12. ve Son Gün – Kendinle Karşılaştığında Ne Söylersin?


Mert sabah erken kalktı, bu gece yarısı İstanbul’a dönecekti, Bodrum’u sevdiği kadar İstanbul’u da seviyordu. İnsan iki yere aynı anda aşık olabilir diye düşündü. Elini yüzünü yıkadıktan sonra sabah egzersizlerini yaptı ve bavulunu toplamaya başladı. Bavulun yarısı sevdiği ve ayrı kalamadığı kitaplardan oluşuyordu. Çayı demledi, hızlıca bir kahvaltı yaptı, kapıyı kilitleyip evin dışına çıktı. Satsuma ağaçlarının arasında son bir tur attı, bir süre görüşemeyeceklerdi. Manzarayı hafızasına yerleştirdi, istediği zaman hatırlayabileceğine karar verdikten sonra arabasına atladı ve yola çıktı.

Esra bisikletine bindi, artık çocukluğunda olduğu kadar iyi kullanabiliyordu. Sahile indi, biraz yürüyüş yaptı, sonra alışveriş yapıp eve geri döndü ve bavullarını hazırlamaya başladı. Amerika’da ne kadar kalacaklarını bilmiyordu, ancak iki bavula sığabilmişti, son anda 120 günlük değişim defterini dışarıda unuttuğunu fark etti, onu da el çantasına yerleştirdi. Hayatını Seç kitabını aldı, son söz kısmını hızlıca tekrar okudu ve kitabı da çantaya koyduktan sonra alt kata indi.

Mert son kez Düşler Sitesi’ne girdi. Kapıdaki güvenlikçilerle selamlaştı, 6 numaralı evin önünde durdu. Kapıyı çaldı, onu Ali Rıza Bey karşıladı, beraber terasa geçtiler.

Ali Rıza Bey önüne bazı evraklar çıkardı ve imzaladı, sonra da bunları Mert’e uzattı. “Anlaşmamızdan çok memnunum, Esra artık yeni bir insan oldu, ilk gün konuştuğumuz gibi garajımdaki antika otomobil artık senindir, bunlar da devir evrakları” dedi.

“Siz böyle bir teklifte bulundunuz, ama ben kabul ettiğime dair herhangi bir şey söylemedim. Yaptığım şeyin karşılığı bu kadar yüksek değil, Esra’nın içinde zaten var olan potansiyeli ortaya çıkardım, onda olmayan hiçbir şeyi ona vermedim. Uyguladığım programın masraflar hariç bedeli 6.000 TL. Hepsini içeren fatura zarfın içinde, müsait olunca banka hesabıma ödeme yaparsınız.”

Ali Rıza Bey hem şaşırmış hem de sevinmişti, “Çok teşekkür ederim her şey için, ne zaman bir ihtiyacınız olursa bir telefon açmanız yeter” diyerek ayağa kalktı ve Mert’in elini kuvvetli bir şekilde sıktı.

Hep beraber kahvaltı ettiler, Mert ile Esra kahvaltıdan sonra sitenin plajına indiler. Bir klasik haline gelen Türk kahvesi faslında sonra Esra “çok güzel bir 10 gün geçirdik, ama korkuyorum, başarıp başaramayacağımı bilmiyorum” diye söze başladı.

“Neyi başarmaya çalışıyorsun?

“Artık daha fazla insana ulaşmak istiyorum. Yapacağım resimlerle, katılacağım sosyal sorumluluk projeleri ile ve koçluk yaparak daha fazla insanın hayallerini gerçekleştirmesine yardımcı olmak istiyorum.

“Neden bunu başarmaya çalışıyorsun?”

Esra biraz düşündü, sonra cevap verdi: “Bu beni mutlu ediyor, ayrıca bunu hedef olarak belirlediğim için sanırım.”

“Başardığında hayatında neyin değişeceğini düşünüyorsun?

“Çok fazla bir şeyin değişeceğini düşünmüyorum aslında, şu an ne yapıyorsam onları yapmaya devam edeceğim. Belki biraz daha az uyur ve biraz daha fazla çalışırım, ama kesinlikle buna değer.”

Bunu başaramazsan ne olur?

“Üzülürüm, ama sonra kendimi toparlar ve yeni hedefler belirlerim.”

“Peki, neden elindekilerle yetinip zaten başardığını ve başarılacak bir şey olmadığını düşünmüyorsun?”

