“Kendimi diğer insanlarla kıyaslıyorum, diğer insanlar başarılı olduğumu düşünsün istiyorum, başkalarının fikrine sanki gereğinden fazla önem veriyorum, herkes beni sevsin ve kimse kırılmasın istiyorum, yapmak istediğim o kadar çok şey var ki, herkesi dinledikçe kafam karışıyor, kendime daha fazla güven duymak istiyorum”

Bir danışanım ilk seansımızda tanışma faslından sonra sözlerine bu şekilde başlamıştı.

“Bunlardan bir tanesini değiştirebilecek olsan hangisine öncelik verirsin?” diye sordum.

“Hayatımla ilgili önemli konularda diğer insanların ne düşündüğünü biraz boş verip kendi istediklerimi yapmak istiyorum” diye yanıtladı.

“Bana son dönemlerde yaşadığın bazı olaylardan örnek verebilir misin?” diye devam ettim.

Bana bir iki örnek anlattı.

Kendisine bir hapishane yaratmış ve içinde kendi isteğiyle takılıyordu adeta. Hikayenin sonu mutlu bitti, yaptığımız çalışmalardan sonra kendisine olan güveni, iç sesi ile olan diyalogu arttı ve hayatına daha özgür ve mutlu olarak devam etti. Zaman zaman görüştüğümüzde kendi kendime yaptıklarıma inanamıyorum der durur sürekli.

Diğer insanları kırmamak, herkes tarafından sevilmek, herkesin sizi onaylaması dediğiniz zaman bir çeşit hapishanede yaşadığınızı söyleyebilirim. Bunu tamamen siz kendiniz yaratıyorsunuz ve eğer isterseniz dışına çıkmayı seçebilirsiniz.

Ülkemizde çok yaygın bir söz vardır “elalem ne der?” şeklinde, vallahi ben bu elalemin olumlu bir şey söylediğini hiç duymadım 🙂 .

Hayatınıza daha fazla özgürlük, keyif ve mutluluk getirmek için iç sesinizi duymayı ve dinlemeyi öğrenmeniz kesinlikle önemli bir fark yaratacaktır. İç sesinizle buluştuğunuzda diğer insanların sesini artık eskisi gibi yüksek duymayacağınız neredeyse kesindir.

Bir denge yaratmanız lazım, herkesin denge noktası farklıdır, hatta denge noktası konular itibarıyla da farklılık gösterir, benim denge noktam kendimle ilgili önemli olarak gördüğüm konularda %90 kendi düşündüklerim, %10 diğer insanların söyledikleri şeklinde.

Bakın ben kendime yeni bir iş ve yeni bir hayat kurdum, pek çok kişiye ilham verdim diğer yandan muhtemelen pek çok kişiyi de kızdırmışımdır.

Sadece diğer insanları dinleseydim muhtemelen şu an eski hayatıma devam ediyor olurdum, eski hayatım çok mu kötüydü? Kesinlikle hayır, ama beni yeterince tatmin etmiyordu ve benim için sorun buydu.

Ben yaptığım işin her gün beni biraz daha tükettiğine inanıyorken dışarıda bir yerlerde benimle yer değiştirmek isteyen yüzbinlerce kişi vardı muhtemelen.

Benim dışımda herkes mutluydu, ama ben değildim ve olmak zorunda da değildim. Hayallerim ve yaptıklarım uyuşmuyordu.

İç sesimi daha çok dinleyip kurumsal iş hayatını bırakıp koçluk ve yazarlık yapmaya başlamak şeklindeki fikrimi yakın çevrem ile paylaştığımda insanların hepsinin ilk etapta “ne güzel düşünmüşsün” dediklerini sanmıyorsunuz umarım.

Harika bir iş yaptığımı düşünenler ile çıldırdığımı düşünenler en iyi ihtimalle yarı yarıya idi.

İyi bir plan yaptığıma inanıyordum, sezgilerime güvendim ve sonuna kadar gittim.

