KENDİMİZİ HAKLI ÇIKARMAK


Bazen farkında olarak bazen de farkında olmadan kendimizi haklı çıkarmaya çalışırız. Herhangi bir konuda bir şeye inanmayı seçtiğimizde buna dair kanıt toplamaya başlarız ve insancımızı güçlendiririz. Peki, hiç düşündünüz mü, kendinizi haklı çıkarmayı seçtiğiniz şey sizi mutlu eden bir şey mi?

Geçenlerde bir arkadaşım ile sohbet ediyorduk, bana uzun uzun erkeklerin ne kadar güvenilmez olduklarını anlattı, ondan sonra da yakın arkadaşlarının başına gelen örnekleri ve o veya bu şekilde duyduklarını anlattı. İddiasını ispat etmek ve kendini haklı çıkarmak için elinden geleni yapıyordu.

Arkadaşıma, inanmayı seçtiği ve kanıt topladığı şeyin yani erkeklerin güvenilmez olduğu fikrinin onu mutlu edip etmediğini sordum. Önce şaşırdı, sonra “elbette mutlu etmiyor, sonuçta ben düzgün bir insan ile karşılaşıp güzel bir ilişki yaşamak istiyorum” dedi.

Ortada bilimsel bir çalışma yok. Erkekler güvenilir dediğimizde de güvenilmez dediğimizde de bilimsel olmayan bir iddiadan bahsediyoruz sadece. Kaç tane örnekten hareket ediyoruz, istisnalar yok mu?

Kendinizi haklı çıkarmaya çalışırken neyi kanıtlamak istediğinize lütfen dikkat edin. Zihnimizin çok ilginç bir çalışma şekli var. Bir şeye inanmayı seçtiğimizde zihnimiz bunun bizi mutlu edecek bir şey olup olmadığı konusu ile hiç ilgilenmiyor. Doğrudan algıda seçicilik yöntemini devreye alıyor.

Algıda seçicilik çok genel olarak şu demek; neyi düşünüyor ve inanmak istiyorsanız ona dair çok sayıda kanıtı fark etmeye başlıyorsunuz. Bir projektör ile dolaştığınızı düşünün, projektör sadece belli bir alanı aydınlatıyor, ama siz bu alanı hayatın kendisi veya tamamı sanıyorsunuz.

Önyargılara körü körüne bağlanmak veya fanatizm dediğimiz şeyler yanlış konuda algıda seçiciliğin en uç örnekleri aslında. Oysa hayat farklılıklarla beslenen renkli bir deneyim. Yeni fikirlere, farklı düşüncelere açık olmalıyız. Her şeyden önce kendimiz için yapmalıyız bunu.

Bir şeyi kanıtlamaya çalışırken oluşturduğumuz ön yargılarımız ihtimalleri sınırlamaktan başka bir işe yaramaz çoğu zaman. Projektör örneğini düşünün, bu projektörün aydınlattığı alanları görebiliyoruz sadece, peki ışığın dışında kalan alanlarda neler var hiç düşündünüz mü?

Bunu yapabilmek için arada bir olaylara daha geniş açıdan bakmayı öğrenmemiz gerekiyor, tek başınıza yapamıyorsanız bir dostunuzdan yardım isteyin ve etrafınızdaki karanlık alanları sizin için aydınlatmasını rica edin, bakalım ne gibi olasılıklarla karşılaşacaksınız.

Haklı çıkmaya çalıştığınız konuların ne olduğunu ve bu konuda önyargılı davranıp davranmadığınızı iyi düşünün lütfen. Madem ortada bilimsel bir araştırma yok o halde en azından sizi mutlu edecek düşünce ve inançlarınızı kuvvetlendirmeye çalışın.

Sevgi ile, güzel düşünceler ile kalın.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.