Anda Kalma Teknikleri Devam


Merhaba, anda kalmak ve şükretmek arasındaki bağlantıyı incelediğimiz bültene kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine anda kalmak teknikleri üzerine yazdım. Keyifle okumanızı ve uygulamanızı dilerim.

Geçen hafta yazılı şükür egzersizlerini her gün karşılaşabileceğimiz “küçük” olaylar üzerinden yapmanın bizi anda tutabilecek kilit noktalardan birisi olduğundan bahsetmiştik.

Güzel bir gün yaratmanın en güzel yöntemlerinden birisi kesinlikle güne güzel bir sabahla başlamaktır. Peki biz güne fiziksel olarak nerede başlıyoruz, yatak odamızda ve yatağımızda.

Bir sabah uyanınca 10 dakika boyunca yataktan kalkmadan ama uyanık şekilde yatak odasında güne başlamadan nelere şükredebilirim, hangi objeleri seviyorum ve bana neleri hatırlatıyorlar, oturdum bunları yazdım.

İnanılmaz güzel ve enerjik bir gün oldu. İşin daha da güzel kısmı, beynim yazdıklarımı “önemli” olarak algıladı ve izleyen sabahlarda gözümü açar açmaz otomatik olarak bana hatırlatmaya başladı.

Aşağıda kendi yazımı paylaşıyorum, güzel bir sabah için en az bir kere yatak odanızda size keyif veren her şeyi yazıya dökmeniz yeterli. İzleyen sabahlarda ise tek yapmanız gereken normalde kalktığınız saatten 10 dakika önce uyanarak gözlerinizi çevrede dolaştırmak ve güne başlamadan küçük şeylerin tadını çıkarmak.

Benim yazım:

Yatağımızın sağ tarafındaki duvarda büyük kızım Duru’nun yapmış olduğu çok güzel resimler var. Bir tanesinde annesini çizmiş, bir diğerinde ise 4 kişilik tüm ailemizi. Bu resimlere bakmak insanın içini huzurla dolduruyor. Yine aynı duvarda Kartalkaya’yı tanıtan çok güzel resimlerle süslü bir gazete yazısı var. Önümüzdeki kış ailecek Kartalkaya’da tatil yapmanın hayalini kuruyoruz ve bu bize büyük keyfi veriyor.

Hala aynı duvardayım ve güzel bir yazı asılı. “Today the most important thing ise that I feel good”. Ben bunu şöyle çevirmek istiyorum; “Bugün en önemli şey kendimi iyi hissetmem, yani anda kalmam”.

Yatak cama bitişik ve açılabilen küçük bir cam var, biraz araladığınızda ve dikkatle dinlediğinizde kuş seslerini duyup baharın geldiğini anlayabilirsiniz. Sadece Ülkemize değil kendi hayatlarımıza da bahar gelmiş gibi.

Sol tarafta giysi dolabı var, bana ait tarafın sürgülü kapağında vizyon panom asılı. Yelken yapan bir adamın resmi, birbirini sevdikleri her hallerinden belli olan çiftlerin fotoğrafları, tropik bir ada, ağaca kurulmuş hamak, bir kruvaziyerin jakuzili balkonu, kimbilir yolculuk nereye, iyi bir koçun özelliklerinin sıralandığı tablom.

Giysi dolabının açık kapaklarının birisinin arkasından giymekten hala keyif aldığım gömleklerim gözüküyor, onları özellikle o şekilde yerleştiriyorum.

Dolabın üst tarafında yolculuğa çıkmaya hazır bir bavul, 15-20 dakika içinde herhangi bir yere gitmek için hazırlanabilirim. Sol tarafımda bir gece lambası, gece yatağımda istediğim zaman ışığını açabilirim.

Bazı geceler yatmadan önce kitap okurken bu ışıktan faydalanıyorum. Yatmadan önce bana keyif veren bir kitaptan 5-6 sayfa okumayı seviyorum. Sonra gözlerim kapanıyor, kitabı komodinin üzerine bırakıyor ve ışığı kapatıp uykuya dalıyorum.

Odanın lambası daha doğrusu avizesi çok güzel. Basit bir cam fanus içinde sarkan renkli taşlardan oluşuyor. Yeni evlendiğimizde Şişhane’de bir avizeciye gitmiş ve şeklini çok beğenmiştik. Lakin aynı zamanda taşların rengi ve sıralanışı daha farklı olsa çok daha güzel olabilirdi diye düşünmeden de edemedik. Hayatını bu meslekte geçirmiş olan yaşlı usta bize dönerek “evladım, ben çok yorgunum, isterseniz size renkli taşlar vereyim, kendi avizenizi kendiniz yapın” dediğinde ise çocuklar gibi sevinmiştik.

2-3 saat uğraşıp eve kendi yaptığımız avize ile geldiğimizde mutluluk yüzümüze yapışmış gibiydi.

Gözlerimi odada dolaştırmaya devam ediyorum, kapının üzerinde daire şeklinde düz ve basit bir ayna var. Evet, bir feng shui objesi. Bir dönem feng shui ile ilgilendiğimizi, eve bir uzman çağırdığımızı ve dekorasyon önerilerini dinlediğimizi hatırlıyorum. Çok uzak zamanlarda kalmış olan bu hatırayı anımsamak zihnimi açıyor adeta.

Yatak odasının kapısı açık, biliyorum ki kızlar yataklarında uyuyorlar. Birazdan Duru uyanacak, tüm tembihlerimize rağmen ayağına çorap sırtına yelek giymeden salona geçecek, bende öyle yapardım, peşimden seslenen annem geldi aklıma şimdi.

Duru televizyonu açacak salonda, biz uyanmayalım diye sesini kısacak ama biz yine de duyacağız. Az sonra küçük Ada uyanacak, tek başına yatağından inemediği için “annneeee, aşağı” diye seslenecek. Beni görünce şaşıracak, onu kollarıma alıp yere bıraktığımda “yaşasın” diye bağırarak içeri koşacak.

Özge uyanacak, kızlara peynirli krep hazırlamaya başlayacak, meyve sıkacağının sesi Frank Sinatra şarkılarına karışacak ve güzel bir gün daha başlayacak.

Sizin gününüz nasıl başlasın istiyorsunuz, hadi yatak odasına gidin ve aynen benim yaptığım gibi yazın, sadece bir kere yapmanız yeterli ve ilk sabahınızdan itibaren mucizevi etkisini hissedeceksiniz.

Paylaş

Önerilen Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.