HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMAK


Bugün bir okurumuzun sorusunu cevaplandıracağım, konu insan ilişkileri ile ilgili olduğu için daha fazla kişinin ilgisini çekebilir diye düşünüyorum. Soru şu şekilde: Sevdiğiniz, değer verdiğiniz (aile-kardeş-eşiniz-sevgiliniz-arkadaşınız) insanlar tarafından kırıldığınızda, üzüldüğünüzde, hayal kırıklığına uğradığınızda ne yapıyorsunuz? Kendinize nasıl çözümler veya teknikler uyguluyorsunuz?

Konuya önce genel bir bakış açısı ile yaklaşıp daha sonra ilişkiler temeline getirmek istiyorum. Hayal kırıklığı dediğimiz şey gerçekçi olmayan beklentilerimizin bir sonucu olabilir. Diğer insanlar hakkında beklentiler oluştururken onları kendimiz gibi kabul etmemeliyiz, her insan farklı bir gezegendir. Ayrıca istediklerimizi ve beklentilerimizi onlara çok iyi bir şekilde ifade etmiş olduğumuza da emin olmalıyız, kimse bizim zihnimizi okuma becerisine sahip değil ve herkesin bir ilişkiden farklı beklentileri olması mümkün.

Kırılmak dediğimiz konu ilginç bir konu, ben izin vermeden kimsenin beni kırması pek mümkün değil (uç nokta örnekleri bir tarafa koyarak söylüyorum). Dolayısıyla kırılmak yerine beni üzmesine izin verdiğim durumlar diyelim. Bu özellikle bam telimize basıldığında olur, kendimiz hakkında düşündüğümüz şeyleri bir başkasından işitmek canımızı acıtabilir.

Çözüm ve tekniklere gelince, işin bu kısmı kişiye özel olmalı diye düşünüyorum. Herkes için geçerli bir formül üretebilmek çok zor. En iyisi yakın bir arkadaşa tavsiye verir gibi düşünmektir. Farz edin çok yakın bir dostunuz size gelip değer verdiği bir insan tarafından kırıldığını ve hayal kırıklığına uğradığını anlattı, kendisine neler önerirsiniz, işte bu tavsiyeleri kendi hayatınızda uygulamaya çalışın.

Ben ne yapıyorum konusuna gelince bunu paylaşabilirim elbette. Öncelikle anında tepki vermemeyi seçiyorum. Olay çok sıcakken bir tepki vermek işin içine çok fazla duygusallık girdiğinden yanlış tepkiler vermemize yol açabiliyor.

Daha sonra bir iki saat geçince kendime soruyorum, bu konuda acaba bir hatam var mı diye, işin içinden çıkamazsam eşime danışırım, dışarıdan bir göz ile konuyu değerlendirmesini isterim. Eğer hatalı isem mutlaka özür dilerim.

Eğer hatalı olmadığıma kanaat getirmiş isem beni kırdığını düşündüğüm kişiye düşüncelerimi açıklarım, düşünceleri içimizde tutmak doğru değildir, onu kırmadan sakin bir tonda konuşurum ve gelecekte neyin farklı olmasını istediğini de anlatırım. Bir anlaşma zemini bulabilirsek ne ala bulamazsak yollarımızı ayırırız veya bu kişi bir aile üyesi ise ilişkileri bir süre asgari müştereklerde tutarız.

Sanırım öncelikle şunu anlamamız gerekiyor, kişisel gelişim ve bunla bağlantılı konular özellikle Batı’da ele alınış şekli ile bireyciliği çok fazla öne çıkarıyor, diğer yandan bizim yaşadığımız Ülkenin ve toplumun kendine has farklı özellikleri var. İkisini dengeleyebildiğimizde daha mutlu oluyoruz. Dolayısı ile kişinin mutluluğu ailesi, dostları ve içinde yaşadığı toplum ile sağlıklı ilişkiler kurabilmesinde yatıyor bir ölçüde. Bu konuyu zaman zaman işlemeye devam edeceğim.

Sevgi ile kalın.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.