11. Gün – Sürekli Enerjik Olmak Mümkün mü?


Esra sabah 7.30 gibi uyandı, artık çalar saat olmadan erken kalkmayı başarıyordu. Yapmak istediği şeyleri düşündüğünde gereğinden fazla uyumak ona anlamsız gelmeye başlamıştı. Alt kata indi, kendine filtre kahve hazırladı, müzik setinin düğmesine dokundu, Vivaldi çalmaya başladı, terasa çıktı, kahvesini yudumlarken denizi seyretmeye başladı.

Kahve keyfinden sonra sahile indi, biraz yürüyüş yaptı, denize girip girmemek konusunda kararsızdı. Bir sonraki gün gideceği aklına gelince deniz keyfi yapmaya karar verdi ve kimseciklerin olmadığı koyda kulaç atmaya başladı, sala çıktı, biraz yattı, sonra dönerken evin balkonunda Mert ile babasının ona el sallamakta olduklarını fark etti, muhtemelen kahvaltı hazır olmalıydı. İskelenin merdivenine kadar dipten yüzdü, çıktığında nefesi kesilmişti biraz, sigarayı azaltmalıydı.

Yardımcıları sofrayı donatmıştı; ev yapımı reçeller, özellikle kabak ve ceviz reçelleri harika gözüküyordu, keçi peyniri, zeytinyağı, domates, omlet ve kızarmış hellim peyniri vardı. Hep beraber kahvaltı ettiler. Sonra plaja gitmek üzere hazırlandılar.

Bugün Türkbükü’nde Hilton Otel’in plajına gitmeye karar vermişlerdi, eskiden mavi yolculuk rotalarının vazgeçilmez duraklarından birisi olan koy hala çok güzeldi. Yüzerken irili ufaklı pek çok balık size eşlik ediyordu, ayrıca güzel bir spa’sı vardı.

Rahat bir yer bulup yerleştiler, türk kahvesi içtiler, Esra laf olsun diye kendi falına baktı, yolculuk gözüküyor diye gülümsedi.

Esra bir anda “Sürekli enerjik olmak zorunda mıyım?” sorusuyla Mert’i şaşırttı.

“Hayır, enerjimiz sürekli yüksek olacak diye bir şey yok, zaman zaman enerjimiz düşebilir de.”

“Ama sen hep enerjik ve keyifli gözüküyorsun”

“Sadece 10 gündür beraberiz ve o şekilde denk gelmiş olabilir, bende her normal insan gibi inişler ve çıkışlar yaşıyorum”

“İnanmıyorum, gerçekten mi?”

“Elbette, niye bu kadar şaşırdın? Keyifsizlik çoğu zaman aniden çıkan bir rüzgar gibi hayatımıza girebilir. Her zaman belirli ve büyük bir nedene dayanmak zorunda değildir, davetsiz misafir gibi kapıda belirir ve izin istemeden içeri girer.”

“Peki bu durumda ne yapmalıyız, hemen keyfimizi artırmaya çalışmak her zaman doğru yöntem midir?”

“Rüzgar çıktığında ne yaparsın? Onunla mücadele etmen bir işe yarar mı? Keyifsizliği kabaca ikiye ayırıyorum, nispeten kısa süreli ve belli bir olaya dayanmak zorunda olmayan keyifsizlik ile daha uzun süren ve/veya arkasındaki olayı net olarak tespit edebildiğin keyifsizlik. İkincisi için koçluk çalışmaları yararlı olur, bunu zaten biliyorsun, ben sana bugün ilkinden bahsedeceğim.

Kişisel gelişim konularına merak duyanlar ve özellikle de yeni başlamış olanlar keyifsizlikle mücadele etmeye ve sürekli bir keyif alma haline ulaşmaya çalışıp bu süreç istedikleri gibi gitmediğinde şaşırıp pes edebiliyorlar.

Sürekli keyifli, neşeli olup bulutların üzerinde dolaşmak ve gülücükler dağıtmak çok güzel olurdu, belki de olmazdı, bilemiyorum. Ama bir insanın sürekli olarak keyifli olmasının çok da mümkün olmadığını düşünüyorum. İniş ve çıkışlar olacaktır.

Bu nedenle kendini keyifsiz hissettiğinde bunu olumsuz bir durum olarak algılayıp değiştirmek için sabırsızca ve çok fazla çaba sarf etmek bir tür direnç oluşturarak seni daha da aşağılara çekebilir.”

“Peki yapılması gereken ne veya benzer durumlarda sen ne yapıyorsun?”

