Hiç umudum yokken uyandım bir sabah; bazı sabahlar öyle olur işte. Sonra dedim ki kendi kendime, ne o şaşırdınız mı, konuşurum ben kendi kendime, “umutlu olsan nasıl olurdu?”. İyi olurdu diye geçirdim aklımın içinden. “Peki umutlu olmak için neye ihtiyacın var?” dedi iç sesim, her şeye sahibim aslında diye yanıtladım, sonra da sıraladım.

Sağlıklıyım, hayattayım, aklım yerinde, ailem var, dostlarım var, sevdiğim şeyler var. “Hadi o zaman” dedi iç sesim.

Kalktım yataktan elimi yüzümü yıkadım soğuk su ile, sonra bir yürüyüş yapıp fırından sıcak simit aldım bir tane, dönerken selpak satan yaşlı bir kadına biraz bozuk para verdim ama mendili almadım, gülümsedi bana sıcacık, ben de evde sıcacık bir çay içerken kahvaltımı hazırladım, kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı demişti Cemal Süreyya. Sonra topladım sofrayı aradım uzun zamandır görmediğim bir dostumu, dedim benim biraz güzel şeyler konuşmaya ihtiyacım var, hayallerimden bahsetmeye, buyur gel dedi.

Gittim yanına gülümseyerek, umutlanmaya başlamıştım işte, her gün yeni bir hayattır dedi iç sesim bana. Hayallerimi anlattım, anlattıkça umutlandım, bir yerlerden başlamalısın ve bugün doğru zaman dedi dostum bana. Peki nereden diye sordum, herhangi bir yerden, kolay gelen bir yerden başla dedi dostum.

Teşekkür ederek yanından ayrıldım, dönerken kırtasiyeye uğradım, yeni bir defter ve kurşun kalem aldım, oldum olası severim kurşun kalemleri.

Eve geldim, açtım defterimi, hayallerimi yazdım, ne çok hayalim varmış benim, hepsini ayrı bir sayfaya yazdım, yan sayfayı da boş bıraktım. Boş sayfaların hepsine aynı soruları ve cevaplarını yazdım.

Hayalin nedir, hedefin nedir, mevcut durum nasıl, seçenekler neler, ilk hangisi ile başlayacaksın.

Sonra seçtim bir tanesini ve başladım, iyi geldi biliyor musunuz, artık umutluyum.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı Yaz Dönemi çalışmaları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.