Geçtiğimiz günlerde paylaştığım bir yazıda; isteklerinizle aranızda duran şey siz olabilirsiniz, buna dikkat edin lütfen, yarattığınız baskıyı, stresi azalttığınızda pek çok şeyin yoluna girebileceğine şahit olacaksınız demiştim.

Aynı yazıda anda kalmak konusundan da bahsetmiş ve anda kalmak sadece anda kalmak olarak açıklanırsa eksik olur bence; akışta olmak aynı zamanda bir isteğiniz için yapmanız gereken şeyleri yaptıktan sonra huzur içinde sabırla beklemek ve bunu yaparken de başka konulara odaklanabilmektir şeklinde bir saptamada bulunmuştum.

Bugün bu konu hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Anda kalmayı daha geniş bir felsefe olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum. Sadece yaptığımız şeye odaklanmak ve tüm dikkatimizi ona vermek elbette güzel, diğer yandan bunu ne ölçüde yapabiliyoruz? Modern kent yaşamının temposu içinde anda kaldığımız süreler bu anlamda bakıldığında bir günün ne kadarını oluşturabiliyor acaba?

Anda kalmak daha geniş bir çerçeveden bakıldığında huzurlu olabilmek, bir tür içsel huzur ve dengeyi koruyabilmektir. Olanı olduğu gibi kabul edebilmek, olan ve olması gereken diye bir ayrım yapmamaktır.

Huzurumuzu bozabilen şeylerin başında da isteklerimiz ve isteklerimize hemen kavuşma baskımız geliyor. Bir isteğin gerçekleşmesinin çok sayıda yolu olabilir, tek bir yolu dikte etmek doğru değil hayata. Ayrıca elimizden geleni yaptıktan sonra başka bir konuya odaklanarak bekleyebilmeyi de öğrenmemiz gerekiyor.

Her şeyin hemen olmasını istemek hem gerçekçi değil hem de huzurumuzu kaçıran faktörlerin başında geliyor. Doğanın nasıl bir dengesi var ise bizim isteklerimizin gerçekleşmesinin de bir dengesi var, tohumu ekersiniz, sularsınız, güneş alır, büyür ve meyvesini verir, başında dikilip durduğunuzda süreyi hızlandıramazsınız, o esnada diğer işlerinizle ilgilenmek daha doğrudur.

Bu konu kendimizi sevmek ve özgüven konusuna bile bağlanabiliyor, geçenlerde Charlie Chaplin’in bir sözünü paylaşmıştım, bu yazıyı da o güzel söz ile bitirelim.

“Kendimi sevmeye başladığımda, hangi koşullarda olursam olayım, doğru zamanda doğru yerde bulunduğumu ve her şeyin tam da olması gerektiği zamanda gerçekleştiğini anladım. İşte o zaman huzura erdim. Bugün buna özgüven diyorum.”

Sevgi ile kalın.

Not: Şubat ayı koçluk ön görüşmelerinden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.