Okuyucularımdan birisinin sorusu bu şekildeydi, herkesi ilgilendirebileceğini düşündüğüm için bu konuda kısa bir yazı kaleme aldım. Olayı önce analitik açıdan yani mantık çerçevesinden değerlendirmek istiyorum, sonrasında da spiritüel veya manevi açıdan. Hayatta her şey denge üzerine kurulmuştur, bu nedenle olayları değerlendirirken de farklı açılardan bakmak iyi gelir.

Her şeyden önce kabul etmemiz gereken bir şey olduğunu düşünüyorum; tüm isteklerimizin gerçek olması mümkün olmayabilir. Çok istiyor olmamız da bu durumu değiştirmeyebilir yani iste olsun şeklindeki yaklaşım her durumda çalışmaz.

İkinci husus istediğimiz şeyin bir başkası ile ilgili olması durumu, örneğin Ahmet bana aşık olsun ve güzel bir ilişkimiz olsun türünden istekler. Bunların gerçek olması tamamen Ahmet’in ne düşündüğüne ve hissettiğine bağlı, hepimizin özgür bir iradesi var ve bu nedenle bir başka insanın özgür iradesi ile yapacağı seçim bizim çok istiyor olmamızdan etkilenmez.

Bunları bir tarafa bıraktığımızda bir şeyi çok istiyor olmak eğer eylemlerle birleşiyorsa daha anlamlı. Diyelim ki iş değiştirmek istiyorum, eğer iş başvuruları yapıyorsam şansım artar. Kilo vermek istediğimde spor ve egzersize bir beslenme programı eşlik ediyorsa daha kolay olur isteğim. İlişki istediğimde daha fazla sosyalleşmek, yeni insanlarla tanışmak ihtimalleri artırabilir. Ev ve araba gibi istekler için ise para biriktiriyor olmak önemli elbette.

Ayrıca olayın zaman boyutu da önemli, istekleriniz sizin belirlemiş olduğunuzdan daha ileriki bir tarihte gerçekleşebilir, bunu bilemezsiniz, dolayısıyla bazen acaba erken mi ümitsizliğe kapılıyoruz diye düşünmeden edemiyorum.

Şimdi olaya bir de maneviyat açısından yaklaşalım. Bizim için hayırlı olan isteklerimiz bizim için hayırlı olan zamanda gerçekleşir ( çoğu zaman bunun için uygun adımları da atmamız durumunda).

Eğer bir isteğiniz gerçekleşmiyorsa bu sizin hayrınıza olmayabilir, belki daha iyisi olacaktır. Bunları kesin olarak bilebilme şansımız yok, sadece bu şekilde düşünüyor olmak bence daha umutlu ve mutlu bir yaklaşım olacaktır.

Bazen de olmayanı kabul edip öyle ilerlemek gerekir hayatta. Meşhur sözdür, kapanan kapının ardından o kadar uzun süre bakarız ki bizim için açılan yeni kapıları görmeyiz.

Yazımızı Bilge’nin güzel cümlesi ile tamamlayalım, meyveler olgunlaşınca dallar eğilir, senin olan sana gelir.

Sevgi ile kalın.

Not: Bu konu ile ilgili olarak dördüncü kitabım Senin Olan Sana Gelir’i de okumanızı tavsiye ederim