Bir süredir görmediğim Bilge’yi ziyarete gittim bugün. Eve vardığımda Bilge’yi bahçede kuşları beslerken ve kendi kendine gülümserken buldum. Dünyanın en önemli işlerinden birisini yapıyormuş gibi hareket ediyor ve çok keyif alıyordu. Beni görünce “özlettin kendini evlat, nerelerdesin diye” bana sarıldı.

“Haklısın, bu aralar biraz yoğunum, ama bir sürprizim var sana, beşinci kitabım Bilgelik ve Huzur Defteri’nin basıma hazır son halini getirdim sana, belki bir göz atmak istersin.”

“Oo harika bir haber bu, hadi gel, içeri geçelim” diyerek beni eve yönlendirdi.

“Ceyda yok, bir arkadaşına gitti, ona da gösteririm kitabını akşam gelince”

“Çok sevinirim, bu kitap diğerlerinden biraz farklı, hem kitap hem defter, bu nedenle isminde defter geçiyor, huzuru yakalamak için ipuçları ve notlar alınabilecek, sorduğum soruların yanıtlanabileceği boş sayfalar da var”

“Değişik şeyler yapıyorsun, enerjine hayranım, senin yaşlarında iken ben de öyleydim, şimdi daha çok evde ve bahçede zaman geçiriyorum, ama artık bahar geldi sayılır, daha çok dışarıda oluruz, sen de daha sık gelmelisin, aileni de getir.”

“Olur elbette, çok isteriz.”

“Bu havalarda kuşlar yiyecek bulmakta zorlanıyor, geldiğinde onları besliyordum, biliyorsun senin rahmetli babanın lakabı kuşçu idi.”

“Biliyorum” dedim gülümseyerek.

“Bugüne dair bir mesajın var mı okuyucularıma iletebileceğim, çok fazla kalamayacağım maalesef.”

“Gülümse, dua et, kuşları besle ve yardım et”

“Bu güzel yazı başlığı olur”

Bilge ile vedalaştık, kısa sürede yeniden uğrayacağımı söyledim, hepinize selam ve sevgilerini iletti.