4. GÜN – MUTLULUĞUN FORMÜLÜ


Ayşe ile sabah Kalamış’ta buluştuk, kısa bir yürüyüşün ardından Divan’da güneş alan bir masaya oturduk. Güzel bir hava vardı, uzaklarda yağmur bulutları belirmiş olmasına rağmen hava sıcak sayılırdı. Ayşe koçluk çalışmalarımıza başlamadan önce “mutluluğun bir formülü var mı?” diye sordu. Ona anlattıklarımı bugün sizlerle paylaşmak istedim.

Yaptığım çalışmaların temelinde hep mutluluk var. Koçluk programımın adı da tam bu nedenle Mutlulukla Değişim Programı. Boş zamanlarımda nasıl daha mutlu olabileceğimiz üzerine düşünmeyi severim. Mesleğim gereği çok sayıda değişik insanla tanışıp çalışmak işimi biraz kolaylaştırıyor gibi gözükse de herkes için geçerli olabilecek genel bir mutluluk formülünü henüz bulamadım. Kişiye özel çözümler üretiyoruz koçluk çalışmalarında.

Dediğim gibi mutluluk daha çok kişiye özel çok katmanlı bir kavram, yine de elimden geldiğince bir yol haritası çizmeye çalışacağım, kendi mutluluk reçetenizi oluşturmanızı canı gönülden diliyorum.

Mutluluk için elbette keyif almak çok önemli. Sadece çalışarak ve üreterek mutlu olmamız çok zor. Hatta çabayı biraz azaltıp keyfi biraz artırdığınızda daha iyi sonuçlara imza atıp daha mutlu olabilirsiniz.

Her şeyi kontrol etmeyi bırakmak ve hayata olabildiğince güvenmek, mutluluğun kilit faktörlerinden birisidir. Hayatta her şey bizim kontrolümüzde değil, olmasın zaten, her şeyin önceden belli olduğu bir hayat çok keyifli ve mutlu olmazdı diye düşünüyorum. Olayların tamamını etkileme ve seçme şansına sahip değiliz, dağıtılmış bir eli oynuyoruz bazen. Yapabileceğimiz en iyi şey çoğu zaman vereceğimiz tepkileri seçerek hayatımızı değiştirmek ve şekillendirmek olabilir.

Bunun için ilgi alanından ziyade etki alanına odaklanan bir yaşam sürmek gerekir. “Ben buna ilişkin ne yapabilirim?” ve “Yapmak istiyor muyum” sorularını sormayı alışkanlık haline getirmeye çalışın. Pek çok durumda yapılabilecek bir şeyler vardır, bunlara konsantre olmak ve elimizden gelenin en iyisini ortaya koymak yeterlidir. Ben, olumlu düşüncelerle elimden gelenin en iyisini yaparım, devam ederim, gerisine karışmam, gerisine karışmak duaya karışmak olur, haddime düşmez.

Mutluluğun bir başka önemli ayağı ise insanın olabildiğince kendisi olmasıdır. Maskeler olmadan, rol yapmadan kendisi ile barışık bir hayat yaşayan insanlar mutluluğa daha yakındır.

Bir başka aşama ise iyimser olmaktır. İyimser olmak öğrenilebilir bir beceridir. Koçluk çalışmalarım sırasında bunun öğrenilebildiğine defalarca şahit oldum. İyimser olmanın ana hatları, geçmişle geleceğin birbirine eşit olmadığına ve düşünce yapımız ile verdiğimiz tepkileri değiştirerek hayatımızı değiştirebileceğimize inanmaktır.

Mutluluğun en önemli katmanlarından birisi ise kuşkusuz dengedir. Özellikle de işimiz, ilişkilerimiz ve kendimiz arasından bir denge kurabilmek ve bunu yönetebilmek önemlidir.

Son olarak da hayır demeyi öğrenmek gerekir. Evet demeyi de bilin gerektiğinde hayır demeyi de. Kişisel sınırlarınızı iyi çizin, kırmızı çizgilerinizi belirleyin ve koruyun. Bu konu önceliklendirme becerisi gerektirir ve öğrenilebilir. Hayatınızda nelerin sizin için daha önemli olduğunu düşünün ve önceliklerinize uymaya çalışın. Önceliğiniz, kendinizden mutlu olmak olsun.

Anlattıklarım ilginizi çekti ise bu konular ile ilgili daha detaylı bilgileri piyasaya yeni çıkan Hayatını Değiştir isimli kitabımda bulabilirsiniz.

Sevgi ile kalın.

 

 

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

one × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.