300. YAZI – YOLCULUK


Bugün web sitemde yer verdiğim 300. yazımı yayınladım. 7 ayrı konu başlığı altında tam 300 yazı, gerçekten güzel bir arşiv, tamamen ücretsiz ve herkesin kullanımına açık (www.mertcuhadaroglu.com)

2013 yılının Ağustos ayında ilk yazımı yayınlamıştım, yaklaşık 16 ay sonra 300. yazının şerefine bugün ne yazayım diye çok düşündüm, en iyisi yine yolculuğu anlatayım, isteyenler aradan bir şeyler çıkarıp kendi hayatlarında uygulasınlar, bu beni çok mutlu eder.

Bir koç, yazar, mutluluk araştırmacısı olarak ben hayata nasıl bakıyorum? Geçenlerde paylaştığım bir Yarına Not “Sen hayata nasıl bakarsan o da sana öyle karşılık verir” şeklinde idi. Buna çok inanıyorum, hayata bir savaş veya mücadele şeklinde baktığımızda yaşadığımız da genelde bunlar oluyor. Hayata keyifli bir oyun şeklinde yaklaştığımızda ise daha keyifli yönlerini görüyoruz. Ben hayata bir yolculuk olarak yaklaşıyorum, güzel bir yolculuk, her gün kendimiz, diğer insanlar ve dünya hakkında keşifler yaptığımız bir yolculuk.

Benim yolculuğuma sizler de eşlik ediyorsunuz. Bu nedenle her gün paylaşım ve yazılarımla farkındalığımızı artırmaya ve motivasyonumuzu yükseltmeye çalışıyorum. Yazdığım yazılardan kendime de pay çıkarıyorum çoğu zaman.

Her alanda başarılı olmak gibi bir yaklaşımım yok, bu yolculuk bir yarış değil, daha iyi olduğum konulara odaklanıyorum. İnsan olarak değerimizin başarılarımızla bir ilgisi olmadığını düşünüyorum ayrıca.

Hayatımda bir şeylerin değişmesini istiyorsam önce ben değişmeliyim. Bu bakış açısına sahibim ve bu yolculukta işimi kolaylaştırıyor. Dünyayı kontrol edemem ama düşüncelerimi ve olaylara verdiğim tepkileri kontrol edebilirim. Yani denizi ve fırtınayı kontrol edemem ama yine de gemimin dümeninde olabilirim, bir rota çizmeye çalışabilirim.

Bazen korkarım. Yolculukta bazen korkarız, bilinmeyen korkutur insanı, bu da son derece doğaldır. Deniz her zaman tekin olmaz. Korkularla birlikte ilerlerim. Bir süre sonra güneş çıkar, bulutlar dağılır, gökyüzü masmavi olur, her fırtına diner.

Meşhur bir denizci sözüdür, sakin sular hiçbir zaman usta denizciler yetiştirmez.

Korkularımı sürekli düşünmekle onlara daha fazla güç vereceğimi bilirim, bu nedenle daha fazla isteklerime ve hayallerime odaklanırım. Yıldızlı gecelerde hayal kurarım zaman zaman bilinçli olarak. Onlar benim yelkenlerimdir.

Fiziksel bir dünyada yaşadığımızı ve eylem olmadan gerçekleşme olmayacağını bilirim. Bu nedenle sürekli düşünmek ve hayal etmek yerine iç sesime güvenerek vakti geldiğinde harekete geçerim. Eylem benim rüzgarımdır.

Diğer yandan; nereye gideceğini bilmeyene hiçbir rüzgardan hayır gelmez. Bu yüzden strateji ve planlar yaparım, onlar benim rotamdır.

Bazen fırtınalar beni rotamdan uzaklaştırdığında ise aileme ve sevdiklerime sığınırım, onlar benim pusulamdır.

Ve son olarak en önemli şeyin denge olduğunu unutmam. Düşündüğüm, söylediğim ve yaptığım şeyler uyum içinde olduğu sürece gemimin dengede olduğunu bilirim.

Yolculukta aslında belki de sadece bunu uygulayabilsek başka hiçbir öğretiye ihtiyacımız olmayabilir.

Yolculuğumuzda bir gün bir yerlerde karşılaşmak ümidiyle, sevgi ile kalın.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

five × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.