“Bu soru beni biraz şaşırttı açıkçası, değişik bir bakış açısı. Gerçeklik payı var. 10 yıldır iş hayatının içindeyim, şirketimiz ve Ülkemiz için faydalı olabilecek pek çok proje yürüttüm, ödüller aldım.”

“Belki de yeni hayallerini gerçekleştirmek için en optimum durumdasın, buna ne dersin?”

“Bilmiyorum, hiç böyle düşünmemiştim, olabilir.”

“Henüz yapamadıklarını hayatının ikinci bölümünün hedefleri arasına almaya ne dersin?”

“Kesinlikle. “

“Şu an içinde bulunduğun durumu başarı olarak kabul et, sen zaten başarılısın. Hedefe vardın, başka bir yerde başka bir şekilde olamazdı, çünkü içinde bulunduğun durum bu.

Pek çok insanın vazgeçtiği nokta burasıdır. Zaten başardın, ama ikinci bir hedef belirlemen gerekiyor, başarı statik bir durum değil, yapmak isteyip henüz yapamadığın ne varsa onları bu yılın hedefleri arasına al.

Unutma lütfen, hiçbir şey için geç değil, hayat bize ikinci ve üçüncü şanslar vermek konusunda cömerttir, diğer yandan bunu görebilmek için biraz farkındalıkla bakmak gerekebilir. Senin bu farkındalığa ulaştığını düşünüyorum artık.”

“Evet, buna emin olabilirsin, her şey için tekrar teşekkür ederim.”

Son bir kez denize girdiler, uzunca yüzdüler. Evin terasında basit bir öğle yemeği yediler. Yemekten sonra sıra vedalaşma faslına geldiğinde hepsi biraz hüzünlendi. Birbirlerine sarıldılar ve İstanbul’da bir ay sonra tekrar bir araya gelmek üzere sözleştiler.

Esra ile babası Ali Rıza Bey İstanbul üzerinden Los Angeles’a uçacaklardı. Bodrum – İstanbul uçuşu son derece kısa ve rahat geçti. Atatürk Hava Limanı’nda Amerika uçağının kalkmasını beklerken biraz oyalandılar. Sonunda koltuklarına yerleştiklerinde Esra’nın tek düşündüğü biraz uyumaktı, yanıma çok konuşan birisi düşmez umarım diye koltuğunu yatırdı ve uçağın kalkışını beklemeye başladı.

Bir süre sonra 25 yaşlarında bir genç kız yanındaki koltuğa oturdu ve kendini tanıttı: Merhaba, ben Esra, iyi yolculuklar diliyorum.”

Esra kendini tanıtırken gülümsedi, isim ve fizik benzerliği onu şaşırtmıştı, 25 yaşındaki haline bakıyor gibiydi, aynı gözler, aynı saç modeli.

“Ne istediğimi bulmak için uzun bir Amerika seyahatinin iyi geleceğini düşündüm” diyerek sözlerine başladı 25 yaşındaki Esra.

“Ne istediğini bilmiyor musun?” diye sordu 35 yaşındaki Esra.

“Bilmiyorum sanırım, beklemekten sıkıldım, cevapları burada bulamıyorum, belki seyahat etmek iyi gelir diye düşündüm. Ben çok sabırsızımdır, sahi bu uçak ne zaman kalkacak?”

“Yapabileceğin en iyi şey beklerken hayatını dengede tutmaktır”

“Nasıl yani?”

“Henüz çok gençsin, içindeki gücün tam manasıyla ortaya çıkması ve dengelenmesi biraz zaman alacaktır”

“Bütün cevapları biliyor gibi duruyorsun”

“Hayır, 25-26 yaşımdaki halimi hatırlıyorum da, ben de senin gibiydim”

“Başka neler hatırlıyorsun bana anlatabileceğin, gerçekten işime yarayabilir”

“Seni dengeye yaklaştıranlar iyi, dengeden uzaklaştıranlar ise kötüdür, ayrıca sağlığına dikkat etmelisin”

“Ben çok sağlıklıyım”

“Sabırsızlık sağlıksızlıktır.

Her şeyin hemen olmasını istemekten vazgeç. Dünya’nın ve doğanın nasıl bir ritmi varsa senin ve hayatının da benzer bir ritmi var. Onunla beraber çalışmayı daha iyi öğrenmelisin. Wallace Wattles’ın meşhur sözünü unutma “Şükran duyan bir zihin sürekli olarak iyi şeyler bekler ve bu beklenti zaman içinde kuvvetli bir inanca dönüşür. Bazen amacının gerçekleşmesi için ihtiyacın olan tek şey belirlediğin tarihi değiştirmektir.”

