Hep kalbimizin sesini dinlemekten bahsederiz, içsel gücümüzün rehberliğidir işte bu. Ruhunuz sizi herkesten çok seviyor ve bu nedenle size yardımcı olmak amacıyla sezgileriniz aracılığı ile sizinle iletişime geçiyor. Peki siz bu iletişim kabul ediyor musunuz, yoksa ruhunuz ile ayrı mı düştünüz bir gün bir yerlerde? Kalbinin sesini duyamayanların bir şekilde ayrı düştüklerine inanıyorum.

Meşhur bir hikayedir, Orta Amerika’da geçiyordu sanırım, kıtayı işgal eden beyazlar yerlileri köle gibi kullanıyorlar, bir gün eşya taşıyan yerliler taşıdıkları şeyleri bırakıp yere oturunca beyaz adam soruyor, neden oturdunuz, ilerlememiz gerekiyor. Yerlilerden bir tanesi de “çok hızlı ilerliyoruz, ruhlarımız geride kaldı, onları bekliyoruz” gibi bir cevap veriyor.

Günümüzün çok hızlı temposunda emin olun hepimizin ruhları çok geride kaldı, bir durmak, mola vermek, bizim için önemli şeyler için zaman yaratmak ve ruhumuzu beslemeyi ihmal etmemek önemli. Ancak bunları yaptığımız zaman kalbimizin sesini duyabilir ve içsel rehberliğimizin önderliğinde ilerleyebiliriz.

Önemli olan sevgiyi deneyimlemektir, buraya sadece başarıyı deneyimlemek için gelmedik. Önemli görevlerimizden bir tanesi de sevginin akışına izin vermektir, bu ancak açık yüreklilikle, gönül gözüyle bakarak yapılabilir. Kalbinizi açın.

Kendinizi ve başkalarını affetmeye başlamak da bunun için güzel bir ilk adım olabilir.

Sonrasında daha fazla şükretmek önemlidir, şükran içindeki bir ruh yolunu daha kolay bulacaktır.

Sevgi ile kalın