Keyifsizlik Üzerine Keyifli Bir Yazı


Bu kez keyifsizlik üzerine kısa bir bülten ile birlikteyiz. Ne yani siz benim hep keyifli olduğumu mu sanıyordunuz? Okuyunca belki şaşıracaksınız ama benim de keyifsiz olduğum dönemler olabiliyor 🙂

Cumartesi günü harika bir hava vardı; bol güneş, masmavi gökyüzü, yaprak kıpırdamıyor, sıcak. Bizde öğleden sonra arkadaşlarımızla birlikte Caddebostan Sahili’nde piknik yaparak güzel havanın tadını çıkardık.

Pazar günü ise tam aksine kapadı hava, rüzgarlı ve nispeten soğuktu. Nereden çıktığı belli olmayan delicesine bir rüzgar tüm güne damgasını vurarak özelikle açık hava faaliyetlerini zorlaştırdı.

Keyifsizlik çoğu zaman aniden çıkan bir rüzgar gibi hayatımıza, her zaman belirli ve büyük bir nedene dayanmak zorunda değildir, davetsiz misafir gibi kapıda belirir ve izin istemeden içeri girer.

Peki bu durumda ne yapmalıyız, hemen keyfimizi artırmaya çalışmak her zaman doğru yöntem midir?

Rüzgar çıktığında ne yaparsınız? Onunla mücadele etmeniz bir işe yarar mı? Bir keresinde 47 kg. olan rahmetli Teyzem rüzgarın şemsiyesini ters çevirmesi ile birlikte havalanıp yere düşmüştü.

Keyifsizliği kabaca ikiye ayırıyorum, bu yazının konusu olan nispeten kısa süreli ve belli bir olaya dayanmak zorunda olmayan keyifsizlik ile daha uzun süren ve/veya arkasındaki olayı net olarak tespit edebildiğiniz keyifsizlik.

Kişisel gelişim konularına merak duyanlar ve özellikle de yeni başlamış olanlar keyifsizlikle mücadele etmeye ve sürekli bir keyif alma haline ulaşmaya çalışıp bu süreç istedikleri gibi gitmediğinde şaşırıp pes edebiliyorlar.

Sürekli keyifli, neşeli olup bulutların üzerinde dolaşmak ve gülücükler dağıtmak çok güzel olurdu, belki de olmazdı, bilemiyorum. Ama bir insanın sürekli olarakkeyifli olmasının çok da mümkün olmadığını düşünüyorum. İniş ve çıkışlar olacaktır.

Bu nedenle kendinizi keyifsiz hissettiğinizde bunu olumsuz bir durum olarak algılayıp değiştirmek için sabırsızca ve çok fazla çaba sarf etmek bir tür direnç oluşturarak sizi daha da aşağılara çekebilir.

Peki yapılması gereken ne veya benzer durumlarda ben ne yapıyorum?

Öncelikle keyifsizlik durumunu içten bir şekilde kabul edip ona sarılın ve rahatlayın. Kendinize, her gün keyifli olma zorunluluğunuz olmadığını hatırlatın. Daha sonra bu durumun geçici olduğunu aklınıza getirin. Daha öncede keyifsiz günler geçirmiş ancak bir şekilde daha sonra neşeli günlere ilerlemiştiniz.

Nasılki rüzgar sonsuza dek esmez ve birden sanki hiçbir şey olmamışcasına kesilirse sizin keyifsizliğinizde hiçbir şey yapmadığınızda bile kısa bir süre sonra sona erecek. Süreyi oluşturacağınız direnç ile kendiniz belirleyeceksiniz. Ne kadar az direnç o kadar kısa süren keyifsizlik durumu diyebiliriz.

Aslında özetle şunu söylemek istiyorum; kendinizi keyifsiz hissettiğinizde bunun son derece normal ve geçici olduğunu bilin. Hemen bir Cem Yılmaz DVD’si izleyeyim, bir iki kişisel gelişim kitabı karıştırayım o da olmazsa kendimi dışarı atayım moduna girmenize gerek yok.

Canınız ne istiyorsa onu yapın, kalın eşofmanlarınızı giyip battaniyenin altında uyumak istiyorsanız kendinize engel olmayın, keyifsizliğin keyfini çıkarın 🙂

Paylaş

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

three + eleven =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.