Başlangıçta hepsi bir hayaldi, Hayatını Seç isimli kitabımı yazdım, ilk baskısı tamamen tükendi ve bu hafta ikinci baskısı yapıldı, ikinci kitabım Mart ayında yayımlanacak, koçluk yapıyorum, insanların hayatlarına dokunuyorum, bunu yaptığım için mutlu oluyorum, olumlu geri dönüşlerle besleniyorum, vb.

İçime düşen ateşi söndürebilirdim, bunu ben de yapabilirdim elinde bir kova su ile bekleyen bazı tanıdıklarım da. 40 yaşına gelmiştim, 15 yıl daha çalışıp emekli olduktan sonra yapmayı da bekleyebilirdim, ama bir gün bile kaybetmek istemedim açıkçası.

Şu anda yaptığım işle ilgili doğuştan gelen yeteneklerim yok, ailemde bu konular ile ilgilenen kimse de yok. Ama ben yola çıktıktan sonra yol aydınlandı adeta.

İnsanları yapmak istedikleri şeyden alıkoyan çoğu zaman diğer insanların ne düşüneceği ve söyleyeceği korkusudur.

Bunu aşmak için iyi bir planın yanı sıra güçlü bir duruşa ihtiyaç vardır, bu da ancak insanın kendisine daha çok güvenmesiyle olur.

Kendinize güvenmenin ilk adımlarından bir tanesi ise kendinizi diğer insanlarla kıyaslamaktan vazgeçmektir. Bunun çok pratik bir yöntemi var; alın defteri kalemi elinize ve kendinizi eski halinizle kıyaslayın, bir yıl önce neredeydiniz, şimdi neredesiniz, geliştirdiğiniz yönlere, edindiğiniz becerilere odaklanın. Bir adım daha ileri giderek kendinizi bir yıl sonra nerede görmek istediğinizi de yazın.

Bu egzersizi zaman dilimlerini değiştirerek (1ay ila 10 yıl arası) yeterince sık yaparsanız yeni bir bakış açısı edinebilirsiniz.

İkinci tavsiye edeceğim yöntem ise tamamen kendinize özgü bir başarı tanımı oluşturmanız. Başkalarının başarı tanımları ile yaşamayın hayatınızı. Bu sizin hayatınız sonuçta.

Başarı mükemmel olmak veya birinci olmak değildir, çoğu zaman birinci olmasanız bile kazanabilirsiniz.

Benim başarı tanımım şu şekilde; mutlu ve huzurluysam başarılıyım.

Bir sonraki adım kendi iç sesinizi duymak ve dinlemek için günde 15-20 dakika sessiz ve sakin bir ortamda kendinizle baş başa kalmak, bir süre sonra iç sesiniz devreye girecek ve size yapmak istediğiniz şeyle ilgili olarak yolu gösterecektir, sezgilerinize güvenin.

Kalabalık bir ortamda TV izlediğinizi düşünün, ortamdaki diğer insanlar seyretmek istedikleri kanalları söyleyip duruyorlar ama kumanda sizin elinizde. Açın kanalınızı izleyin, konsantre olun, bir süre sonra diğer insanların sesleri artık çok fazla duyulmayacaktır.

 Diğer insanların neler söylediklerini hiç dinlemeyin gibi bir anlam çıkarmayın lütfen, her konuda olduğu gibi burada da bir denge kurabilirsiniz, benim anlatmak istediğim sizin için önemli olan konularda iç sesiniz devrede iken sezgilerinizi daha fazla takip etmeniz sadece.

Son ve belki en önemli adım ise mutlaka harekete geçmek, çılgıncasına bir şeyler yapmak değil kast ettiğim sadece iç sesinizin doğrultusunda minik adımlar atmak belki başlangıçta.

Bu yazıyı okumak size kendinizi nasıl hissettirdi? Bunu düşünün, eğer içinizde bir yerlerde hak verdiyseniz yazılanları uygulayın ve yolculuğunuza başlayın lütfen.

Sevgiler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 14 =