Üçüncü gün Kandilli’de bulunan Ihlamur Kafe’de buluştular. Serpme kahvaltının ardından yalıların önündeki dar yürüyüş yolunda biraz gezdiler. Şanslarını deneyen birkaç emekliden başka kimse yoktu, kovalarda balıklar birikmeye başlamıştı. Güzel bir hava vardı, kafenin dış kısmındaki masalardan birisine oturup türk kahvesi sipariş ettiler.

Ayşe “bir konuda biraz aklım karıştı” diye sözlerine başladı. “Eylem adımlarına odaklanan bir strateji belirledik, bu tek başına yeterli olacak mı?”. Ayşe’ye anlattıklarımı sizlerle de paylaşmak istedim.

Diğer pek çok konuda olduğu gibi burada da bir denge bulmak ve onu korumak önemlidir. İsteklerimizi gerçekleştirmek için, henüz isteklerimiz gerçekleşmeden bu konularda daha olumlu düşünebilmek ve isteklerimiz doğrultusunda gerçekleşeceklerine inanarak eyleme geçmek, iyimserliği ve eylemi dengeleyebildiğimiz ölçüde işimiz kolaylaşır. Gerçekleşme süresi kısalıyor ve daha kolay yönetilebilir bir hal alıyor. İsteklerimiz, doğru yönde ilerliyorsak sabırla çalıştığımızda eninde sonunda gerçekleşir.

İlk kitabım olan Hayatını Seç’te olmak konusunu ayrıntılı olarak ele almıştım. İkinci kitabım Hayatını Değiştir daha fazla strateji ve eylem odaklı bir kitap oldu, dengeyi korumuş oldum. Kitaplarımı henüz okumamış olanlar veya Mutlulukla Değişim Programı’na katılmamış olanlar için kısa bir özet yapmaya çalışayım.

Olmak demek, henüz isteklerimiz gerçekleşmeden bu konularda daha olumlu düşünebilmek, iyimser olmak ve aslında belki de hepsinden önemlisi sürece güvenmek demektir. Bunu yapabilmek için belli bir konudaki düşünce ve inançlarımızı tespit edip ikiye ayırmamız gerekiyor, hedefimize giderken işimizi kolaylaştıranlar ve hedefimize gitmeye çalışırken işimizi zorlaştıranlar şeklinde.

İşimizi zorlaştıran düşünce ve inançlarımızı tespit ettikten sonra bunların bir bölümünü değiştirmeyi seçebiliriz. Öncelikle değiştireceğimiz düşüncenin yerine az da olsa inanabileceğimiz yeni bir düşünce bulmamız gerekiyor. Bu, eski düşüncenin 180 derece karşısında yer alan bir inanç olmamalı, öyle olursa inanmayız zaten.

Ayşe’nin ilişkiler konusunda kendisine engel olan bir inancı vardı, erkekler güvenilmez şeklinde düşünüyordu. Bu şekilde düşündüğü için zihni ona bir oyun oynayarak kendi hayatında deneyimlediği ve/veya yakın çevresinde gözlemlediği pozitif deneyimleri hatırlamasını zorlaştırıyordu.

Ayşe öz itibarıyla hümanist bir insandı. Öncelikle erkekler güvenilmez şeklindeki inancını cinsiyet ayrımcılığından çıkarmasını önerdim. Ayşe daha sonra, biraz olsun inanabileceği yeni düşüncesini şu şekilde açıkladı: Güvenilir ve güvenilmez insanlar var, aslında muhtemelen güvenilir insanlar daha fazla, bu konuda yaşadığım deneyimler bugüne kadar yanlış bir fikre saplanmama neden oldu, bundan sonra daha farklı seçimler yaparak güvenebileceğim insanlar bulabilirim.

Bundan sonra kanıt toplama sürecini devreye alması gerekiyor. Nasıl bir ilişkinin onu mutlu edebileceğinin çok detaylı bir tarifini koçluk çalışmalarımız sırasında yapmıştık. Çevresinde onun istediği gibi bir ilişki yaşayan en az 3 çift bulmasını ve onlarla daha fazla zaman geçirmesini önerdim.

Yarım saatlik bir sürenin sonunda istediği gibi bir ilişkisi olan 3 tanıdığını saptamıştı. İnançları saptama ve kanıt toplama sürecinden sonra eylem ve deneyim aşaması gelir. Hiçbir şey deneyimin yerini tutamaz. İyi bir deneyim yaratmak için ise olumlu duygu ve düşüncelerle sonuçlara güvenerek eyleme geçmek tavsiye edilir.

Ayşe anlattıklarımdan tatmin olmuştu, yüzünde bir gülümseme belirdi, sonra “çok ilginç bir şey söylemek istiyorum” dedi.

“Aslında üniversitede iken çok kısa süreli bir flörtüm olmuştu, beraber harika zaman geçirmiştik, başka bir kente ve üniversiteye gitmesi nedeniyle ilişkimiz zaman içinde sona ermişti. Senle bugün bu konuları konuşana kadar tamamen aklımdan çıkmış, ondan sonraki olumsuz deneyimlere o kadar saplanıp kalmışım ki.

35 yaşındayım, evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum, sence çok mu geç kaldım?”

Hayatta esas olan hala hayatta iken hiçbir şey için geç olmadığını düşünmektir, ben hayatımda yapmak istediğim değişikliklerin çok önemli bir kısmını 35 yaşımdan sonra yaptım ve kitaplarımda nasıl yaptığımı detaylı bir şekilde anlattım.

Benim hikayem gerçek bir hikaye, motivasyonun düştüğünde aç kitaplarımdan bir bölüm veya birkaç sayfa oku, heyecanın yerine gelir.

“Biliyorum, zaten bu yolculuk da böyle başladı, nasıl biteceğini bilmiyorum sadece.”

Yolculuktan keyif almayı ihmal etme, eğer güvenirsen yolculuk seni istediğin yere ulaştıracak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × three =