Ben daha çok kadınların içinde ve kadınlar tarafından büyütüldüm. Sahip olduğum özelliklerin önemli bir kısmını onlara borçluyum.

Annem ve babam çalıştıkları için beni daha çok anneannem ve teyzem büyüttü, ikisi de hayatta tanıdığım en güçlü kadınlar arasında yer alırlar. Anneannem aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık etmiş olan Atatürk’ü çok seven ve bana bu sevgiyi ilk aşılayan insandır.

5 yaşındayken bana okuma yazma öğretip her gün kendisine yüksek sesle gazeteleri okumam için ısrar etmişti.

İlkokul öğretmenim Semiha Hanım bana matematiği öğretmiş ve sevdirmiş, ortaokul ve lisedeki edebiyat hocalarım ise tüm yaramazlıklarıma karşın bana edebiyat sevgisini aşılamak için ellerinden geleni yapmışlardı.

Lisedeyken Annem ve Babam boşandılar. Annem, kızkardeşim ve benim sorumluluğumuzu üstlendi, biri ergenlik çağında iki çocuğu büyük bir özveri ile tek başına yetiştirdi, benim gözümde başarının sembollerinden birisidir.

Aşkım ve eşim Özge, pek çok şeyi benden iyi yapar, buna otomobil kullanmak da dahildir, yan koltukta oturursa bu tamamen kendi tercihidir.

Bankada yöneticilik yaptığım dönemde bana bağlı çalışanların tamamına yakını kadınlardan oluşuyordu ve 5 yıl boyunca birlikte harika işler çıkardık. Onların zekası, yaratıcılığı, çalışkanlığı olmasaydı bunlar kesinlikle mümkün olmazdı.

Bu kadar çok sayıda güçlü kadınla tanışmanın da etkisiyle hep kız çocuklarım olmasını arzu ettim. Allah bana 2 tane harika kız çocuğu nasip etti ve her gün O’na bunun için şükrediyorum.

Bildiğiniz gibi 1,5 yıldır kişisel gelişim ve koçlukla meslek olarak ilgilenmeye başladım. Bu konuya ilgi gösteren kişilerin daha çok kadınlar olduğunu gördüm. Danışanlarımın %85’i kadınlardan oluşuyor.

Kişisel gelişim veya koçluk demek aslında değişim demektir, kadınlar değişimden korkmuyorlar ve bazıları değişimden korktukları için kadınları eve mahkum etmek istiyorlar.

Kadına değer vermeyen, onu sadece korunacak bir varlık olarak gören, yaratıcılığını kullanmasına izin vermeyen ve özgürlüğünü kısıtlayan toplumların ileri gitmesi mümkün değildir. Zaten özellikle son zamanlarda çoğu zaman bir ileri iki geri gidişimiz sanırım en çok bu yüzden.

Size gerçek bir hikaye anlattım, gerçekler her zaman etkileyicidir.

Ve unutmayalım kadınlar güneştir.Kadına değer vermeyen, onu sadece korunacak bir varlık olarak gören, yaratıcılığını kullanmasına izin vermeyen ve özgürlüğünü kısıtlayan toplumların ileri gitmesi mümkün değildir. Zaten çoğu zaman bir ileri iki geri gidişimiz sanırım en çok bu yüzden.

Ben kadınların içinde ve kadınlar tarafından büyütüldüm. Sahip olduğum özelliklerin önemli bir kısmını onlara borçluyum.

Annem ve babam çalıştıkları için beni daha çok anneannem büyüttü, hayatta tanıdığım en güçlü kadınlardan birisiydi, Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etmiş olan Atatürk’ü çok seven ve bana bu sevgiyi ilk aşılayan insandır.

5 yaşındayken bana okuma yazma öğretip her gün kendisine yüksek sesle gazeteleri okumam için ısrar etmişti.

İlkokul öğretmenim Semiha Hanım bana matematiği öğretmiş ve sevdirmiş, ortaokul ve lisedeki edebiyat hocalarım ise tüm yaramazlıklarıma karşın bana edebiyat sevgisini aşılamak için ellerinden geleni yapmışlardı.

Lisedeyken Annem ve Babam boşandılar. Annem, kızkardeşim ve benim sorumluluğumuzu üstlendi, biri ergenlik çağında iki çocuğu büyük bir özveri ile tek başına yetiştirdi, 25 yıl çalıştığı bankadan emekli olduktan sonra ihtiyacımız olduğu için 22 yıl sigortacılık yaptı.

Annemin yaşı 70’e yaklaşmasına rağmen hala haftanın beş günü düzenli olarak çalışıyor, benim gözümde başarının sembollerinden birisidir.

Aşkım ve eşim Özge, pek çok şeyi benden iyi yapar, buna otomobil kullanmak da dahildir, yan koltukta oturursa bu tamamen kendi tercihidir.

Bankada yöneticilik yaptığım dönemde bana bağlı çalışanların tamamına yakını kadınlardan oluşuyordu ve 5 yıl boyunca birlikte harika işler çıkardık. Onların zekası, yaratıcılığı, çalışkanlığı olmasaydı bunlar kesinlikle mümkün olmazdı.

Bu kadar çok sayıda güçlü kadınla tanımanın da etkisiyle hep kız çocuklarım olmasını arzu ettim. Allah bana 2 tane harika kız çocuğu nasip etti ve her gün O’na bunun için şükrediyorum.

Bildiğiniz gibi 1,5 yıldır kişisel gelişim ve koçlukla meslek olarak ilgilenmeye başladım. Bu konuya ilgi gösteren kişilerin %90’ının kadınlar olduğunu gördüm.

Kişisel gelişim veya koçluk demek aslında değişim demektir, kadınlar değişimden korkmuyorlar ve bazıları değişimden korktukları için kadınları eve mahkum etmek istiyorlar.

Size gerçek bir hikaye anlattım, gerçekler her zaman etkileyicidir.

Ve unutmayın kadınlar güneştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen − six =