İyimserlik Öğrenilebilir Mi?


Yapılan bilimsel araştırmalar olumlu düşünmenin ve iyimserliğin sadece ruhsal sağlığımızı değil fiziksel sağlığımızı da olumlu anlamda etkileyebildiğini gösteriyor. İyi haber, iyimserlik öğrenilebilir. Bu düşünce ve inanç boyutunda gerçekleştireceğiniz bir değişiklik olabileceği gibi, bazı eylemlerle sağlayacağınız bir yeni durum da olabilir, ya da her ikisi birden kullanılabilir.

Düşüncelerimiz, kontrol edilmediklerinde, genellikle olumsuza yöneliktir. Yapılan araştırmalar bir insanın düşüncelerinin %95’inin bir önceki günle aynı olduğunu ve bunların daha büyük kısmının olumsuz düşüncelerden kaynaklandığını gösteriyor.

Bir olayı iyi veya kötü yapan daha çok bizim düşüncelerimiz ve buna bağlı tepkilerimizdir. Benim fikrime göre hiçbir insan başına gelen olayların tamamı üzerinde bir kontrole sahip olamaz, ama her insan olayların neredeyse tamamında nasıl tepki verebileceğini kontrol etme şansına sahiptir. Bu tepkilerimiz, iyimser bir bakış açısı geliştirdiğimizde daha farklı olacaktır, verdiği tepkiler değişen kişinin hayatı da bir süre sonra değişecektir.

İyimser bakış açısının özellikleri nelerdir, iyimserler genel olarak nasıl düşünür?

  1. Başlarına gelen olay her ne ise, bu olay o anla sınırlıdır. Belirli bir şimdiki zaman farkındalığı vardır. Örneğin, patron hazırladığınız raporu beğenmediyse iyimser bir insan için bu sadece o rapora özel o an oluşmuş bir durumdur. Kötümser bir insan ise bu olayı alır ve geleceğe yansıtır, “patron onu sevmemektedir ve bundan sonraki raporlar için çaba göstermenin anlamı yoktur.”
  2. İyimserler konuları birbirlerinden ayırabilirler. Örneğin birisi onların işte yaptığı bir şeyi beğenmediğinde bu konunun ev ve sosyal hayatlarını etkileme olasılığı yoktur. Ama kötümser bir insan işte yaşadığı bir olumsuzluğu alır, ev ve sosyal hayatına taşır. İşte yetersiz olduğunu düşündüyse diğer alanlarda da yetersiz olduğunu hissedebilir.
  3. İyimserler etki alanlarına odaklanırlar, neleri nasıl değiştirebileceklerine bakarlar. Kötümserler ise ilgi alanlarına odaklanır ve daha çok nelerin niye değişmeyeceğini düşünür ve çevrelerine anlatıp destek ararlar.

Sizler de başınıza gelen tatsız olaylarda bunun geçici olduğunu, hayatınızın diğer alanlarının etkilenmeyeceğini, hatanızdan ders alırsanız geleceğin geçmişten farklı olacağını, etki alanınızda hareket ederseniz pek çok şeyi değiştirebileceğinizi fark edip bu farkındalıkla hayatınıza devam etmeyi seçebilirsiniz.

Bu arada bir parantez açıp olumlu düşünmekle ilgili sık karşılaştığım bir hataya vurgu yapmak istiyorum. Sürekli olumlu düşünmeye çalışmak veya her olay karşısında iyimser olmaya çabalamak da sağlıklı değildir. Hayatın iniş ve çıkışları olacaktır, bazen bizi üzen başarısızlıklar veya kayıplar yaşarız. Bunların hemen ardından kendimizi olumlu düşünmeye zorlamak doğru bir yaklaşım değildir.

Üzülürsünüz, kızarsınız, suçlarsınız, öfke duyarsınız ve ancak bir süre sonra bir umut ışığı belirir yeniden ve ona tutunup eski halinize dönersiniz. Bu süreci normal olarak kabul etmek gerekir.

Gerçekle örtüşmeyecek boyutta bir olumlu düşünme sevdası kişiyi risklere gereğinden fazla açık hale getirebilir. Denge her zaman önemlidir. Kendinizi zorlayarak ulaşacağınız bir denge değil, doğal bir süreçte keyifle ulaşacağınız bir denge hali.

Yazının başında iyimserlik öğrenilebilir demiştim. İyimserlik için olumlu düşünceye olumlu eylemi ilave etmek gerekir. Bazı önerilerim olacak, benim reçetem aşağıdaki gibi.

Şükredin: Mümkünse bunu her gün ve yazılı olarak yapın. Sadece maddi varlıklarınıza değil manevi varlıklarınıza da şükredin.

Gereksiz ve aşırı borçlanmayın: Gelir gider durumu dengeli olan kişiler iyimserlik konusunda daha avantajlı, sürekli borçlarınızı düşünürken iyimser olmak daha zor.

Sosyal hayatınızı renklendirin: Arkadaşlarınızla düzenli olarak buluşun, eğer bir hobiniz yoksa bir hobi edinin.

Ertelemeyin: Ya yapın ya vazgeçin, ama ertelemeyin. Erteledim düşüncesi enerjimizi önemli oranda azaltır.

Basit iyilikler yapın: Kullanmadığınız eşyaları bağışlayın, tanımadığınız ihtiyaç sahibi birisine yardım edin, hayvanlar için bir şeyler yapın, gönüllü olun, doğayı koruyun.

Kitap okuyun: Size keyif veren ve değişik bilgiler öğrenebildiğiniz kitapları tercih edin.

Hareket edin: Hiçbir şey yapamıyor iseniz en azından günde yarım saat yürüyüş yapın, fiziksel olarak kendini sağlıklı hisseden insanlar ruhsal anlamda da daha dayanıklı ve sağlıklı olabiliyorlar.

Rutinin dışında dolaşın: Değişik şeyler yapmaktan ve denemekten vazgeçmeyin. Gidin bir çocuk parkında kaydıraktan kayın veya caddede ayakkabılarınızı çıkarıp yürüyün. İyimserler başkalarının ne düşündüğüne daha az önem verir.

Olumlu düşünmeyi size keyif veren eylemlerle birleştirin ve iyimserlik yolunda mesafe kat edin.

Benim iyimserlik hikayem budur, ben bunların çoğunu yapıyorum ve halimden genel olarak memnunum. Kendi reçetenizi yazabilir veya benimkini uygulayabilirsiniz, seçim sizin.

Bunları yapabilmek için olumlu düşünmeye ihtiyacınız yok, bunları yaptığınızda olumlu düşünmeye başlarsınız belki.

Sevgi ile kalın.

Paylaş

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

8 + eighteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.