Biliyorsunuz çok uzun yıllar boyunca zeka veya zekilik kavramı sadece analitik zeka üzerinden ele alındı. Daha sonra nispeten yakın sayılabilecek yıllarda ise duygusal zeka kavramı öne çıktı. Ben her konuda dengeden yana bir insan olarak iki kavramın da önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün kısaca duygusal zekamızı nasıl geliştirebileceğimizden bahsetmek istedim.

Pek çok becerinin bize doğuştan verilen bir yetenekten ziyade çalışarak ve deneyimlenerek öğrenilebileceğini düşünüyorum. Duygusal zekayı da bu kapsamda düşünüyorum açıkçası.

Daha önce özgüven bir yemek olsaydı içinde neler olurdu başlıklı bir yazı yazmıştım, bu yazıyı yazmaktaki amacım özgüvenin nasıl artırılabileceğini göstermekti. Benzer şekilde duygusal zeka da bir üst kavram, doğrudan onun üzerinde çalışmak yerine alt bileşenleri yani malzemeleri üzerinde çalışırsak duygusal zekamız da artacaktır.

Benim görüşüme göre duygusal zeka yemeğinin bileşenleri şu şekilde: İki ölçü uyum yeteneği, üç kaşık iyimserlik ve motivasyon, bir ölçek irade, biraz empati, bunları dengeli şekilde karıştırıp pişirince yemek hazır.

Gelin biraz da kısaca bu kavramlardan bahsedelim. Uyum yeteneği dediğimizde benim anladığım şey değişime karşı direnç göstermemek, olanı olduğu şekilde kabul etmek ve mevcut şartlar içinde en iyisini yapıp en iyisini dilemek ve beklemek.

İyimserlik ve motivasyon da çok önemli, çünkü bunlar harekete geçmemizi sağlıyor, sadece teorik bilgiler ile ilerlemek pek mümkün değil, bir şeyleri hayatın içinde deneyimleyerek öğreniyoruz, bunu sağlayan şey de çoğu zaman motivasyonumuz oluyor. Bir insan kendisini yakından tanıyarak motivasyonunu nelerin beslediğini öğrenip kendi içsel motivasyon kaynaklarını keşfedebilir benim görüşüme göre.

Empati konusunu da bir denge yaklaşımı içinde ele almalıyız, diğer insanları yargılamak yerine anlamaya çalışmak çok önemli, diğer yandan bunu yaparken kendi sınırlarımızı çizmeyi de öğrenmeli ve başarmalıyız diye düşünüyorum.

Elimden geldiği ölçüde anlatmaya çalıştım, sevgi ile kalın