Bugün sizlere eylemden ve anda kalmaktan bahsetmek istiyorum.

Büyük Usta Eckhart Tolle bu konuda şöyle demiş: Eylemlerinizin temeli şimdiki anla uyum içinde olduğunda, eylemleriniz yaşamın kendi zekasıyla güçlenir.

Benim inancıma göre; bizler Dünya üzerinde fiziksel bir deneyim yaşayan ruhsal varlıklarız; bu nedenle eylem/hareket aslında (özü itibarıyla) yaratımın değil zevk almanın bir unsuru.

Aynı zamanda; içimizde Yaradan’ın bir parçasının bulunduğuna da inanıyorum. Aynı okyanus ve damla ilişkisinde olduğu gibi, damla okyanus değildir ama okyanusun bütün özelliklerini taşır.

Yaradan’ın bir parçası olarak, bir şeyler değiştirmek için eyleme çok fazla ihtiyacımız yok. OL – YAP – SAHİP OL döngüsünde kast edilen husus bence biraz da budur.

Ama bir yandanda bu bilgilerden o kadar çok uzaklaştık ki; istediklerimizi elde etmenin bir parçası olarak çoğu zaman eylemlerden yararlanıyoruz. Bu içinde yaşadığımız gerçekliğin çoğu zaman yadsınamaz bir parçası haline gelmiş durumda.

Buna ben de çoğu zaman dahilim, biz bir şeyleri fiziksel aktivitelerle yaratmayı da seviyoruz. Örneğin kitaplarımın sergilenmesini ve kaç adet satıldığını görmek için habire kitapçılara gitmem buna güzel bir örnek 🙂 Aslında çok ama çok anlamsız, yani satış açısından, ben gitmesem muhtemelen daha fazla satılır (direnç/bağımlılık).

Fiziksel ve hareket bazlı bir dünyada yaşadığımız ve ruhsal bir varlık olduğumuzu zaman zaman unuttuğumuz için bu bir ölçüde anlaşılabilir bir davranış aslında.

Koçlukta da eylem adımları bu nedenle önemlidir. Seansın genellikle son bölümünde danışandan üzerinde çalışılan konu ile ilgili olarak kısa vadede yapmayı düşündüğü eylem adımlarını belirlemesini isteriz. Bu eylem adımlarını gerçekleştirmek konusundaki motivasyonunu da ölçmeye çalışırız. Eylemde önemli olan husus olabildiğince anda kalmaktır.

Ego’dan daha önce bahsetmiştim, bize fiziksel gerçeklik deneyimi yaşatan bir zihin mekanizması olarak tarif etmiştim. Bunu aldığımız kararlara, oluşturduğumuz inançlara bağlı kalmamız sağlayarak yapar. Değişikliği sevmediği için, bir değişiklik söz konusu olduğunda durumun aynı kalması için bizi korkutmaya çalışır genellikle.

Korku nedir, bir şeyin geçmişte belli bir şekilde olmasından hareketle gelecekte de aynı şekilde gerçekleşebileceği hissi. Ego ve korkular sadece geçmişte ve gelecekte bulunabilir; anda kaldığınızda ise egonun dinlenmekten başka yapabileceği bir şey yoktur aslında. Ve güzel haber, siz sadece egonuz değilsiniz, Tanrı’nın bir parçası, yani ruhani bir varlıksınız. Bunu daha iyi deneyimlemek için anda kaldığınız süreleri artırmalısınız.

Anda olup olmadığınızı anlamanın en güzel yöntemi de nasıl hissettiğinize bakmak. Anda kalmayı seçtiğimizde kendimizi hayatın akışıyla bütünleşmiş hissederiz. Her şey olması gerektiği gibi olmaktadır.

Anda kalmayı en güzel tarif edenlerden birisi de hiç kuşkusuz Einstein olmuştur: “Any man who can drive safely while kissing a pretty girl is simply not giving the kiss the attention it deserves:)”. Benim tercümemle; güvenli bir şekilde araba kullanmaya çalışırken aynı zamanda güzel bir kızı öpen adam, öpücüğe hak ettiği özeni göstermemektedir, yani anda değildir 🙂

Bir isteğiniz olduğunda; diğer aşamaları tamamladıktan sonra eylem adımlarınızı da anda kalacak şekilde yani size keyif ve mutluluk verecek şekilde planlarsanız hem daha az eyleme ihtiyacınız olur hem de daha kolay başarırsınız.

