Dün kaldığımız yerden devam edelim. Bilge ile bahçede yaptığımız sohbete eşi Ceyda Hanım da katıldı bir süre sonra, biraz bizi dinledikten sonra en can alıcı yerde sohbete dahil oldu ve bana biraz kızdı.

“Sağlığın yerinde, yapmak istediğin her şeyi yapabilecek sağlığın gücün var, çok zengin olmasan da sana yetecek kadar paran da var, ailen, dostların, arkadaş grupların var, güzel bir işin var, okurların var, yapmak istediğin her şeyi yapabilir, hayatın tadını çıkarabilirsin, bu kadar çalışma, hedefler peşinden koşarken yorma kendini bu kadar.”

“Yaz gelsin söz biraz tempoyu azaltacağım” diye cevap verdim.

“Öncelikle daha iyi bir zaman olacağı fikrinden vazgeçmelisin. Her ne yapmak istiyorsan şu an doğru zaman. Bugün hemen başla, kendine, yaşadığın hayata önem ver, dinlen biraz, bu konuda değişmen lazım biraz.”

“Yüklenme bu kadar çocuğa” diyerek ve gülerek araya girdi Bilge.

“Yok” dedim, “son derece haklı aslında.”

“Senin web sitende çok güzel bir yazı vardı bir ara öyle bir yaşa ki kendini alkışla gibi bir şeydi” dedi Ceyda Hanım.

“Sokrat’ın sevdiğim bir sözü evet, şu hayatı öyle bir yaşa ki perde kapandığında kendini alkışlayabilesin.”

Bilge söz aldı, “yani tutku ile yaşa, hiçbir günün rutin olmasına, diğerleri ile aynı olmasına izin verme, küçük farklar yarat, küçük şeylerin değerini bil, çalış ama dinlenmek ve eğlenmek için de zaman ayır, dengede kal.”

“Çok güzel özetledin” dedim Bilge’ye. Ceyda Hanım ile el ele tutuşmuşlar birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlardı tatlı tatlı. Onları baş başa bırakıp izin istedim, hepinize selam ve sevgilerini ilettiler.

Yeni bir yazıda görüşmek üzere

Sevgi ile kalın.

Not: Koçluk hakkında bilgi almak için mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.