Her insanın ihtimaller hakkındaki fikri farklı olabilir, buna saygı duyuyorum. Kimisi Mustafa Denizli gibi %51 ihtimalin yüksek bir ihtimal olduğunu düşünür, kimisi ise %90 gerçekleşme ihtimalinde bile daha çok isteğinin gerçekleşmeyeceğine odaklanır.

Ben kendi deneyimimim neticesinde %90 ve üzerindeki ihtimalleri gerçekleşme ihtimali çok yüksek olarak kabul ediyorum. Anlatımı da buna göre yapacağım, siz isterseniz size daha çok hitap eden farklı bir yüzde kullanabilirsiniz.

Bir isteğimin bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalini %90 ve üzerinde görüyor isem bu konuda olduğum kişide bir değişiklik yapmama gerek yok, keyifli bir ruh hali içinde hareket etmem veya sadece sabırla beklemem zaten bana isteklerimi getirir.

Diğer yandan yeni yıl istek listemde, bir isteğin bir yıl içinde gerçekleşme ihtimalini %90’ın altında belirlediysem, olduğum kişide bir değişiklik yapmak, isteğimi elde etmemi kolaylaştırır ve/veya süresini kısaltır.

Gelişim en alttaki hareket basamağından en üstteki kimlik boyutuna doğru olur. Değişim ise en üstteki kimlik boyutundan başlayarak en alttaki hareket basamağına doğru olur.

Değişim dediğimizde bu nedenle OL (kimlik) – YAP (hareket) – SAHİP OL (isteğin gerçekleşsin) daha geçerli olan formüldür.

Başarının formulü ise basittir: kuvvetli bir şekilde iste, farkındalık yarat, isteğinle uyumlu inançları oluştur (kimlik boyutu) ve inancına uygun şekilde hareket et.

İnsanın kendisini değiştirmesi dediğimde; kendimiz veya hayat hakkındaki bazı düşünce, inanç kalıpları ve kararların değiştirilmesinden bahsediyorum.

Bu konunun bana göre birkaç tane püf noktası var. Sırasıyla anlatmaya çalışacağım.

Diyelim ki yeni yıl isteklerinizden bir tanesi daha sağlıklı bir fiziğe sahip olmak olsun (gerçekleşme ihtimalini %75 olarak belirlemiş olun) ve bunun için diyet ve egzersiz yapmayı düşünüyor olun.

Öncelikle mevcut haliniz için şükretmekle başlayın, tamam belki biraz kilolusunuz veya göbeğiniz var ama bu dünyanın sonu değil. Sağlığınız, işiniz, sevgiliniz, maddi durumunuz, buluşmaktan keyif aldığınız arkadaşlarınız, hobileriniz, yetenekleriniz, artık her ne aklınıza geliyorsa. Öyle bir alan oluşturun ki; bu pencereden bakınca her şey biraz daha farklı ve güzel gözüksün.

Daha sonra ilk yapmanız gereken kendinizi iyi hissedeceğiniz ve keyif alacağınız bir program oluşturmak. Eylem adımlarını kendinizi mutlu hissedeceğiniz şekilde planlarsanız işiniz %50 kolaylaşacaktır. Konu ne olursa olsun en öncelikli felsefemiz bu, yapacağımız şeyden en azından belli bir ölçüde keyif alacağız ve kendimizi iyi hissedeceğiz.

Spor salonunda çalışmayı sevmiyorsanız sadece size öyle söylendiği için spor salonuna gitmeyin. Yürüyüş yapın. Kendinizi tanıyorsunuz; bir hafta çorba içerek zayıflayacağınıza inanmıyorsanız, veya bu sizi mutsuz ediyorsa zorlamayın, başka bir diyet programı seçin.

Daha sonra isteğimizle bağlantılı olan tüm düşünce, karar ve inançlarımızı sıralayacağız. Bu olduğumuz kişiyi değiştirmek için başlangıç adımı olacak.

Örnek olarak bir danışanımın bu konu ile ilgili düşünce ve inançlarını sıralıyorum.

