HUZURA GİDEN YOL


Hepimiz daha huzurlu olmak istiyoruz, özellikle de iç huzurunu bulmak ve korumak önem kazanıyor. Ben bir konuyu analiz ederken genellikle onu alt bileşenlerine ayırmayı ve bu şekilde incelemeyi severim. Aynı yöntemi huzur için kullandığımda bileşenlerini aşağıdaki gibi seçtim. Bu maddeler konusunda bir farkındalık yaratıp eyleme geçersek huzur yakın.

Güvenmek

Stresi yönetmek

Denge

Kabul etmek ve akışa izin vermek

Bağışlamak

Sosyal medya kullanımında ölçüyü tutturmak

Şimdi alt başlıklar itibarıyla incelememize geçebiliriz.

Güvenmek:

Huzurun önemli bir unsuru güven elbette, Allah’a güvenmek, kendinize güvenmek, diğer insanlara ve genel olarak insanların içindeki iyiye güvenmek. Bugüne kadar başınıza gelen olaylarla bir şekilde başa çıktınız, bundan sonra da öyle olacak, her şeyi planlama veya olayları kontrol etme şansımız yok.

Stresi yönetmek:

Stres çoğu zaman bir zaman baskısı altısında kaldığımızda oluşur. Zaman yönetimini iyi yapabilirseniz stresi yönetmeniz kolaylaşır. Bunu yapabilmek için önceliklerinizi belirlemek ve yönetebilmek gerekir. Öncelikleriniz neler? Neler önemli, neler hemen yapılmalı, ne kadarını kendiniz yapmanız gerek?

Bizler zamanı önemli ve acil çerçevesinden yönetiriz. Bu şartlar altında 4 ihtimal bulunur:

  • Önemli ve acil
  • Önemli değil ve acil
  • Önemli değil ve acil değil
  • Önemli ve acil değil

Neyin önemli ve neyin acil kategorisine girdiği tamamen sizin değerlendirmenize kalmış. Fakat danışanlarımla bu çalışmayı yaptığımız zaman şunu gözlemliyorum, çoğu zaman diğer kategorilere girebilecek şeyleri ‘önemli ve acil’ kategorisine koyup stres miktarını iyice arttırıyorlar. Ya başkalarına aktarabilecekleri işleri kendileri üstlenmeye çalışıyor ya da daha sonra yapılsa da sorun olmayacak şeyleri hemen yapmaya kalkıyorlar.

Denge:

Denge; kısaca düşündüğün, söylediğin ve yaptığın şeylerin uyum içinde olması.

Çok basit ama bir yandan da çok zor.

Diğerleri ne der, ne düşünür endişesi.

Gerçek özgürlük; kendin olabilmek konusunda dengede olmaktır.

İşe gidiyorsun, kafandaki düşünce daha farklı şeyler yapmakla ilgili, arkadaş sohbetlerinde bunu dile getiriyorsun ama konfor alanını aşıp iş değişikliğine gitmiyorsan dengede değilsin.

Eve geliyorsun, eşinle/ sevgilinle konuşuyorsun, aklında/kalbinde başka birileri varsa dengede değilsin.

Günlük hayatta pek çok insanla ve olayla karşılaşıyorsun, kalbin evet derken ağzından hayır çıkıyorsa, ağzından evet çıkarken kalbin hayır diyorsa yine dengede değilsin.

Tek yapman gereken; düşünce, söz ve eylemi uyumlamak, bedeli ne olursa olsun, çünkü özgürlüğün bedeli olmaz

Sabırlı olmak:

Sonuçlar konusunda sabırlı olun, istediğiniz gerçekleşmeden önce ihtiyacınız olan deneyimlerle karşılaşacak ve kendinizi geliştireceksiniz. Pes etmeyip devam ettiğiniz an kaderinizin de değiştiği an olabilecektir.

Zamanını iyi yönetin, her gün hayaliniz veya hedefiniz için zihinsel ve fiziksel bir aktivitede bulunun beş dakika için bile olsa. Kötü senaryolar yazmaya başladığınızı fark ettiğinizde bunları durdurmak için en iyi ihtimal senaryolarını da düşünün ve hayal edin.

Kendinize sıkça geri bildirim yapın. Ne istiyorum, gerçek durum nedir, bugünden itibaren neyi farklı yaparsam hedefime ulaşabilirim.

Esnekliğin gücünden faydalanın, bunun için kendinize düşünme zamanları ayırın. Farklı bir yol ne olabilir? Aynı hedefe giden farklı yollar mutlaka vardır.

