6. Gün – Büyük Proje


Mert sabah 7 gibi uyandı, hava çok güzeldi, bahçeye çıktı, çimenlerin üzerinde satsuma ağaçlarından birisinin dalları altına oturdu, satsumalar olgunlaşmaya başlamıştı, yüzünü güneşe çevirmişti, gözlerini kapadı, sadece seslere ve kokulara odaklandı, bu şekilde 15 dakika meditasyon yaptı.

Yalıkavak Körfez Fırını’na gitti, kıymalı börek ve çay sipariş etti, kahvaltıdan sonra gazetesini alarak Belediye Çay Bahçesi’nin deniz kenarındaki masalarından birisine kuruldu. Yeterince keyif yapmış olduğuna kanaat getirdikten sonra eve döndü, plaj çantasını hazırladı.

Saat 10.30 gibi Düşler Sitesi’ne vardığında grup onu bekliyordu, bugünün programında Yalıkavak Moon Beach vardı, yaz aylarında çok kalabalık olan plaj Eylül sonunda oldukça sessiz ve sakindi. Hep beraber kahve içtiler, Aslı ve Ali Rıza Bey denize girmeye karar verdiler, Mert ile Esra sakin bir masa bulup günün ilk seansına başladılar.

Esra toplum yararına bir projesi olduğunu ve bu konudan bahsetmek istediğini söyledi.

“Biraz detaylı anlatır mısın?

“Türk tarihi dersini ilkokul öğrencilerinin resim yaparak öğrenmelerine dayanan bir projem var.

“Bugün burada bu konu ile ilgili olarak neye odaklanmak istersin?”

“1 yıllık bir sürede çocukların bu eğitimi alması ve buna yönelik planlama yapmak olabilir”

“10 üstünden 10 durumu senin için neyi ifade ediyor?”

“Eylem adımlarının tamamen planlanmış olması, belki de ilk adımı atmak”

“şu anda neredesin?

“10 üzerinden 2, henüz sadece ham fikirler var kafamda.”

“Bugün neye ulaşmak istersin?”

“Eylem adımlarını büyük ölçüde belirlemek isterim.”

“Bu seni kaça getirir.”

“6 olabilir.”

“Senin için önemli olan bir projen var, buna yönelik detaylı ve planlı bir çalışma içeren bir yöntemimiz var.

Olaylara 3 farklı açıdan yaklaşıyoruz, düşleyen açıdan, gerçekleştirici açıdan (planlar, analizler, nereden başlar, nasıl ilerlersin), son olarak da sorgulayan analitik tarafımız açısından olaya bakıyoruz.

Seni yerinden kaldırayım, tam karşımda ayakta durmanı istiyorum, burası vizyoner alanı, buradan başlayacaksın, bende söylediklerini not alacağım. Gözünde canlandır lütfen, öğrencilere ilişkin projenizi tamamlamışsın, o ana odaklandığınızda neler görüyorsun?”

“İlk günü görüyorum, pek çok insan var, herkes mutlu, proje tıkır tıkır işliyor…”

“Seni şimdi masanın sol tarafına almak istiyorum, gerçekleştiren taraf, o vizyona ulaşmak adına nasıl bir plan yaparsın?”

“Takvimlendirme yapmam lazım, lojistik detayların belirlenmesi var, onaylar alınması lazım, sponsor bulunması önemli…”

“Seni tekrar tam karşıma vizyoner kısma almak istiyorum, bu planlarını vizyona tekrar yerleştirdiğinde şimdi neler görüyorsun?”

“Sanırım biraz daha fazla süre alacak projem. Ama kesinlikle yapılmaz değil.”

“Her şeyin istediğin gibi yapılmış olduğunu varsayalım, hepsini vizyona yerleştir, vizyonda neler var?”

“Büyük bir keyif var, proje başarılı olmuş, projeye inanç artmış…”

“Seni tekrar masanın sol tarafına gerçekleştiren alanına almak istiyorum. Süre uzayabilir dedin, onu da katarak bu işi hayata geçirmek adına daha başka neleri yapmaya ihtiyacın var?”

“Ekip oluşturmak lazım, organizasyon önemli, medya önemli…”

“Tekrar seni vizyoner alanına alabilir miyim? Ekip oluşturmak ve medya konularını da vizyona ilave ettiğinde neler görüyorsun?

