HUZURA GİDEN YOL -2


Dünkü yazımda huzura giden yolu 7 başlık altında anlatacağımı belirtmiş olmama rağmen sadece 6 başlıktan bahsetmişim, dikkatli bir okuyucumun yardımı ile fark ettim. Bugün 7. başlığı anlatma niyetindeydim ama aklıma daha fazla şey gelince yeni bir yazı daha yazmaya karar verdim. Geçen haftanın gözlemlerine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Toplum olarak daha fazla huzura ihtiyaç duyduğumuz günlerdeyiz, umarım bir parça yardımcı olabilirim.

Daha huzurlu olan insanlar oldukça dürüst kişiler. Diğer insanlara karşı dürüst davranmanın yanı sıra kendilerine karşı dürüst olmak konusunda bayağı mesafe kat etmişler. Kendilerini kandırmıyorlar, yapabileceklerini ve yapamayacaklarını düşündüklerini iyi belirlemişler, yapabileceklerine ve dolayısıyla güçlü yönlerine odaklanan bir yaşam sürüyorlar.

Gözlemlediğim huzurlu insanlar değişimden ve yeniliklerden kaçmıyorlar, değişik durumlara adaptasyon yeteneklerini geliştirmişler, sürekli değişen bir dünyada her şeyin aynı kalmasının mümkün olmadığının gayet bilincindeler. Geriye dönüp başarılarını sayma konusunda oldukça iyiler, kendilerini kendileri ile kıyaslıyorlar, diğer insanlarla değil. Başarılarını kendilerine sıkça hatırlatarak yeni durumlarda başarılı olmayı kolaylaştırıyorlar.

Daha huzurlu insanlarda diğer insanlar ne düşünür baskısı ya hiç yok ya da çok az. Ağırlıklı olarak hayatları ile ilgili önemli kararları tek başlarına alıyorlar, sorumluluğunu da taşıyorlar. Kurban psikolojisinden hiç hoşlanmıyorlar, pek çok şeyi seçme ve değiştirme gücümüz olduğunu biliyorlar.

Huzurlu insanların bence en önemli özelliklerinden birisi diğer insanlara ve içinde yaşadığımız topluma güvenmeleri. İnsanın içindeki iyiye, doğruya ve güzele gerçekten inanıyorlar. Bu düşünce onları huzurlu yapıyor.

Yaşlanmaktan korkmuyorlar, yaşlanmanın etkilerini geciktirebileceklerini ancak onu durdurmayacaklarını biliyorlar. Kalabalık bir ortamda sevdikleri ile birlikte yaşlanmanın güzel olduğunu düşünüyorlar.

Şükretmeyi çok iyi biliyorlar, bunu günlük hayatlarının en önemli rutinlerinden birisi haline getirmişler, sahip olduklarının değerini bilmezsen hayatına yenilerini katamazsın düşüncesindeler.

Huzurlu insanlar varsayımlarda bulunmayı çok sevmiyorlar, doğrudan iletişimi tercih ediyorlar. Bir amca bana, “hayat varsayımlarla geçirmek için çok kısa, ben ne düşündüğümü pat diye söylerim, aklıma bir şey takılırsa pat diye öğrenirim, pat pat, aklına yattıysa sen de öyle yap, rahat yat” diye tavsiye verdi :).

Daha huzurlu insanların aktif insanlar olduğunu gördüm, konuşmaktan ziyade eylem odaklı bir yaşam sürüyorlardı. Akıllarına takılan konu her ne ise eyleme geçmenin ve bir şeyler yapmanın bir yöntemini buluyorlardı.

Siyaset ve futbol tartışmalarından uzak durmaya gayret ettiklerini gördüm. Başka konularda sohbet etmeyi tercih ediyorlardı.

Bir teyze bana, “Allah değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirmek için güç, değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmek için sabır ve bu ikisi arasındaki farkı anlamamız için akıl vermiş, bunu anlarsan huzuru da anlarsın” dedi. Ona katılıyorum, bu sözü daha önce bir yerlerde duymuştum ama kimin söylediğini hatırlayamadım.

Onlar benim güzel Ülkemin güzel insanları, bu ülke daha da güzel bir hale gelecekse bir yerlerden başlamamız lazım. Kendi iç huzurumuzu sağlayabilirsek bir şeyleri değiştirmek için daha fazla gücümüz olacaktır. Olaylardan etkilenmemek, üzülmemek mümkün değil, ancak unutmayalım ki bu Ülke bizim hepimizin ve onu daha güzel yapacak olan yine bizleriz, başkası değil.

Huzur ile, sevgi ile kalın.

Paylaş

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

four − 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.