minik de olsa bir adım atmak.

Konfor alanı, kendimiz ve hayat hakkındaki düşünce ve inançlarımızla oluşturduğumuz güvenli bölgemizdir. Diğer bir deyişle, kim olduğumuz ve dünyayı nasıl algıladığımızdır.

Mevcut düzenimizi bozmadan, minimum bir çaba ile ortalama bir performans göstererek yaşadığınız ve büyük riskler almadığınız güvenli alandır.

Her insanın her konuda farklı konfor alanları vardır. Aşk konusundaki konfor alanınız uzun zamandır birlikte olduğunuz ve artık herhangi bir şey hissetmediğiniz ancak alışkanlık nedeniyle devam ettiğiniz ilişkiniz olabilir. İş konusunda konfor alanınız kariyerinizde yükselemediğiniz ancak sizi asla işten çıkarmayacaklarını tahmin ettiğiniz maaşlı işiniz olabilir.

Bu alanın içinde kendimizi güvende hissederiz, çünkü karşımıza çıkabilecek olayların çoğu için bir karara sahibizdir ve bu çoğu zaman olaylar için peşin hükümlü olmaya kadar gidebilir.

Bilinmeyen, insanları genellikle korkutur, bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız zaman kendimizi güvende hissederiz.

Yeni bir seçim yaparak konfor alanını terk etmek çoğumuzu korkutur, çünkü onun dışında ne olduğunu bilmeyiz. Bazen bu korkumuzun üstesinden gelip onun dışına çıktığımız, farklı davrandığımız durumlar olmuştur. Bir kez bunu yaptıktan sonra geriye dönüp baktığımızda neden o kadar beklediğimizi bir türlü anlayamayız.

Benim şu anda yaşadıklarım, deneyimlediklerim bunun en güzel örneği işte. Yazı yazıyorum, koçluk yapıyorum, insanlara faydalı oluyorum, keyif alıyorum.

Haftasonu sahilde bir danışanıma rastladım, çantasında benim kitabım duruyordu, ayak üstü biraz sohbet ettik, nasıl bir mutluluk anlatamam. Güvenli alanın dışına çıkmasaydım asla gerçek olmayacak bir hayal olarak kalabilirdi.

Sizinde peşinden gitmeyi ertelediğiniz bir hayaliniz var mı, güvenlik duvarlarının dışına çıkmayı düşünüyor musunuz, küçük bir adım atmaya hazır mısınız?

Koçlukta danışanın kendisini geliştirmek istediği bir konuda çok ufak, minicik bile olsa bir adım atması bu açıdan çok önemlidir.

Açık uçlu mucize sorularla (cevabı evet veya hayır olmayan) danışanı düşündürür ve sorundan ziyade çözüme odaklanmasını sağlarız, çoğu zaman onu gelecekte isteğinin gerçekleşmiş olduğu bir alana taşırız. Mucize sorularla danışanı mevcut kutusunun dışına çıkma konusunda cesaretlendiririz. Daha sonra da çok ufak bir eylem adımı planlamasını isteriz.

Bizler fiziksel bir dünyada yaşayan ruhani varlıklarız, eylem aslında gerçekleştirmek için değil keyif almak için var. Diğer yandan; bu bilgiyi tamamen unutmuş durumdayız ve en azından yeniden hatırlayana kadar eylem adımları gerçekleştirmenin küçük de olsa bir parçası olacak. Başlangıçta konfor alanının dışına çıkmak için, sonrasında hayali şekillendirmek için ve en sonunda keyfini çıkarmak için.

Peki bu adımı atmak için ihtiyacımız olan şey nedir?

Bir şeyi gerçekleştirmek konusunda kalbimizden gelen kuvvetli bir isteğin dışında tek ihtiyacınız olan güvenmek. İlginç değil mi? Güven alanının dışına çıkmak için tek ihtiyacınız olan yine güven. Ama biraz farklı bir güven. Kendinize, Tanrı’ya/Evren’e, ailenize, arkadaşlarınıza ve hiç tanımadığınız insanlara, geleceğe güvenin.

Kendinizi boşluğa bıraktığınızda aslında düşmeyeceğinizi, ya yeni bir yol belireceğini yada  mutlaka bir dala tutunacağınızı fark edeceksiniz. Matrix filminde anlatıldığı gibi.

“Orada olduğunuzu biliyorum. Sizi hissedebiliyorum. Korktuğunuzu biliyorum. Bizden korkuyorsunuz. Değişimden korkuyorsunuz. Gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Size nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Nasıl başlayacağını söylemek için geldim. Telefonu kapatacağım. Ve sonra bu insanlara, sizin, onların görmesini istemediğiniz şeyi göstereceğim. Onlara bir dünya göstereceğim sizin olmadığınız bir dünya. Kuralların, kontrolün, sınırların ve sınırlamaların olmadığı bir dünya. Her şeyin olabileceği bir dünya. Buradan nereye gideceğinizi size bırakıyorum.” (Neo)

Paylaş

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

twenty − 14 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.