Eğlenmeyi ihmal etme, sabırla beklemenin ne olduğunu bilmiyorsan, eğlenerek bekle.

Bizim için önemli olan konularda bir seçim yapmamız, hayatımızla ilgili önemli kararlar vermemiz genellikle bir farkındalık eşiğinin aşılmasıyla olur.

Bu nedenle senin için önemli olan konularda karar vermekte aceleci davranma ve eğer henüz karar veremiyor isen bu nedenle kendini suçlama.

Demek ki o konuda henüz o farkındalık seviyesine gelmemişsin. Bu bir süreçtir; okursun, izlersin, bilgi edinirsin, edindiğin bilgileri süzgeçten geçirirsin, kanıt toplarsın, bazı deneyimlerin içinden geçersin ve bir gün bir bakmışsın ki artık farklı bir farkındalık seviyesindesin ve olaylara daha farklı bir pencereden bakıyorsun.

Her şeyin bir zamanı var.”

Uçak bu sırada kalkışını tamamlamıştı, Esra 10 yıl küçük Esra’dan izin isteyerek gözlerini kapattı ve uykuya daldı.

Mert Bodrum – İstanbul uçağında sıkıntıdan havayolu şirketinin dergisini karıştırmaya başladı. İçinde kendisine ait bir yazı görünce şaşırdı ve çok sevindi. Daha geç bir tarihte yayınlanacağını düşünüyordu, uzun zamandır maillerini kontrol etmediği geldi aklına, belki de haber vermişlerdi. Hayallerinden bir tanesi daha gerçekleşmişti, cüzdanını çıkardı, yapılacaklar listesinden ilgili maddeyi çizdi.

Esra’nın Değişim Günlüğü’nden

1.1.2014

Başardım mı? Başarıyı nasıl tanımladığımıza bağlı. Ben artık “mutlu olmanın tadını çıkarmak” olarak düşünüyorum, diğer bir deyişle hayatı yaşamak ve hayatla dans etmek. Bu anlamda bakıldığında evet başardım diyebiliyorum, yüzde yüz mü, hayır, her gün daha iyiye gidiyorum.

Bazı alanlarda eksikliklerim var, biliyorum, onların üzerinde çalışıyorum ve daha iyisini yapmaya gayret ediyorum.

Geçen 3 aya baktığımda pek çok şeyi başarmış olduğumu görüyorum.

Kendim çok daha huzurlu ve mutluyum, bu sayede insanlarla olan ilişkilerim çok daha keyifli ve doyurucu bir hal aldı açıkçası.

Ama bitti mi dersen, hayır diye cevap veririm. Esas yolculuk belki de bundan sonra başlıyor. Elde ettiklerimin kalıcılığını sağlamak önemli. Yaratıcılığımı kullanarak farklı şeyler yapmayı istiyorum.

Evet, olacak biliyorum. Tam olarak nasıl olacağını kestiremiyorum. Güzelliği de burada sanırım, çok fazla programlanmış bir hayattan tatmin olamazsın. İlahi tesadüflere yer açmak lazım hayatta, ben de öyle yapacağım.

 

Okuyucular İçin Not: Hikaye tamamen kurgudur, diğer yandan kurgu bazen hayatın kendisidir.

 

Sevgi ile kalın.

Paylaş

Comments

  1. Merhaba,
    Kısa bir süre önce bir varoluş koçu aramak için internette dolaşırken eşinize rasladım ve sonrada size.Her ikinizinde sitesi keyifli, uzun süredir bu kadar güzel bir kurgu:)) okumamıştım.Belli bir süre geçtikten sonra kişisel gelişim kitapları kendilerini tekrarlamaya başladığından bizler gibi yeni varoluş yaratmaya çalışanlar için monoton bir hale gelmeye başladı ki sizin bu yazınız ile daha farklı bir hale geldi,beni bugün çok keyifli hale getirdiğiniz bu yazıyı yazdığınız için teşekür ederim.

    En kısa zamanda görüşeceğiz…

  2. çok beğendim,çok.Ben de Zerrin Hanım2in öğrencisiyim .Siz de iyi bir öğrenciymişsiniz ,bütün metodları süper kulanmışsınız.Benim için 4 modülün özeti oldu yazdıklarınız .
    Başarılarınızın devamını diliyorum.
    sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 × 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.