Öncelikle keyifsizlik durumunu içten bir şekilde kabul et ve ona sarıl, rahatla. Kendine, her gün keyifli olma zorunluluğun olmadığını hatırlat. Daha sonra bu durumun geçici olduğunu aklına getir. Daha öncede keyifsiz günler geçirmiş ancak bir şekilde daha sonra neşeli günlere ilerlemiştin.

Nasıl ki rüzgar sonsuza dek esmez ve birden sanki hiçbir şey olmamış gibi kesilirse senin keyifsizliğin de hiçbir şey yapmadığında bile kısa bir süre sonra sona erecek. Süreyi oluşturacağın direnç ile kendin belirleyeceksin. Ne kadar az direnç o kadar kısa süren keyifsizlik durumu diyebiliriz.

Aslında özetle şunu söylemek istiyorum; kendini keyifsiz hissettiğinde bunun son derece normal ve geçici olduğunu bil. Hemen bir Cem Yılmaz DVD’si izleyeyim, bir iki kişisel gelişim kitabı karıştırayım, o da olmazsa kendimi dışarı atayım moduna girmene gerek yok.

Canın ne istiyorsa onu yap, kalın eşofmanlarını giyip battaniyenin altında uyumak istiyorsan da kendine engel olma, keyifsizliğin keyfini çıkarJ.”

“Sevdim bunu” dedi Esra.

Uzun bir deniz molasının ardından öğle yemeklerini yediler, bol bol yüzdükleri için gönül rahatlığıyla cheeseburger ve patates kızartması ısmarladılar. Yemekten sonra Esra aklına takılan bir şey olduğunu söyledi.

“Sabah anlattıklarını düşündüm, büyük ölçüde sana hak veriyorum, diğer yandan keyifsizlik halim uzun sürerse yani 24 saatten fazla sürerse ne yapabilirim, sen yanımda olmayacaksın artık, bana Amerika’da iken yalnız başıma uygulayabileceğim bir şeyler öğretebilir misin?”

“Elbette. 5 aşamalı bir program önerebilirim sana.

1)      Fizyolojini değiştir

Ruh halimiz fiziksel görünüşümüzü, duruşumuzu ve hareketlerimizi etkiler. Diğer yandan; bunun tam tersi de geçerlidir, fiziksel durumumuz da ruh halimizi etkiler.

Ruh halini değiştirmek için öncelikle her ne yapıyor olursan ol kısa bir mola ver, 5 dakika bile çoğu zaman yeterli olur.

Bulunduğun pozisyonu değiştir, ayakta isen otur, oturuyor isen ayağa kalk. Mutlaka basit de olsa fiziksel bir egzersiz yap.

Bulunduğun alan bunun için uygun değilse sadece ayağa kalk, ileriye doğru bak, gülümse ve sonra güçlü bir şekilde bir dakika boyunca nefes alıp ver.

Kimsenin bulunmadığı bir ortamda isen veya diğer insanların ne diyeceğini önemsemeyecek kadar şanslı isen güzel bir müzik eşliğinde 3-4 dakika dans et veya zıpla.

2)      Farkındalık

Kendine dışarıdan bir gözle bakmaya çalış, sence nasıl görünüyorsun, dışarıdan bakan birisi ruh halin hakkında ne düşünür?

Bir kamera ile izleniyor olsaydın şu anda kamerayı izleyen kişiler ne görürdü?

3)      Farklı zamana git

Hoşuna gitmeyen bazı düşüncelerin zihnine hücum etmesi nedeniyle ruh halin kötüleşmişse zihninde farklı bir zamana yolculuk yap.

Örneğin geçmişteki bir olayı hatırlamak sana kendini kötü hissettirdiyse gelecek tatilini düşünmeye çalış veya tam tersi önümüzdeki ay yapmak zorunda olduğun bir şey nedeniyle gerginlik yaşıyorsan çocukluğunda sana keyif veren bir anıyı hatırlamaya çalış.

4)      Farklı pencereden bakmaya çalış

Örneğin birisiyle tartıştığın için kendini kötü hissediyorsan o kişi ile ilgili hoşuna giden yönleri kendine hatırlat.

5)      Facebook sayfamı ve web sitemi ziyaret ederek enerjini yükselt 🙂

Diğer yandan; sabah anlattığım gibi ruh halini özellikle de hemen değiştirmek zorunda değilsin, insan bazen düşük bir enerji ile ortalıkta dolanabilir. Hemen ruh halimi değiştirmek zorundayım gibi bir düşünceye kapılma. Buradaki tavsiyeler özellikle uzun süre düşük enerjili bir ruh halinde kalman ve değiştirmeye karar vermen halinde uygulanması içindir. Sürekli şarkılar söyleyerek dans ederek ortalıkta dolaşmana gerek yok.

