ÇOK FAZLA PLANLAMADAN YAŞAMAK

ÇOK FAZLA PLANLAMADAN YAŞAMAK

Ara Güler’in meşhur sözlerinden birisi ile başlamak istiyorum bugünkü yazıma, anlatmak istediklerimi o kadar güzel özetliyor ki:

“Rastgele çekilen fotoğraflar daha güzel çıkar, tesadüfen tanışılan insanlarla daha mutlu oluruz, kıyıda köşede uyuya kalmak uykunun en keyiflisidir, plansız yapılan aktiviteler daha eğlencelidir. Kısacası her şeyin kendiliğinden olanı güzel.”

Yaşadığımız çağda özellikle büyük kentlerde yoğun bir iş hayatının içinde olanlar ve/veya küçük çocukları olan insanlar için yukarıdaki cümlenin bir hayal gibi göründüğünün farkındayım.

Çoğumuz hayatımızı planlayarak ve pek çok şeyi kontrol etmeye çalışarak ve bunların yarattığı bir gerginlik ile geçiriyoruz.

Ben her zaman bir denge anlayışından yanayım, bu nedenle üstadın söylediği gibi bir yaşam tarzına hemen geçiş yapamayabiliriz. Diğer yandan en azından haftanın bir günü veya günün belli saatlerinde daha spontan bir şekilde zaman geçirebiliriz.

Bunun için en azından bir günü boş bırakmaya çalışın takviminizde ve o gün ortaya çıkabilecek güzel sürprizlere hazırlayın kendinizi. Her şeyi planlamaya çalışmak bir süre sonra hayattan aldığımız keyfi azaltıyor.

Geçtiğimiz günlerde tesadüfen bir kitap geçti elime, ismi Sahil Kasabasında Yeni Bir Hayat. Datça’ya yerleşen 60 kişi ile yapılmış olan kısa röportajlardan oluşuyor. Elbette Datça gibi bir yere yerleşmenin getirdiği pek çok zorluk var, kitapta bunlar da dürüst bir şekilde aktarılmış. Diğer yandan burada en çok ne hoşunuza gidiyor sorusuna verilen cevap yazımın en başındaki cümle ile neredeyse bire bir aynı.

Datça’ya yerleşmiş olan insanlar adeta ağız birliği etmişçesine plan program yapmadan tesadüfen tanışılan insanların veya yapılan programların çok güzel olduğundan bahsetmişler.

Büyük kentlerde çok nadiren yaşadığımız bir şey bu. En son ne zaman tamamen tesadüfen plansız şekilde birileriyle birlikte güzel bir gün geçirdiniz?

Üzerinde düşünmeye değer bir soru olduğunu düşünüyorum.

Sevgi ile kalın.

Paylaş