Hayatımız çoğu zaman gereksiz yere endişelenerek ve anda kalmanın çok uzağında geçiyor, bu da hayattan aldığımız keyfi azaltan bir unsur. Bugün bu konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Anda kalmak dediğimizde sadece içinde olduğumuz ana odaklanmaktan, o an ne yapıyorsak bütün dikkatimizi ona vermekten, başka bir şey düşünmemekten, yaptığımız şeylerden keyif almaktan bahsediyorum. Akışta kalmak deneyimi olarak da adlandırılıyor.

Bir insanın modern kent yaşamında zamanının tamamını anda kalarak geçirmesi çok mümkün olmayabilir. İdeal ve gerçekçi bir dağılım nasıl olabilir? Bence %25 geçmiş, % 25 gelecek ve %50 şimdide kalmak şeklinde bir dağılım olabilir.

Geçmiş dediğimizde zihnimizin geçmişi ziyaret etmesi iki şekilde olabilir, bir tanesi hatalarımızı ve pişmanlıklarımızı düşünmektir, diğeri ise pozitif kodlanmış güzel anıları hatırlamaktır.

Eğer çıkarmamız gereken dersleri çıkardıysak geçmişi çok fazla kurcalamanın bir anlamı ve keyfi yoktur. Eğer zihnimizde sık sık aynı olayı ve pişmanlıkları düşünüyorsanız bugün oturun lütfen ve almış olduğunuz dersleri yazın.

Geleceğe yolculuk da benzer şekilde iki ayrı türde yapılabilir. Bizi heyecanlandıran hayallerimizi düşünmek ve bize endişe ve kaygı veren konuları düşünmek.

Hayal kurmak kuşkusuz keyiflidir ve geleceği inşa etmeye başladığımız andır. Diğer yandan geleceği düşündüğümüzde daha çok kaygı ve endişe hissediyorsak bu anda kalmamızı engeller ve üzerinde çalışılması gereken bir konudur.

Yazı tahmin ettiğimden daha uzun sürdü, yarın devam edeceğiz.

Sevgi ile kalın.

Not: Eski yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, yazılarımı beğeniyorsanız Hayatını Seç, Hayatını Değiştir ve Yarına Notlar isimli kitaplarımı okuyabilirsiniz.