HAYATIMI DEĞİŞTİREN 12 GÜN


BÖLÜM 1 – KARŞILAŞMA

Bodrum’da tek başına tatildeydi, en çok Eylül ayını severdi, tatilciler elini ayağını çekince ve rüzgar kesilince Bodrum’un tadına doyum olmazdı. Deniz kıyısında en ön şezlongda yer bulmuştu. Kitabına uzandı, ayraç kullanmıyordu, kaldığı yeri buldu ve okumaya başladı. Arada bir soğuk naneli limonatasından yudumlar alıyordu. Cep telefonundan gelen Frank Sinatra şarkıları eşliğinde zaman zaman kitabını kapatıp kıpırtısız denizi ve ufku seyrediyordu.

Müzik kesildi, telefonu çalmaya başladı, telefonuna bir göz attı, arayan numara kayıtlı değildi, herhangi bir isim belirmemişti. Biran önce açıp konuşup kitabına geri dönme isteği ile telefona uzandı. “Merhaba, ben Adil Rıza Yılmaz, Mert Çuhadaroğlu ile görüşebilir miyim acaba?”. İsmi nereden tanıdığını düşünmeye çalışırken bir yandan da cep numarasını fazla kişinin bilmediği aklına gelmişti.

“Merhaba, ben Mert Çuhadaroğlu, sizi tanıyor muyum?”. Telefondaki ses 60-65 yaşlarında bir erkeğe ait olmalıydı, sigara içen birisinin sesiydi.

“Beni tanımıyorsunuz, umarım rahatsız etmiyorumdur, sadece 5 dakikanızı alacağım, konu benim için çok önemli”.

“Elbette, sizi dinliyorum.”

“Konu kızım hakkında, mutsuzluk hastalığına yakalanmış durumda, tükenmişlik sendromu diyorlar ya bu aralar, sanırım ondan, onun için çok üzülüyorum, elimizden ne geldiyse denedik, ancak bir sonuca ulaşamadık, yaz başından beri bu durumda, onun bu durumda olması beni bitiriyor, çaresizlik hissi çok kötü, son çare olarak sizi aradım, her şeyi olan ve ruhsal sağlığı yerinde olan bir insan nasıl bu kadar mutsuz olabilir anlamıyorum, lütfen yardım edin, karşılığında her şeyi yapmaya hazırım.”

“Efendim ben şu anda Bodrum’da tatildeyim, bir hafta sonra İstanbul’a döneceğim, döner dönmez kızınızla buluşur ve ne yapabileceğimize bakarız, ben koçluk yapıyorum, sihirbaz değilim, size bir garanti veremem, sadece kızınız da bunu istiyorsa onunla buluşup bir saat sohbet eder ve yine eğer isterse düşüncelerimi onunla paylaşırım”.

“Bizde şu anda Bodrum’dayız, Gündoğan’da Düşler Sitesi’nde evimiz, tatilinizi bölmek istemiyorum ama durum çok acil, hemen gelebilir misiniz?”.

“Pekala, bir duş alıp üzerimi değiştirip saat 18.00 gibi sizin orada olurum”.

Adres tarifi almamıştı, ama zaten herkes Düşler Sitesi’ni bilirdi, burası Bodrum’un en güzel yazlık sitelerinden birisiydi, sadece 10 adet malikane benzeri ev ve bu evlere ait kocaman bir koy, plaj ve bahçeler. Şimdi Adil Beyin kim olduğunu hatırlamıştı, birkaç yıl önce ani bir kararla bütün işlerini oğluna devrederek emekli olan ünlü sanayici Adil Rıza Yılmaz.

Kiralık arabasına atladı, fiyatı çok pahalı olmadığı için üzeri açılabilen kırmızı renkli bir Peugeot 208 cabrio tercih etmişti, üzeri açık arabaların keyfi bu mevsimde çıkardı. 5 dakika mesafedeki yazlığına gitti, duş aldı. Ne giyeceği konusunda tereddüt etti, normalde tatildeyken şort, t-shirt dışında bir şey giymezdi ama bu bir iş görüşmesi sayılırdı ve biraz daha ciddi gözükmeye karar verdi.

Krem rengi keten bir pantolon ve lacivert keten bir gömlekte karar kıldı, saatine baktı, 15 dakikası kalmıştı, hemen evden çıktı. Hava Eylül sonunda erken kararıyordu, güneş batmak üzereydi, Gündoğan’ın kıvrımlı yolları birbirinden güzel manzaralar sunuyordu. Güneş gözlüklerinden yansıyan güneşin son pırıltıları güzel bir yarının habercisi gibiydi.

Sitenin güvenlik kulübesinde 3 kişi vardı, kendisini tanıttı, Adil Beyin onu beklediğini haber verdiler, evi tarif ettiler. Arabasını evin önündeki boş alana bıraktı, oldukça büyük olan kapalı garajın açık olan kapısından Adil Beyin arabalara meraklı olduğu anlaşılıyordu. İster istemez kendisini garajdaki arabalara dokunurken buldu, Dallas dizisinde Bobby Ewing tarafından kullanılan kırmızı spor Mercedes’i incelemeye başladı.

Bir iki dakika sonra arkasından birisinin yaklaştığını duydu, ailenin koruması olmalıydı, 1.90 boylarında ve yapılıydı, takım elbise giymişti ve güneş gözlükleri çok büyüktü. Sadece “Adil Bey terasta sizi bekliyor efendim” dedi ve arkasını dönerek onu izlemesini bekledi.