“Çok kolay değilmiş, hayatın bazı gerçekleri var. Ekipte çatışmalar olabilir. Süre uzayabilir. İlk günü görüyorum yine, ilk günün güzelliği değişmedi ama biraz daha ileri bir tarihte gerçekleşmiş.”

“O süreye ilişkin belli bir tarih var mı?

“Belki 1,5 yıl olabilir.”

“Seni tekrar gerçekleştiren alanına alsam bu güzel görüntüyü gerçekleştirmek adına aklına başka neler geliyor?

“Fikir birliği sağlamak önemli olabilir… Destek sağlamak ve desteği sıcak tutmak önemli.”

“Bu desteği sağlamak adına neler yapabilirsin?

“Lobi faaliyetleri önemli olabilir.”

“Başka neler olabilir?”

“Bu kadar sanırım.”

“Seni tekrar vizyona alsam o ilk günde neler var?”

“Çocukların mutluluğu, devlet erkanının katılımı, sponsorların heyecanı…

Çocukların heyecanı görmeye değer.”

“Başka neler var?”

“Olumlu geri bildirimler var. Toplantılar var, herkes birbirini anlıyor ve destek oluyor.”

“Gerçekleştiren bölümüne gelelim lütfen, bu ortamı yaratmak adına başka neler aklına geliyor?”

“Mutlaka başka şeyler çıkacaktır, belki ileride projeyi devlet sahiplenir.”

“Senin bununla ilgili yapacağınız neler olabilir?”

“Biraz araştırma yapıp ilgili kişileri bulabilirim sanırım.”

“Seni vizyon bölümüne alıyorum tekrar, son söylediklerini de ilave ettiğimizde o vizyonda neler var?”

“Tamamlanmış görüyorum, ödüller var.”

“Tekrar gerçekleştirene geldiğimizde ekleyecek şeyler olabilir mi?”

“Bu işin bir fahri takipçisi olmalı, ben olabilirim.”

“Bu fahri takipçiyi vizyona taşıyalım. Vizyonda neler var?”

“5 yıl sonra bu işin fahri takipçisiyim. İlk günlere hep beni davet ediyorlar, çok güzel.”

“ Tekrar gerçekleştirene gelelim, ekleyeceğin başka bir şey var mı?”

“Yok.”

“Şimdi seni daha farklı bir alana alacağım, masanın sağ tarafı, bu projeyi daha da sağlam bir şekilde gerçekleştirmene yardımcı olacak analitik tarafın. Ben her şeyi sorgulayan tarafın olarak, sana yani gerçekleştirecek tarafa bu konuda sorular yönelteceğim ve sen gerçekleştiren tarafta bu soruları yanıtlayacaksın, sen tatmin olana kadar devam edeceğiz.”

“Bu kadar adamı nereden bulacaksın?

“Kapı kapı dolaşırım gerekirse.”

“İnsanları nasıl ikna edeceksin?”

“İkna kabiliyetim iyidir; başkaları da bana yardım edecek, tek başıma yapmayacağım sonuçta.”

“Başkası dediğin kimler?”

“Konuya hakim insanlar.”

“Bu çok büyük bir proje, parayı nereden bulacaksın?”

“Babam başlangıçta destekler, devlet desteği alırız, sponsor buluruz.”

“Zamanı nasıl bulacaksın?”

“Zaman yönetimi yapmayı bana sen hatırlatmıştın, ayrıca kendimi bu projeye vakfedebilirim sanırım.”

“Ne işine yarayacak?”

“Çocuklar için yapıyorum, beni mutlu ediyor, bunu da sen anlatmıştın”.

“Bu kadar çocuğu bir araya toplamanın faydası ne?”

“Yaşayarak öğren.”

“İş bitti ne olacak, hayatını buna mı adayacaksın?”

“Planım 5 yılın sonunda projeyi devretmek.”

“Sen nasıl bir konumda olacaksın?”

“Danışan konumunda olacağım.”

“Başka sorum yok.”

“Bu soruları cevapladıktan sonra eklemek istediğin hususlar var mı?”

“Yanıma senin gibi analitik tarafı güçlü birini almam ve senin şeytanın avukatlığını yapman iyi olur.”

“Seni tekrar karşıma vizyoner alana almak istiyorum, neler var?”

“40 yaşındayım, fahri danışan ve izleyen konumundayım, çok keyifli. Manevi hazzı müthiş doğrusu.”

