Yıllardır Bodrum’a gelirim, hiç günübirlik tekne turu yapmamıştım. Bayram tatili vesilesi ile hazır kalabalık bir arkadaş grubu Bodrum’da buluşmuş iken bir tekne turu yapma fikri oluştu, gerekli ayarlamaları yaptık, tekne ile anlaştık, 15 kişi arife günü sabahı bize uygun bir tekne ile Torba Sahili’nde buluştuk.

Kaptan önce Cennet Koyu’na gideceğimizi, orası kalabalıklaşınca önce Hattat Koyu’na sonra da Kızıl Koy’a geçeceğimizi söyledi. Cennet Koyu’na doğru ilerlerken türk kahvelerimizi içerek keyif yaptık, koya vardığımızda da kendimizi hemen suya attık.

Buraya 5-6 yıl önce kara yolu ile gelmiştim. O zamanlar henüz Mandarin Oriental isimli büyük otel yoktu, bugün İl Riccio’nun olduğu yerde ise Japon bir çift tarafından işletilen Atami isimli butik otel vardı. Bütün gün berrak denizin keyfini çıkarıp sol taraftaki güzel yazlık evin önüne doğru yüzmüştük. Daha sonra burasının Eczacıbaşı ailesine ait olduğunu öğrenmiştim, şimdi yeni yapılan oteller ve binalarının arasına sıkışmış bu güzel ev.

Önce deniz ile başlayayım, 5-6 yıl öncesine göre ciddi gerileme var bence suyun kalitesinde, eskisi kadar berrak değil, bunun nedeni çok sayıda tekne mi yoksa yeni yapılan otel mi bunu bilemiyorum, bu şekilde ilerlerse 1-2 yıl içinde herhangi bir koydan farkı kalmayacak Cennet Koyu’nun.

İki yüzme molasından sonra Hattat Koyu’na doğru yola çıkmak için hazırlandık, fakat o da ne, teknenin motoru çalışmadı, bir süre araştırdıktan sonra dinamo arızası olduğunu öğrendik. Kaptan tesadüfen yakında olduğunu öğrendiği bir elektrikçi arkadaşını çağırdı, koylarda dondurma satan küçük botlardan birisi ile teknemize ulaşan elektrikçi dinamonun değişmesi gerektiğini söyledi, anlaşılan teknenin en az akşama kadar orada kalması gerekecekti.

Keyfimizi bozmadık, kaptan ve yardımcısı çok güzel bir öğle yemeği hazırladılar, deniz mahsullü spagetti, salata ve ızgara lüfer balığından oluşan menü oldukça lezzetli idi, geriye hiçbir şey kalmadı, deniz insanı acıktırıyor haliyle.

Kaptan bir arkadaşından rica etti, saat 15.30 gibi gelen diğer bir tekneye geçtik; Kızıl Koy’a gitmekten vazgeçip rotayı Hattat Koyu’na çevirdik, bu koyun tam ortasında Hattat ailesine ait özel bir mülk var, diğer yandan tekneler koya demirliyorlar ve herkes olması gerektiği gibi denizden yararlanıyor. Kıyıda çok sayıda palmiye ağacı olması nedeniyle koya Palmiye koyu diyenler de var.

Deniz inanılmaz berrak ve temiz idi, hatta aramızda keşke bizim ilk tekne Cennet Koyu yerine burada arızalanmış olsaydı esprisi yaptık. Bir saate yakın yüzdük, çay servisi yapıldı, 17.00 gibi dönüş için toparlandık.

Dönüş yolunda önünden geçtiğimiz koyların üst taraflarında yapılan yeni inşaatları gördük, maalesef bu inşaatlar nedeniyle çok sayıda ağacın kesilmiş olduğunu da fark ettik. Bir iki yıla kalmaz buraları da beton ile dolacak gibi duruyor maalesef.

Kıyıya kısa bir mesafe kala bizi alan ikinci teknenin de motor kayışı koptu, biraz duman ata ata sahile yanaştık.

Dönüşte Torba Belediyesi’nin halk plajına yanaştık; diğer beldelerin aksine halk plajı koyun tam merkezinde güzel bir yerde yer alıyor, gayet bakımlı ve güzel görünüyordu, büyüklük olarak da yeterli gibi geldi bana.

Teknenin ismine özellikle yer vermedim, herkesin başına gelebilecek bir aksilikti bana göre, kaptan bize çok iyi davrandı, ücrette indirim yaptı ve haklarımızı helal ettik karşılıklı.

Yaşanan aksiliklere rağmen güzel bir tur ve güzel bir gün oldu; Bodrum’da günübirlik tekne turu yapmak isteyenlere bu rotayı öneririm, Torba Koyu’ndan çıkıp Kızılkoy, Hattat Koyu ve Cennet Koyu’na giderek güzel bir gün geçirebilirsiniz.

Hepinize güzel mutlu bir bayram diliyorum; yeni bir tatil yazısında buluşmak dileği ile sevgiyle kalın.