Empati ve anlayış; diğer bir deyişle kendimizi bir başkasının yerine koyarak düşünebilmek, karşımızdakini anlayabilmek ve neyi neden yaptığını görebilmeye çalışmak gerek bireysel ilişkilerimiz anlamında gerekse toplumsal anlamda çok önemlidir. Empatinin ve anlayışın varlığı hem ikili ilişkilerde hem de bunlardan meydana gelen toplum yapısında bir tür tutkal vazifesi görerek bizi bir arada tutar. Empati ve anlayışın yokluğu ise ilişkilerden, paylaşımdan uzaklaşan ve yalnızlaşan insanlar ile bu insanlardan oluşan bir toplum yaratabilir.

Empati ve anlayışı geliştirebilmek için önyargılarımızla belirli bir süreç dahilinde vedalaşmamız gerekir. Eğitim ve kültür seviyemiz ne olursa olsun hepimizde belli ölçülerde önyargılar mevcuttur. Kişileri ve olayları bu önyargıların filtresinden geçirerek değerlendirdiğimiz için obkektif olmamız ya da bazı durumlarda anlayışlı davranmamız güçleşir. Bu nedenle modern düşünce yapısındaki bir insanın çevresine ve topluma karşı en önemli görevlerinden bir tanesi de önyargıları ile mücadele etmek olmalıdır.

Bir insan önyargıları ile nasıl mücadele eder? Kendimize karşı bile önyargılarımız vardır, neyi yapıp yapamayacağımıza dair şablonlar bulunur kafamızın içinde. Bu nedenle değişik şeyler denemek, konfor alanımızın dışına çıkıp farklı insanları tanımak, yeni şeyler öğrenmek ve keşfetmek önemlidir. Başlangıçta kendinizi biraz zorlayarak bile olsa daha önce dinlemediğiniz tarzda bir müzik dinlemek, değişik bir kitap okumak ya da film izlemek, değişik kesimlerden insanlarla sohbet etmek önyargıları zaman içinde azaltabilecektir.

Empati ve anlayış konusunda ise şunu söylemek istiyorum. Olayları değerlendirirken genellikle kendimizden hareket ederek varsayımlarda bulunuruz. Ben olsaydım şöyle yapardım, böyle davranırdım dediğimiz anlarda empatiden uzaklaşırız, çünkü her insan farklı bir gezegendir ve kimse bir diğerine tam olarak benzemez.

Toplum olarak dayanışmaya çok ihtiyacımız olan bir süreçten geçtiğimiz yadsınamaz. İçinde yaşadığımız topluma ve Ülkemize karşı görevlerimiz var. Bunların en önemli olanlarından bir tanesi de bir tür iyiniyetli anlayış geliştirmekle ilgili. Empati ve anlayışın tam tersi kutuplaşmaktır, uzaklaşmaktır. Başkasının düşüncesine ve fikrine saygı göstermemektir, dinlememektir.

Dolayısı ile bunların tam tersini yaptığımızda yani iyiniyetli ve objektif bir şekilde dinlediğimizde, anlamaya çalıştığımızda, kucakladığımızda, katılmasak bile farklı fikirlere saygı gösterdiğimizde farklılıklardan beslenen harika bir mozaik ortaya çıkar. Bir mozaik parçasını güzel yapan şeyleri düşünün, ışığın farklı parçalar üzerindeki yansımasının güzelliğini göz önüne getirin, işte bizim toplumumuz da böyle bir mozaiktir.

İçinde yaşadığımız toplumun her kesimi ile önyargılardan uzak bir iletişim kurmayı başardığımızda Ülkemizi çok daha iyi ve farklı bir noktaya taşımış olacağız. Bu konuda herkesin yapabileceği ve yapması gereken şeyler olduğuna inanıyorum.

Yaşamak, mutlu yaşamak sevgiden bağımsız olarak düşünülemez. Sevgi hayatın can damarıdır. Sevgi de benim görüşüme göre empati ve anlayış olmadan tam olarak gelişemez. Sevgi ile aydınlanan bir toplum olma yönünde ilerlemeliyiz.

Sevgi ile kalın.