“Bir kahveyi hak ettin. Notlarıma göz atabilirsin. Bu deneyim sonrasında bu vizyonu gerçekleştirmek adına atacağın ilk adım ne olurdu?”

“Ekibi belirlemek ve onlara projeyi anlatmak.”

“Bunu ne zaman yaparsın?”

“Kasım ayında olabilir.”

“İkinci bir adım ne olabilir?”

“Takvim üzerinde çalışmak olabilir, Aralık ayında mesela.”

“Başka?”

“Ekibin görev dağılımı olabilir, Ocak ayında yapabilirim.”

“Başka?”

“Başka bir adım aklıma gelmiyor başlangıç için.”

“Bu projeyi tamamlaman hayatının diğer alanlarını nasıl etkileyecek sence?”

“Hayatımın merkezi bu proje olmuş, başarı gelmiş, mutluyum, diğer alanlar da olumlu etkilenmiş.”

“Bu yolda seni kararlılıkla tutacak olan neler var?

“Vizyonum tutar, takipçiliğim tutar.”

Kahveler geldiğinde uzun seans sona ermişti, Esra sigarasına uzandı, paketin içinde sigara olmadığını fark etti, garsona sigara sipariş etmek üzere iken Mert onu durdurdu. “Sigarayı satın almayacaksın, bugün her sigara içişinde bunu bir başka kişiden rica ederek almanı istiyorum, 35 yaşında bir kadın olarak benim sana sigara içmenin zararlarını anlatmama gerek bile yok, illa içeceksen bu şekilde yap lütfen, belki bir süre sonra bırakır veya azaltırsın”.

Esra bir beş dakika dolaştıktan sonra elinde iki sigara ile çıkageldi, Mert bir tanesini alarak ortadan kırdı, Esra biraz kızmıştı, ama ses etmedi.

Ali Rıza Bey ile Mert tavlaya oturdular, Mert ilk partiyi 5-2 kazanınca Ali Rıza Bey yeniden oynamayı önerdi, kısa bir deniz molasının ardından ikinci partiyi yaptılar ve onu Ali Rıza Bey kazanınca rahatladı.

Bu sırada Aslı ile Esra derin bir sohbete dalmışlardı, Saat 15 gibi geç bir öğle yemeğine oturdular.

Mert ile Esra saat 16 gibi ikinci seanslarına başladılar.

Seans bitiminde Mert Esra’dan değişik bir şey yapmasını istedi. Varsayalım hepimiz cüzdanlarımızı evde unuttuk, yanımızda hiç para ve kimlik yok, burada yedik içtik ve eğlendik, ama hesabı ödeyemeyeceğiz. Bu durumun altından kalkmanı istiyorum, bakalım halledebilecek misin, bu projen açısından önemli.

Esra durumdan pek memnun kalmamıştı, insanlardan bir şey istemekten genelde hoşlanmıyordu, üstelik para istemek veya hesabı ödeyememek herhalde yapacağı en son şey olurdu, ama Mert’e güveniyordu, bir bakalım diyerek kasaya doğru yollandı.

10 dakika sonra mutsuz bir şekilde geri döndü, içimizden birisin eve gidip cüzdanımızı almamızın en iyi yöntem olacağını söylediler, bana inanmadılar.

“Peki, ne yapacaksın, hemen pes mi edeceksin?”

Esra isteksizce masadan kalktı, 10 dakika sonra muzaffer komutan edası ile geri döndü.

“Başardım” dedi. Bu kez patronun kendisi ile konuştum, en kibar ve sevimli halimle durumu anlattım, anlayışla karşıladı, “benim misafirim olun” dedi.

“Ne öğrendin?”

“Doğru insanla doğru şekilde konuşmak lazımJ.”

Akşam yemeği için Gündoğan’da Terzi Mustafa’nın yerine gittiler, Reana ile birlikte Gündoğan’ın en iyi iki restoranında birisi denişti Ali Rıza Bey.

Kumsalın üzerine güzel bir masa kurmuşlardı onlar için, hava biraz serindi, şallarına sıkıca sarıldılar, önce kalamar kızartma, sonra barbun balığı ve salata geldi masaya.

Çay ve kahvelerini balıkçı kahvesinde içtiler, sahilde biraz yürüyüş yapıp 23.00 gibi vedalaştılar.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

17 − three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.