Mutlulukla Değişim Programı kapsamında danışanlarıma farklı bakış açılarının neler olabileceği konusunda rehberlik yaparım. Bunu daha çok yönelttiğim sorular ile sağlarım. Bazen de seansın başında veya sonunda biraz sohbet ederiz, okuduğumuz ve sevdiğimiz yazıları birbirimizle paylaşırız. Bugünkü yazım böyle doğdu, yazının tamamını okumak isteyenler için sayfanın sonunda adresi paylaştım.

“Fixed Mindset” tabir edilen bir kafa yapısı var. Ben bunu sabit bakış açısı olarak tercüme etmeyi seçiyorum. Bu bakış açısına göre karakterimiz, zekamız ve yaratıcılık yeteneğimiz üç aşağı beş yukarı sabittir, özellikle de belli bir yaşa geldikten sonra değişmez. Başarı ise; karakter özelliklerimizin, zekamızın ve yaratıcılığımızın bir sonucu olarak ortaya çıkar veya çıkmaz. Potansiyelimiz baştan bellidir, sınırları çizilmiştir ve değiştirmek zordur.

Bu bakış açısında başarıya ulaşmak çok önemlidir, çünkü bu zeki veya yetenekli olduğumuzu gösterir. Başarısız olmak ise zekadan veya yetenekten yoksun olmak anlamına gelir.

Diğer kafa yapısı ise “Growth Mindset”. Ben bunu değişime inanan bakış açısı veya öğrenmeye/gelişime açık bakış açısı olarak çevirmeyi seçtim.

Bu bakış açısına sahip kişiler meydan okumadan özellikle de kendilerine, şartlara meydan okumaktan yanadır. Başarısızlık zeka ile ilgili değildir. Başarısızlık çoğu zaman, mevcut yeteneklerimizi geliştirmek ve büyümek için gerekli bir deneyimdir.

Kiyosaki’nin çok sevdiğim bir sözü var; ya başarırsınız ya da öğrenirsiniz (başarısızlık yoktur).

Bu bakış açılarından hangisini seçtiğimiz; davranışlarımızı, başarı ve başarısızlığa yaklaşımımızı belirler. Bu konu mutluluğumuz ile de oldukça ilgilidir.

Sabit bakış açısını tercih eden kişiler; meydan okumaları çok sevmezler, engellerle karşılaştıklarında çabuk pes ederler, fazla çaba göstermeyi gereksiz görebilirler, yapıcı eleştiriden dahi hoşlanmazlar, diğerlerinin başarılarını tehdit olarak görebilirler. Hayatları başarı ile başarısızlık, zeki veya aptal olmak, kabul edilmek ve reddedilmek, kazanmak ve kaybetmek arasında gider gelir, siyah beyaz yaklaşımı hakimdir.

Öğrenen bakış açısına sahip olanlar ise meydan okumaları severler, engelleri yükselmek için değerlendirirler, çaba göstermeyi ustalık için gerekli görürler, eleştiriden öğrenirler, diğerlerinin başarısından önemli bilgiler edinirler.

Ben de bu bakış açısına yakın bir insanım, danışanlarımın da bu bakış açısına geçmeleri için onları cesaretlendiririm. Bu bakış açısına göre bir insanın potansiyeli bilinemez, tutku ve eğitim ile çoğalır. Öğrenmek, kabul görmekten daha önemlidir.

Bir bakış açısı seçtiğinizde bir dünya seçersiniz. Sabit bakış açısında başarı, zeki veya yetenekli olduğunuzu ispatlamaktır. Öğrenen bakış açısında önemli olan ise yeni şeyler öğrenmek ve gelişmektir.

Sabit bakış açısında başarısızlık dünyanın sonu gibidir; kötü bir not almak, bir maçı kaybetmek, kovulmak, reddedilmek zeki veya yetenekli olmadığınızı gösterir.

Öğrenme/Gelişme bakış açısında ise tek başarısızlık öğrenmeye veya gelişmeye son vermektir. Önemli olan tek şey gerçek potansiyelinize doğru ilerlediğinizi bilmektir.

Sabit bakış açısının dünyasında çaba sarf etmek kötü bir şeydir, yeterince zeki veya yetenekli olmadığınızı gösterir. Zeki veya yetenekli olsaydınız bu kadar çabaya gerek olmazdı.

Öğrenme bakış açısının dünyasında ise çaba göstermek sizi zeki veya yetenekli yapan şeydir.

Hangi bakış açısını ve hangi dünyayı seçeceğiniz en önemli seçimlerinizden birisi olabilir.

Sevgi ile kalın.

Not: Yazının orjinali ve tamamı için

Fixed vs. Growth: The Two Basic Mindsets That Shape Our Lives

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − seventeen =