Terasa geçtiğinde Gündoğan Koyu’nun muhteşem manzarası onu bir kez daha büyüledi, güneş yeni batmış ve ufuk mavi ile kırmızı arasındaki bütün tonları almıştı. Adil Bey gazetede gördüğü birkaç resminden hatırladığı gibiydi, beyaz bir takım giymişti, güneş gözlüklerini çıkararak elini babacan bir tavırla sıktı, “Hoş geldiniz, gerçekten çok teşekkür ederim”.

Terasın sağ ucundaki rahat oturma gruplarına geçtiler, yardımcı ne içeceğini sordu, satsumalı soda istedi, bir Bodrum klasiği, sade sodanın içine biraz bodrum mandalinası dilimlenir ve bir buz ile süslenirdi. Adil Bey çay içiyordu, yardımcısı uzaklaşınca konuşmaya başladı.

“Kızım benim hayattaki en önemli varlığım, Esra 35 yaşında, başından mutsuz bir evlilik geçti, Mayıs ayında resmen boşandılar, aile şirketlerinde bazı görevleri var, ama bu aralar yerine getirebilecek durumda değil, uzun zamandır çok mutsuz, emin olun onu en son ne zaman mutlu gördüğümü hatırlamıyorum, birazdan kendiniz göreceksiniz zaten. Sizden isteğim onu tekrar mutlu bir insan haline getirmeniz, bunun karşılığında ne isterseniz alabilirsiniz, buna garajımda çok beğendiğiniz araba da dahil, en az 100.000 Euro değerindedir ve gerçekten Dallas filminde kullanılan otomobildir.”

“Beni nasıl buldunuz?”

“Kızımın odasında biraz hafiyelik yaptım ve ne tip kitaplar okuduğuna baktım, başucundaki birkaç kitap arasında sizin Hayatını Seç isimli kitabınız vardı, biraz karıştırdım, çok hoşuma gitti ve 2 saat içinde kitabı bitirdim. İşte dedim belki bu kişi başarabilir. Sonrasında bazı tanıdıklarımı aradım ve sizin telefonunuzu buldum, lütfen bana kızmayın, amacım sizi rahatsız etmek değil, sadece çok çaresizim, kızım hasta değil sadece mutsuz, ama çok mutsuz.”

“Ben koçluk yapıyorum, haftada bir yapılan yüz yüze bir saatlik seanslarla yürüyen, en az 12 seanslık yani 3 aylık çalışma gerektiren bir yöntemdir ve mutluluğu garanti edemem, bu tamamen kızınızın bunu ne kadar istediğine ve bu konuda ne kadar sıkı çalışmaya hazır olduğuna bağlı.”

“Sadece 12 günümüz var, 12 gün sonra bazı sağlık kontrolleri için Amerika’ya gitmem lazım,  Esra da benimle gelecek, ertelememiz mümkün değil, zaten 12 seans demiştiniz, lütfen deneyin.”

“Pekala, şimdi kızınızla tanışabilir miyim?”

Esra ağlamaktan şişmiş gözleri ile terasa geldiğinde Mert’in elini güçlükle sıktı, elleri titriyordu, üzüntü ve mutsuzluk bir maske gibi yüzüne yapışıp kalmıştı, tebessüm etmeyi denedi, beceremedi, bembeyaz teni ve sarı saçları ile çok güzel bir kadın olmalıydı, ama şu anda 50’sinde gösteriyordu ve her an yere yıkılabilecek kadar güçsüzdü.

“Adil Bey bizi yalnız bırakabilir misiniz lütfen”, sesinin ne kadar otoriter çıktığına kendisi bile şaşırmıştı. Esra sürekli olarak ufka bakıyor ve bal rengi gözlerini kaçırıyordu, temas kurmak istemiyordu. “Şu anda nerede olmak isterdiniz?” diye sordum. “Üzülmeyeceklerini bilsem mezarda olmayı tercih ederim, kendimden ve bu hayattan nefret ediyorum” diye yanıtladı. “Sizi bu kadar mutsuz eden nedir” diye devam ettim, “tek bir şey olduğunu nereden çıkardınız” diye cevapladı.

“Zamanım var hepsini dinleyebilirim”.

“Emin olun, kimsenin o kadar zamanı olamaz”.

“Bir deneyin bakalım, eğer isterseniz 12 gün boyunca sizi dinleyebilirim”.

“Babam bunun için size kaç lira teklif etti?”

“Garajdaki kırmızı Mercedes’i teklif etti”

İlk defa genç kadının yüzünde bir mimik oynadı, kaşı hafifçe yukarı kalktı, yüzünü çevirdi ve “O araba en sevdiği şeydir” dedi.

Bir saate yakın konuştular, konuşmanın sonunda 12 gün beraber çalışmaya karar verdiler, çalışmalar sabah erken saatte başlayacak ve en geç gece yarısı sonlanacaktı, her gün ayrı bir konuyu işleyeceklerdi, çalışmadan sonraki 2,5 ay izleme değerlendirme süresiydi, bu sürenin sonunda tekrar bir araya gelip duruma bakacaklardı.

Adil Beye teşekkür edip merdivenlerden indi, 12 gün boyunca çok meşgul olacaktı, biraz dinlenmeye karar verdi, eve gitti, ailesini arayıp olanları anlattı ve fırsat bulduğunda onları sık sık arayacağına söz verdi.

Yarın: İlk ders

 

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

seventeen − three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.