Başarmak için kendinize zaman tanıyın, bütün hedefleriniz bir yıl sonra tam istediğiniz gibi gerçekleşse ne olur (bende öyle oldu mesela)?

Hayatta nadiren bir şeyler tam da planladığımız gibi gerçekleşir, bu nedenle mutluluk da kesin bir şekilde planlanamaz, hayatın güzelliklerinden birisi budur, sabırlı olun, sürprizlere açık olun.

Kabul etmek ve akışa izin vermek:

Bir durumu değiştirmenin ilk aşaması mevcut durumu net bir şekilde ortaya koymak ve içten bir şekilde kabul etmektir. Çılgıncasına hareketler yaparak durumun dışına çıkmaya çalışmak çoğu zaman işe yaramayacaktır. Bizi devam etme pozisyonuna getirecek olan şey ilk aşamada durumun içten bir şekilde kabul edilmesidir. Fırsatı olanlar Hayatını Değiştir isimli ikinci kitabımdaki anda kalmak bölümünü okuyabilir. Çok önemli olan bu konuyu oldukça detaylı olarak ele aldım.

Değiştirmek istediğiniz herhangi bir şey var. Ama bu değişikliği herhangi bir nedenden dolayı şu anda yapamıyorsunuz. Söyleyeceğiniz veya yapacağınız hiçbir şeyin durumu kısa vadede değiştirmeyeceğini düşünüyorsunuz. O halde ilk aşamada durumu kabul edip sonra değiştireceğiz. Sürekli şikayet emek hiçbir işimize yaramaz çünkü.

Kabul etmekte zorlanmamızın nedeni aslında değiştiremeyeceğimizi düşünmemizdir. Her gün her seansta bunun tam aksi örneklerle karşılaşıyorum. Bir şeyleri değiştirmek için sandığımızdan çok daha güçlüyüz aslında.

Kabul etmek aynı zamanda geçmişinizle ve kendinizle barışmanızdır. Ne olduysa oldu, geçmişi değiştiremeyiz. Ama kendimize gerçekçi bir geri bildirim yapıp yola devam edebiliriz.

Ne istiyordum, mevcut durum nedir, bundan sonra neleri farklı yaparsa istediğime daha kolay ulaşabilirim?

Niye olmadı, kimler suçlu gibi sorular çok fazla işimize yaramayacaktır. Kendinizi suçlamaktan vazgeçmek kendinizi kabul etmenizin önemli bir adımıdır.

Bağışlamak:

Bir insan niye bağışlamaz? Bağışlamadığım sürece cezalandırıyorum düşüncesi vardır bilinçaltında. Bir diğer düşünce ise bağışlamıyorum çünkü ilerde bana zarar vermesini istemiyorum olabilir. Başka önlemler düşünmek yerine bağışlamamayı bu şekilde kullanmak anlamlı değildir.

Bağışlamayarak yaptığınız şey aslında kendi özgürlüğünüzü engellemektir. Bağışlamayan insan daha çok geçmişte yaşar, özgürlük ise daha çok bugünümüzde ve geleceğimizdedir.

Sosyal Medya Kullanımında Ölçüyü Tutturmak:

Sosyal medya kullanımında ölçüyü kaçırmak mutsuzluk yaratabiliyor. Ritmimiz bozuluyor, üretimimiz düşüyor, sabırsız ve plansız davranabiliyoruz. Önemli olan dozajı doğru tutturmakta. Güzel bir söz var, aslında her şey zehirdir, belirleyici olan miktardır şeklinde. Sosyal medya kullanımını günde bir saat ile sınırlandırabilirseniz sorun olmayabilir.

Teknolojik yaşam ve doğadan uzaklaşmak bizi kendi özümüzle bağlantı kurmaktan, iç sesimizi duymaktan uzaklaştırıyor, adeta robotlaşıyoruz. Gerçeği dururken sanal hayatlar yaşamaya başlıyoruz.

Eğer sosyal medya kullanımında dengeyi sağlayamıyor iseniz sosyal medya perhizi yapmaya çalışın, örneğin akşam 20’den sonra başka şeyler yapın, haftanın bir günü hiç ilgilenmeyin, tatile eski cep telefonunuzla gidin.

Unutmayalım ki dengeye yaklaştıkça huzur ve mutluluk artar, dengeden uzaklaştıkça huzursuzluk ve mutsuzluk baş gösterir. Sevgi ile, huzur ile kalın.

Paylaş

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 + eight =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.