Peki bunu nasıl yapabiliriz?

Öncelikle değerlerimizle uyumlu hareket etmeliyiz. Değerler, bizim için önemli olan, özümüzde yer alan, bir yada iki kelime ile ifade ettiğimiz pozitif hislerdir. Örnek vermek gerekirse; huzur, paylaşım, adalet, özgürlük, sevgi, güven, gibi. Değerler aynı zamanda motivasyon kaynağımızdır.

Bir veya iki seanslık bir koçluk çalışması neticesinde sizde değerlerinize ilişkin olarak bir farkındalık kazanabilirsiniz.

Peki burada bir seans yapmadığımıza göre size nasıl yardımcı olabilirim diye düşündüm ve basit birkaç soruyu yöneltmeye ve örnek olması açısından kendim de cevaplamaya karar verdim. Bu soruya vereceğiniz cevaplar sizin özünüzde yer alan değerlerinizi keşfetmenize yardımcı olacak.

  • Arkadaşlarınızdan birisi ile tatile gideceksiniz. Hangi arkadaşınızın sizinle gelmesini istersiniz? Çocukluk arkadaşlarınızdan birisi mi, iş arkadaşlarınızdan birisi, sosyal medya arkadaşlarınızdan birisi, hiç tanımadığınız bir insan, hangisi? Ve daha da önemlisi neden?
  • Yanınıza (daha önce okumuş da olabilirsiniz) sadece 3 kitap alabilecek olsanız bunlar hangileri olur, neden?
  • Yanınıza (daha önce seyretmiş de olabilirsiniz) 3 tane film DVD’si alacak olsanız bu filmler hangileri olur ve neden?

Ben de yanıtladım.

İlk sorunun yanıtı diğer arkadaşlarımı küstürebilir ama ne yapayım, dürüst olmalıyım 🙂  15 günde bir düzenli olarak buluştuğum bir arkadaş grubum var, 25 yıldır beraberiz, Onların içinden birisi ile gitmek isterim.

Niye? Benim için beraber yaşanmışlıklar önemli.

Bu niye önemli? Aidiyet, güven.

3 kitap hangileri?  Evrenden torpilim var / Aykut Oğut; Var Olmanın Gücü / Eckhart Tolle; Ermiş, Sörfçü ve Patron / Robin Sharma

 Niye? Geçmişte veye bugün bir şekilde beğendiğim kişilerin kitapları.

Bu niye önemli? Onlar gibi olmak istiyorum.

Ortak özellikleri ne sence? Lider olmaları.

Lider olmak niye önemli? Ben kendi kaderimin efendisiyim.

Bunun senin için anlamı ne? Kaderci değilim. Yani? Özgürüm, özgürlük.

Son olarak 3 film? Matrix üçlemesi

Niye? Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Eee, bunun senin için anlamı ve önemi ne? Araştırmak ve öğrenmek önemli.

Niye önemli? Öğrenciyim ben.

Öğrenci olmanın senin için anlamı ne? Keyif

Benim öne çıkan değerlerim özgürlük, güven, keyif.

Bir eylem planı yaptığımda veya bir eylemi hayata geçirdiğimde bu değerlerimle ne ölçüde örtüşüyorsa o ölçüde motivasyonum yüksek oluyor, anda kalıp deneyimin keyfini çıkarıyor ve eylemi başarı ile gerçekleştiriyorum. Sonunda da isteklerime sahip olmam kolaylaşıyor.

Koçluk seanslarımı ev ve ofis dışında ortamlarda yapmayı tercih ediyorum. Dışarıda olmak bana özgürlük duygusunu yaşatıyor. Diğer yandan; danışanımın özel bir tercihi yoksa genellikle daha önceden gitmiş olduğum, bildiğim yerleri tercih ediyorum, sahildeki Cafe Nero gibi. Güven ve aidiyet değerlerime hitap ediyor. Seansları keyif ve mutluluk duyabileceğim şekilde organize ediyorum, seans süresini ve diğer müşterimle o gün bir sonraki seans ile arasını uzun tutuyorum. Bu sayede sohbet etmeye, hal hatır sormaya da zaman kalıyor, bunu da seviyorumJ. Sonuç; anda kalmam kolaylaşıyor ve seanslarım istediğim şekilde geçiyor.

Değerlerinize uygun eylemler sizin anda kalmanızı kolaylaştıracak ve bu sayede istediklerinize daha kolay ulaşabileceksiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.