Geçen hafta sonu havanın güzel olmasından da yararlanarak Bilge’yi ziyarete gittim, uzun zamandır görüşmemiştik, eşi Ceyda Hanım ile birlikte bahçede çalışırken buldum. Beni görünce çok sevindiler, hal hatır sorma faslından sonra bahçede uzun süre sohbet edip güzel havanın tadını çıkardık. Yeni çıkan altıncı kitabım Mutluluğun Şifresi – Bir Bodrum Hikayesi’ni imzalı olarak hediye ettim, yeni yazmaya başladığım kitabımdan bahsettik biraz.

Sohbetin bir yerinde Bilge yazın Datça’da yaşamaya karar verdiklerini söyledi.

“Ben de geçen yaz oradaydım, gerçekten harika bir yer, Datça hakkında yazmış olduğum tatil yazısı tüm yazılarım içinde bugüne kadar en çok okunan yazı oldu, bunu da bir işaret olarak kabul edebilirsiniz” dedim gülümseyerek.

“Evet, biraz senin gezinden ve yazından da etkilendik, uzun zamandır bunu düşünüyorduk, temelli yerleşmek değil amacımız, altı ay kadar kalıp nasıl hissedeceğimize bakmak, sonraki yazlar için kesin bir planımız yok, hoşumuza giderse tekrarlarız.

Palamutbükü’nde site içinde küçük bir daire kiraladık, küçük bir bahçesi de var, biliyorsun biz bahçe olmadan yapamayız, ayrıca denize de oldukça yakınmış, Haziran’da bayram civarında gidebiliriz diye düşünüyorum, belki sen de aileni alıp bizi ziyarete gelirsin.”

“Neden olmasın, çok güzel olur, çocuklar da bayılır, geçen sene eşimle baş başa gitmiştik. Sen Datça dediğinde aklıma ünlü tarihçi Strabon’un Datça hakkında söyledikleri geldi, Tanrı çok sevdiği kulunu uzun ömürlü olsun diye Datça Yarımadası’na gönderirmiş.”

“O sözü biliyorum, diğer yandan ne kadar ömrümüz kaldığını yalnızca Allah bilir” dedi Bilge.

“Gitmişken Can Yücel’in evini de ziyaret edin mutlaka, belki eşi ile de sohbet edersiniz şansınız varsa”

“Neden olmasın, benim de aklımda, gitmek istediğim bazı yerler var, dediğin gibi Can Yücel’in evi olabilir, Yakaköy’deki Knidos Akademi olabilir, bakacağız artık, keşfedeceğiz zaman içinde. Aslında geçen ay gitmeye niyetlendik Ceyda ile birlikte, biliyorsun Ülkemizde bahar ilk önce Datça Yarımadası’na geliyor ve badem ağaçlarının açtıkları çiçekler ile her yer beyaza bürünerek olağanüstü bir görüntü oluşturuyor, diğer yandan ciddi bir soğuk algınlığı geçirdiğimiz için doktorun da tavsiyesi ile son anda gitmekten vazgeçtik.”

“Çok sevindim sizin adınıza, sizi bol bol ziyaret edeceğim, söz veriyorum.”

“Bekliyoruz mutlaka, yedinci kitabının son kısmını da gel Datça’da yaz. Her kitabın bir turizm beldesinin tanıtımına katkıda bulunmuş olur bundan sonra” dedi gülümseyerek.

“Evet geçen gün Özge de öyle söyledi, en sevdiğim üç şey olan koçluk, seyahat ve yazıyı birleştirdim sonunda.”

Biraz daha sohbet ettikten sona hava kararmak üzereyken ayrıldık, hepinize çok selamlarını ilettiler.

Sevgi ile kalın.