HİÇBİR ŞEY YAPMAK İSTEMEYEN ADAM 3. BÖLÜM – GERİ GİDİŞ


Ahmet 3. Gün buluşmaya gelmedi. Mert cep telefonunu çıkardı, Ahmet’in numarasını tuşladı, uzun süre çaldırdı, operatörden gelen “aradığınız kişi şu an telefona cevap veremiyor” mesajını duyunca telefonu kapadı. “Ahmet merhaba, müsait olunca beni ara lütfen” şeklinde bir mesaj gönderdi.

Hava oldukça güzeldi, Mert sahilde biraz yürüyüş yaptı, arada bir cep telefonunu kontrol ediyordu, Ahmet’ten hiç ses çıkmadı.

Mert öğleden sonraki seanslarını tamamladı, aklının bir köşesinde Ahmet’in durumu vardı. Akşam saat 20.30 gibi Caddebostan Migros’un karşısındaki barlar sokağına gitti. İçinden bir ses Ahmet’i buralarda bir yerde bulacağını söylüyordu. Sigara yasağı ve güzel hava nedeniyle hemen hemen herkes dışarıda oturuyordu, restoranların içini dikkatle inceleyerek yoluna devam etti.

Mert yanılmamıştı. İstavrit isimli restoranda arka masalardan birinde Ahmet tek başına oturuyor ve içki içiyordu. Depresyondayken yapabileceğiniz en kötü şeylerden birisi yalnız içki içmektir. Mert koç kimliğini bir kenara bıraktı, Ahmet’e arkadaşça yaklaşmaya karar verdi bu akşam.

Bu tip vakalarda, özellikle çalışmanın başlangıcında geriye gidişler yaşanabiliyordu. Sabırla yaklaşmak ve çalışmalara devam etmek önemliydi.

Masaya oturdu, Ahmet şaşırmış gözükmüyordu. “Kusura bakma, kendimi bugün pek iyi hissetmiyorum, yarın seni arayacaktım” dedi. Mert garsondan bir kadeh istedi, bir tek rakı doldurdu kendine ve sohbete başladılar.

“Kendini neden kötü hissediyorsun Ahmet, seni özellikle rahatsız eden nedir?”

“Korkağın tekiyim, hayatla olan mücadelemde cesarete ihtiyacım var, ama en son sahip olduğum şey cesaret ve özgüven herhalde.”

“Cesaret bir yolculuktur Ahmet”

“Bu yolculuğa çıkmak ve cesur olmak istiyorum”

“Sence cesaretin bileşenleri nedir, cesur olarak tanımladığın insanlar başka hangi özelliklere sahipler?”

“Bilmiyorum, sen anlatsana.”

“Bence içinde önemli miktarda merak var. Farklı şeyler yapmak, farklı insanlarla tanışmak ve birlikte bir şeyler yapmak, kendimizi keşfetmek.

Cesaretin içinde heyecan duymak var ayrıca. Bir kararı uygulamanın heyecanı, bizi sonunda bekleyen güzel şeyler.

Bu merak ve heyecan duyguları zaman içinde cesarete dönüşür. Eğer daha cesur olmak istiyorsan daha meraklı ve heyecanlı ol, cesaret arkasından kendiliğinden gelir.

“Bir insan nasıl daha meraklı olur?”

“Bu bir öğrenme isteğidir, kendine sorular sormayı gerektirir.”

“Nasıl sorular?”

“Koçluk çalışmaları sırasında sıklıkla karşılaştığın tarzda sorular. Ben ve hayatım nasıl daha farklı olabiliriz? Rutinlerimizin, alışkanlıklarımızın dışında nasıl bir dünya var?

“Kendime sorular sormanın dışında neler yapabilirim?”

“Okumak, yorumlamak, tartışmak, yazmak, merak sürecini besler.”

“Peki nasıl daha heyecanlı olunur?”

“Hayal ederek bence.

Ulaşmak istediğin yere geldiğinde ne yaşayacaksın, en iyi senaryon nedir? Daha fazla heyecan duymak için senaryoyu değiştir gerekirse, ilaveler yap.

Cesaret, hayata tutkuyla yaklaşmaktır. Hayaller, tutkuyu besler.

“Anlattıklarının doğru olduğunu düşünüyorum, diğer yandan bana faydası yok. Ben hiç hayal kuramıyorum.”

“Nefes alabiliyorsan, hayal de kurabilirsin.”

“Emin değilim.”

“Yarın çalışmamıza geldiğinde hayal kuracaksın.”

“Bana benden fazla güveniyorsun.”

“Öyle diyorsan öyle olsun.”

Mert müsaade istedi, garsona masaya başka içki servisi yapmamasını tembih etti, Ahmet’le vedalaştı ve evine gitti. Yarın önemli bir gün olacaktı.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 × 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.