Çok mutlu insanlar da her zaman mutlu değildir, onların da sorunları ve zaman zaman mutsuz dönemleri vardır, diğer yandan genel olarak içsel bir huzura neredeyse her zaman sahiptirler. Peki bunu nasıl başarıyorlar sizce? Herkes için uygulanabilir bir yöntem olabilir mi? Bugünkü yazımda bir yol haritası paylaşmaya çalışacağım.

Önemli olan bir mutsuzluk dönemini ne şekilde karşıladığınızdır, olumsuza kayabilen duygularınız yoğunlaştığında ne yapmalısınız?

En önemli ama en önemli şey; her şeyin geçici olduğunu içten bir şekilde kabul etmektir. Bu yazıya başladığımda çok şiddetli bir yağmur vardı; yazı bittiğinde ise güneş yine yüzünü göstermişti. Hayatımız da bu şekildedir; her zaman güneşli günler olmaz, bazen yağmur yağabilir ama sonra bulutlar aralanır ve güneş yine içimizi ısıtır.

Çoğumuz kendimizi biraz olsun kötü hissetmeye izin vermiyoruz bile. Kendimizi kötü hissettiğimizde bir panik havası içinde durumu değiştirmek için bir şeyler yapma telaşı içine giriyoruz. Moralinizi düzeltmek için hemen kendinizi zorlamayın, bu çoğu zaman durumun daha da kötüleşmesine neden olabilir.

Çevrenizdeki huzurlu insanları gözlemleyin, nasıl yaşıyorlar hayatı. Benim çevremdeki en huzurlu insan bir Bilge, ben de ona bu konuyu sordum.

“Ben hep büyük resmi görmeye çalışırım evlat, sahip olduklarıma ve yaşadığım hayata hep şükrederim, 70 yaşını geçtim, pek çok olumlu ya da olumsuz diyebileceğin olay ve dönem yaşadım, her şey geçiyor, her zaman süper hissetmemiz gerekmiyor, yaşam böyle bir şey değil, buraya bir şeyler öğrenmeye geldiğimize inanıyorum, Ara Güler’in meşhur sözüdür, İngiltere Kraliçesi’nin hayatı çok sıkıcıdır.”

“Kendini kötü hissettiğin zamanlar olmuyor mu, neler yapıyorsun?”

“Oluyor elbette, olmaz mı, bu duygularımı da olgunlukla karşılıyorum, onlar da benim bir parçam, iyimser olmak her zaman her şart altında mutlu olmaya çalışmak değildir, ağırlıklı olarak öyle olabilmektir. İnandığım şeyler beni hep ayakta tutar, her nasip vaktine esirdir veya senin cümlenle senin olan sana gelir gibi.”

“Kötü anların ya da olayların geçeceğini ve yine daha umutlu ve mutlu olacağını adeta biliyor gibisin.”

“Moral bozuklukları olacak, bunları dert etme, dert ettiğin şeyleri büyütürsün farkında olmadan, bunun yerine kendini serbest bırak, paniğe kapılma, sakin kalmaya çalış. Her şey geçer, hiç kuşkun olmasın.”

“Bunları beşinci kitabıma ilave edebilir miyim?”

“Elbette, Ocak ayında yayımlanacak değil mi?”

“Öyle olmasını umut ediyorum.”

“Hadi bakalım kolay gelsin, okuyucularımıza da selam ve sevgilerimi ilet lütfen.”

Bilge ile konuşmamız hatırlayabildiğim kadarı ile bu minvalde geçti, iç huzuruna sahip olabilmek ve onu korumak gerçekten çok önemli.

Sevgi ile kalın.

Not: Bilge ile sohbetlerimizden oluşan Senin Olan Sana Gelir isimli dördüncü kitabıma D&R mağazalarından ve diğer kitapçılardan ulaşabilir, internet siteleri üzerinden sipariş verebilirsiniz.