ANI YAŞAMAK VE FOTOĞRAFINI ÇEKMEK

ANI YAŞAMAK VE FOTOĞRAFINI ÇEKMEK

Küçük kızım fotoğraf çekmek için küçük bir fotoğraf makinesi istediğini uzun zamandır söylüyordu. Hafta sonu ona bir tane aldık. Cep telefonlarının fotoğraf çekme kabiliyeti gelişmeden önce çoğumuz yanımızda küçük makineler taşıyarak fotoğraf çekiyorduk. Büyük kızımın çocukluğunda cep telefonu ve sosyal medya kullanımı şu an olduğu kadar yaygın değildi, hatta o zamanki cep telefonları ağırlıklı olarak sadece telefon olarak kullanılır, fotoğraf makinesi ve video kamera cihazları ayrıca taşınırdı. Hala fotoğrafçıda baskı almak olayı devam ediyordu. Bu nedenle büyük kızımın çok fazla dijital fotoğrafı ya da videosu yok hatıra olarak. Küçük kızımın ise sayısız fotoğraf ve videosu var.

Bir şeyleri yaşamak ve o şeyleri kaydetmek arasında kaldığımızda bir tür denge oluşturabilmemiz gerekiyor. Harika bir gün batımını izlemek mi, yoksa kaydetmek mi? Üstelik sadece kendimiz için de kaydetmiyoruz, mutlaka bir paylaşmak içgüdüsü veya isteği var.

Sürekli olarak veri paylaşıyoruz, insanların paylaştıkları veriler inanılmaz bir boyuta ulaştı. Bu veriler kullanılarak tahminler yapılıyor pek çok konuda, sadece reklam ve pazarlama için de kullanılmıyorlar.

Sosyal medyada ne kadar zaman geçirdiğimize ve neler yaptığımıza daha fazla dikkat etmeliyiz. Kullanılan yapay zeka algoritmaları bizi orada daha fazla zaman geçirmeye sürüklerken bir yerde dur diyebilmeyi becerebilmek gerçekten çok önemli.

Küçük kızım sadece fotoğraf çekebilen küçük bir fotoğraf makinesi istediğinde yukarıda yazdıklarımı düşündüm. Sadece fotoğraf çekmekten nerelere geldik, geldiğimiz nokta bizi çok fazla mutlu da etmiyor görebildiğim kadarıyla üstelik.

Geçtiğimiz gün parkta yürürken ağaçların bahar dalları ile şenlenmiş olduğunu gördüm, hem uzun uzun seyrettim hem de fotoğrafını çektim. İkisini birden yapabildiğimizde zaten sorun yok, sadece birisini tercih edebildiğimizde anı yaşamayı seçmek daha doğru sanırım.

Bazen bir konseri izlerken izlemek yerine sadece kayıt yapanları görünce de üzülüyorum, bu şekilde anı yaşamayı kaçırıyoruz.

Anda kalamamak çağımızın en büyük problemlerinden birisi kuşkusuz, diğer yandan her şey çok hızlı gelişirken ve biz her şeyi kaydetme ve paylaşma isteğine sahipken anı nasıl yaşayabiliriz?

Kesinlikle biraz sakinleşmek, yavaşlamak ve huzur bulmak gerekiyor. Bunu yaparken de belki biraz teknolojiden uzaklaşmak, doğada daha çok zaman geçirmek. Bazen yürüyüşe giderken telefonumu evde bırakmaya başladım.

Bahar başladı, kuşların sesi, yaprakların hışırtısı bizi bekliyor, kayıt yapmamız gerekmiyor, ya da sadece hafızamıza kaydetmek ve eğer istiyorsak eve dönünce anlatmak yeterli. Anlatmak yerine fotoğraf ve video göstermek öykü anlatma becerilerimizi olumsuz etkileyecek diye korkuyorum.

İnsanlığın gelişiminde öykü anlatımı becerisi çok önemli bir yer tutuyor.

Paylaş