BÖYLE GÜNLERDE NE YAPMALIYIZ? – DENGE OYUNU

BÖYLE GÜNLERDE NE YAPMALIYIZ? - DENGE OYUNU

Dünya ve Ülkemiz, tüm insanlık zor günlerden geçiyor. Böyle günlerde ne yapmalıyız sorusuna cevap aramayı düşündüm. Ben ne yapıyorum, nasıl düşünüyorum, en azından bunları paylaşmaya karar verdim. 

Hayatta hep bir denge arayışı içinde oldum, iyi günlerde de, kötü günlerde de. Dengeli beslenme de bunun bir parçası. Dengeye yaklaştığımız zaman hem performansımızın arttığını hem de mutluluğa daha yakın hissettiğimizi biliyorum. Dengenin performans arttırıcı bir özelliği var.

Denge politikası demek, bir açıdan, uç nokta davranışlarından uzak durmak demektir. Yaşanan olayları düşündüğümüzde iki tip uç nokta davranışı aklıma geliyor. Bir tanesi; hiçbir şey yokmuş gibi düşünmeye ve yaşamaya çalışmak. Diğer uç nokta davranışı ise olayların tamamen kontrolden çıktığı hissine kapılarak dünyanın sonunun geldiğini düşünmek.

İkisinin arasında bir yerde herkes kendi içindeki denge noktasını bulabilir. Ben dünyanın sonu geldi diye düşünmüyorum, yaşayacak daha güzel günlerimiz var. Diğer yandan dışarı çıktığımda bazı tedbirler almayı da ihmal etmiyorum, resmi kanallardan gelen bilgi ve uyarıları dikkate almaya çalışıyorum.

Bütün bu yaşadıklarımız bana üç konu ile ilgili çağrışım yaptı, sizlerle bunları da paylaşmak istiyorum. Öncelikle 99 depremini ve sonrasında yaşananları hatırladım. İstanbul’da büyük bir deprem olacağına dair söylentilerin ardı arkası kesilmiyordu, bir tür paranoya yaşanmaya başlamıştı adeta. Bir süre sonra hayat normale döndü, insanlar ellerinden gelen önlemleri aldılar ve deprem gerçeği ile birlikte yaşamayı öğrendik. Olaylar kontrol altına alındıktan sonra virüs ve salgın gerçeği ile de yaşamayı öğreneceğiz. Unutmayalım insan hayatta kalmak üzerine programlanmıştır ve bir şekilde bir yol bulunacaktır.

İkinci konu şükretmek ile ilgili; her gün yazılı olarak şükrederim, eski yazılarımı açtım baktım, bir hafta öncesine, bir ay öncesine, üç ay öncesine. Maalesef özgür bir ortamda, istediğimiz şeyleri yaparak istediğimiz yerlere giderek yaşayabildiğimiz için şükretmemişim. Bir şeyin değerini anlamak için illa onu kaybetmek mi gerekiyor diye kendime biraz kızdım. Bundan sonraki şükürlerim arasına almaya karar verdim.

Üçüncü konu ise olaya biraz olsun pozitif yaklaşabilmekle ilgili. Elbette yaşanan şeyler hepimizi üzüyor, burada bahsettiğim şey hiçbir şey yokmuşçasına vur patlasın çal oynasın şeklinde yaşamak değil. Diğer yandan; her durumun içinden pozitif bir yön çıkarabilmek önemlidir, umudumuzu korumak açısından gereklidir. Hafta sonu dahil yedi gün çalışan ve bunu seven birisiyim. Bazı seanslarımı skype ile yaptım, bazılarını ise erteledik. Ailemle uzun zamandır birlikte bu kadar çok zaman geçirmemiştim, evde oturan çoğu kişi için mutlaka hoşlarına giden bazı durumlar da yaşanmıştır diye düşünüyorum.

Son olarak umutlu olmaktan bahsetmek istiyorum. Atatürk’ün meşhur sözüdür, “umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır, ben umudumu hiç kaybetmedim” şeklindedir. Bizler de en azından umutlarımızı koruyalım, hayatın normale döneceğine dair inancımızı sağlam tutalım. Zor bir dönem geçirdiğimizin farkında olalım ama bu umutlarımızı azaltmasın. Bazen zorluklar bir toplumun ihtiyaç duyduğu birlik beraberlik ve dayanışmayı artırması anlamında yararlıdır.

Sevgi ile kalın.

Paylaş

Önerilen Yazılar