  • Yürüyüş yapmak sağlık için kesinlikle çok faydalıdır. Ben de yürüyüş yaparak daha güzel bir fiziğe kavuşabilirim, haftasonlarında buna zaman ayırabiliyorum.
  • Un, şeker ve tuzdan uzak durmazsam kilo veremem. Bunlara çok düşkün değilim zaten, diyet programında üç beyazdan uzak durabilirim.
  • Diyet sırasında genel olarak alkolden uzak durmak lazım ancak ara sıra içilen bir kadeh şarabın zararı olmaz. Geçmişte böyle bir deneyimim olmuştu, haftada 3 kadeh kırmızı şarap içerek ciddi anlamda kilo vermeyi başarmıştım.
  • Hem diyet programına hem de egzersiz programına harfiyen uymak gerekir, yoksa hiçbir anlamı olmaz ve istenilen sonuca ulaşılamaz (ya hep ya hiç felsefesi). Ben programları sürdürmek konusunda iyi değilim.
  • Çocuğum varken sporla ilgilenecek zaman yaratmak çok zor. Onu ihmal etmiş gibi hissediyorum, beraber spor yapmaktan da keyif alacağını sanmıyorum. Spor yapmadan sağlıklı bir fiziğe kavuşamam.

Danışanımın inançları arasında iki tanesi onun isteğinin gerçekleşmesine hizmet etmiyor, diğer bir deyişle işini zorlaştırıyor. Bunlardan bir tanesi ya hep ya hiç felsefesi. 3. Gün bir dilim pasta yediğinde veya 2. Gün yürüyüşü aksattığında programı tamamen terk ediyor.

Diğer inancı ise çocukla birlikte egzersiz yapılmayacağı, onun bundan keyif almayacağı şeklinde. Akşam işten eve gelince genelde oturarak bazı oyunlar oynuyorlar, satranç, play station veya TV izlemek gibi.

Bir de durumun aynı kalmasından kaynaklanan ikincil kazançlarınıza bakın. Mevcut haliniz size nasıl hizmet ediyor olabilir, örneğin “yemek yersem mutlu olurum, insan istediği şeyi (bir süre bile olsa) yemezse nasıl mutlu olur” gibi bir düşünceniz var mı?

Danışanım gurme kimliği ile arkadaşları arasında bayağı popülerdi, kim bir yere yemeğe gidecek olsa açar telefonu ona sorar, “abi sen bilirsin, en iyi balıkçı/kebapçı hangisidir?”

Danışanım bunu fark edince bir karar anı gelecek, mevcut kimliğini korumayı veya onu değiştirmeyi seçecek (en azından bir süre için).

Gurme kimliğini sürdürmesi için illa bir restorana gittiğinde her şeyi silip süpürmesi gerekmiyor. Bazen diyet programına uygun bir şeyler yemesi ve çevreyi gözlemlemesi ile de gurmeliğe devam edebilir.

Daha da ötesinde gurmeliği bıraksa ne olacak ki, yerine başka bir şey bulabilir, seyahat gurmesi olur, insanlar tatile giderken onu arayıp fikir isterler.

İkincil kazancını fark etmesi ve inançlarının bir bölümünü değiştirmesi onu arzu ettiği hedefe (isteğinin gerçekleşmesine) çok daha kolay ulaştıracak.

Nasıl inançlar oluşturursa isteğini daha kolay gerçekleştirir?

Örnek olsun diye söylüyorum: “Programlara harfiyen uymama gerek yok, zaman zaman süreçte kesintiler yaşansa, gerilemeler olsa bile ben hedefimi gözden yitirmedikçe istediğim sonuca ulaşırım.” Diğer inanç ile ilgili örnek ise, “insan çocuğu olsa bile spora zaman ayırabilir, aktivitelerin bir kısmını beraber yapmak ilginç bile olabilir hatta.”

Şimdi kendinize sorun bakalım isteğinize ulaşmanızı kolaylaştıracak olan yeni inançlarınız size ne kadar inandırıcı geliyor? Eğer bu inançlar sizde “olabilir yahu, neden olmasın” tadında bir izlenim bırakıyorsa tamam. Eğer yeni oluşturmak istediğiniz inanç size inanılır gelmiyorsa o zaman bir yada iki ara istasyon oluşturun.

Örnek vereyim, “programlara uysam tabii ki çok daha iyi olur ama bazen kaçamak yaptığımda daha sonraki günlerde biraz daha dikkat ederek aradaki farkı kapatabilirim sanırım, programı tamamen sonlandırmak anlamsız.” Bu nasıl oldu, belki buna daha kolay inanabilirsiniz.