“Peki, düşük enerjili bir ruh halinde dolaşırsam hayatıma olumsuz olay ve kişileri çekmez miyim” diye sordu Esra.

“Bu tamamen neye inandığınla ilgilidir. Eğer enerjinin düşük olmasına rağmen hayatında güzel şeylerin her an başlayabileceğine inanırsan sorun yaşamazsın.”

“Seninle tanışmamız ve son 10 günde yaşananlar bunun canlı kanıtı zaten” diyerek gülümsedi Esra.

“Kendini kötü hissederken de harika yaratımlar yapabilirsin, merak etme. “

Önceden ayarlamış oldukları masaj saati gelmişti, deniz kıyısında üzeri sazlarla kaplı küçük platformlarda masaj yaptırdılar, sonra meyve suyu içip biraz oturdular.

“Eşinin nefes koçluğu yaptığını biliyorum, İstanbul’a dönünce onunla bir iki seans yapmak isteyebilirim, bana biraz nefes almanın öneminden bahseder misin” diye sordu Esra?

“Nefes almak bedenimizin otomatik işlevlerinden birisi. Bedenimizin sağlıklı bir şekilde var olabilmesi için nefes almaya ve vermeye ihtiyacımız var. Bu olayın fiziksel yönü, fakat nefesimizin enerjimizle de doğrudan bağlantısı var.

Hepimiz kendimizi rahat ve keyifli hissediyorken daha derin ve doğal nefesler alır-veririz. Endişeli ve gergin olduğumuz zamanlarda nefes alış-verişimiz daha sığdır, genelde nefesimizi tutma eğilimi gösteririz. Bu da nefesimizin, duygularımızla ve düşüncelerimizle direk bağlantıda olduğunu gösterir.

Nefes şeklimiz tümüyle bir alışkanlık aslında. Nasıl düşünce alışkanlıklarımız varsa, buna yansıyan nefes alışkanlıklarımız da var. Bilinçli bir şekilde daha doğal ve açık nefes alışkanlığı geliştirmek düşünce alışkanlıklarımızda pozitif bir etki yaratıyor ve daha kolay bir dönüşüm sağlıyor.

Ayrıca açık bir nefesin fiziksel faydaları da yadsınamayacak kadar fazla. Açık nefes daha fazla sağlık, daha fazla enerji demek. Havanın temiz olduğu yerlerde daha az uykuya ihtiyacımızın olması, erken kalkıp daha enerjik olmamız da bunun bir ispatı zaten. Fiziksel hastalıklar bedenimizdeki tıkanık enerjiden başka bir şey değil aslında. Derin nefeslerle bedenimize bol miktarda oksijen alarak tıkalı enerjileri açıyoruz.

Yalnız nefesle ilgili şöyle bir şey var. Bizler doğal olan nefes alışkanlığımızı zaman içinde değiştirdiğimiz ve şu anki duruma alıştığımız için, kendi kendimize nefesimizi açmamız zayıf bir ihtimal. Nasıl koçluk çalışmalarında dışarıdan bir göz iyi geliyorsa, nefes alışkanlığımızı da bu konuda uzman birisinin analiz etmesi ve bizi yönlendirmesiyle istediğimiz sonucu alabiliyoruz.

Bu sürede yapabileceğin en iyi şey, nefesini açmak için niyet etmek ve bununla ilgili bir farkındalık geliştirmek. Fırsat buldukça da, derin nefesler alıp vererek bedenini ve ruhunu dinlendirmek.”

“Teşekkür ederim, bilgiye doydum bugün”

“Evet ama seans yapamadık, artık belki yarın”

“Bu seans değil miydi?”

“Hayır, seansta sen anlatırsın, ben can kulağı ile dinler ve sorular sorarım, cevaplar senin içinden gelir, bugün yaptığım olsa olsa koçluk bakış açısı ile danışmanlık olabilir.”

“Olsun, bu da güzelmiş.”

Otelin golf arabası ile arabalarının yanına gittiler, Ali Rıza Bey onları Maça Kızı Otel’de bekliyordu.

Güzel bir yemek yediler, bol bol sohbet ettiler, dolunayın keyfini çıkardılar, denizin üzerine bırakılan kağıt fenerlerin uzaklaşmasını izlediler.

Gece yarısına yakın bir saatte vedalaştılar, yarın bir süre için son çalışma günleri olacaktı.

 

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 − ten =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.