İsteklerimize ulaşmamızı kolaylaştıracak ve az da olsa inanabileceğimiz yeni inançlarımızı bulduktan sonra onları kuvvetlendirmek için kanıt toplama sürecine gireceğiz. İsterseniz düşünerek yapın, ben her zaman yazarak yapılan egzersizlerin daha faydalı olduğunu düşünüyorum.

Kendinize şu soruyu sorun, geçmişte bu konuda veya buna benzer bir konuda nasıl zaferleriniz, güzel anılarınız var. Konunun birebir aynı olmasına kesinlikle gerek yok.

Danışanım biraz konsantre olup düşününce “ya hep ya hiç felsefesi”nin gerçekleşmediği çok güzel bir örnek anlattı. Normalde sabahları güne ters başladığında bütün bir günün çok ters geçtiğini, ta ki bir gün suların kesilmesine ve elini yüzünü yıkamadan evden çıkmasına, ayakkabısının topuğunun çıkmasına, işe geç kalmasına rağmen hayatının en güzel günlerinden birisini yaşayana kadar. Artık gün nasıl başlarsa başlasın çok farklı bitebileceğini biliyorum dedi.

Şimdi iki konu aslında özü itibarıyla bir biri ile aynı. Ters başlayan bir günü hayatınızın en güzel gününe çevirebileceğiniz gibi ilk gününde pizza yediğiniz ve hiç hareket etmediğiniz bir egzersiz ve diyet programının da devamını çok farklı kapatabilirsiniz.

Pekala diğer isteğimizle ilgili kanıt toplama sürecinde bu kez çevremizdeki diğer insanlardan faydalanalım, onlar Ay’dan gelmediklerine göre onlar yapabiliyorsa biz de yapabiliriz.

Danışanımın sitesinde bir spor salonu var, o salonda hafta içi akşamları veya haftasonları insanlar çocukları ile beraber spor yapıyorlar, basketbol, tenis artık çocuğun ilgisini ne çekerse. Onların yaptıklarını sen niye yapamıyorsun diye sorduğumda aslında bunun mümkün olabileceğini, çocuk sıkılır diye hiç denemediğini söyledi. Emin olun o da keyif alacaktır.

Kişinin kendisini değiştirmesi dediğimde kast ettiğim bu, isteğimizle uyumlu olmayan, isteğimizin gerçekleşmesini zorlaştıran düşünce ve inançlarımızı tespit edip bunları değiştirmek.

Bunu yapmaya başladığınızda yani düşüncelerinizi tespit edip bir kısmını değiştirmeyi seçtiğinizde zaten farkındalık ve algıda seçicilik sayesinde daha önce fark etmediğiniz güzel sürprizlerle karşılaşacaksınız.

Örneğin birisi gelip size “ya akşamları çocukları alıp beraber spor yapalım” veya “ilk bir haftasında tamamen aksattığım diyet programının 4. Haftasında inanılmaz sonuçlara imza attım” diyecek.

Bir değişiklik yapmaya karar verdiğinizde iki şey aynı anda olur. Bir yandan yeni isteğinizi elde etmenizi kolaylaştıracak sürprizlerle karşılaşırsınız diğer yandan da isteğinizin niye olmayacağına dair iç sesiniz harekete geçer.

Her şeyin aynı kalmasından yana olan duygusal beynimiz, bizi değişikliğin niye olmaması gerektiği konusunda korkutmaya başlar. Bu korkuyu tanımak ve onunla nasıl baş edeceğimizi bilmek işin başka bir püf noktası.

Örnek mi istiyorsunuz, “bu yaştan sonra spor falan yapılmaz, filanca spor yaparken genç yaşta nasıl gitti” veya “çocukla spor mu olur, çocuk yorulur dersleri aksar” gibi. Kilo ile ilgili örnekler de “nereden çıktı şimdi bu diyet işi, sen gurme adamsın, güzel yemekler olmazsa mutsuz olursun” veya “yeni kıyafet alacak paran var mı, 10 kg verirsen bu üzerindeki elbiselerin hiç biri sana olmaz” gibi.

Önemli not: Düzenli ve tempolu spor yapmak istiyorsanız özellikle belli bir yaştan sonra bir doktora, diyet yapmak istiyorsanız bir diyetisyene danışın. Bültende bu konu sadece örnek olarak işlenmiştir. Danışanım bir diyetisyenden yardım alarak ve kendini tanıyarak kendi programını oluşturmuştur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seven + 11 =