Çalışanlarımız için hafta içi günlerin uyku hariç kısmının yarısından fazlası işte geçiyor neredeyse, bu nedenle anlamlı bulduğumuz işlerimizin olması veya mevcut işimizde biraz anlam aramak konusu oldukça önemli.

Alain De Botton’un Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı isimli kitabını okudum geçenlerde ve kitabı okurken notlar aldım, bunları yorumladım ve bugün sizlerle paylaşmak istedim.

Anlamlı bir iş başkalarının mutluluğunu artırmaktır veya dünyaya bir katkıda bulunmaktır diyor yazar, ona büyük ölçüde katılıyorum. Yazarlık ve koçluk işinde bulduğum anlam bu şekilde; insanların değişmesine yardımcı olarak onların mutluluğuna katkıda bulunuyor ve yardımcı olabildiğim insanlar aracılığı ile de dünya için bir şeyler yaptığımı hissediyorum, en azından Ülkem için.

Kişinin yaptığı işle bunun müşteri üzerindeki etkisi ve katkısı arasında bağ ve bağlantı kurabilmesinin çok önemli olduğunu dile getirmiş yazar. Bu konuda da ona katılıyorum, bankacılık yaptığımız uzun dönemde tatmin anlamında yaşadığım en büyük sıkıntı buydu, yaptığım işlerin tam olarak nereye gittiğini göremiyordum. Evet iç müşteriler memnundu ama dış müşteriler ile temasım yok denecek kadar azdı.

Buna bir şey ilave etmek istiyorum, yaptığınız katkının sonuçlarını kısa sürede almak veya görmek de önemli motivasyon açısından. Bir yazı yayınladığınızda hemen o gün yorumları okuyarak sonuçları alırsınız, bazen arkadaşlarım beni bir yazım konusunda eleştirmek istediklerinde onları durdurur ve derim ki durun zaten gün içinde sonuçları alacağız.

Koçluk da bu şekildedir, bir saat içinde bile bazı sonuçlar alabilirsiniz, bazen daha uzun sürebilir ama yine de iyi kötü bir izleniminiz oluşur görüşmenin nasıl geçmiş olduğuna dair.

Yazarın bir sorusu da şu şekilde; yaptığımız işlerin bizi mutlu etmesi gerekliliği gerçekçi bir beklenti mi yoksa romantik bir düş veya ütopya mı?

Herkesin harika ve çok sevdiği işler yapması bir ütopya olabilir belki ama içimizden bazılarının gerçekten çok sevdikleri işleri var, dolayısıyla herkes için olmasa bile bazılarımız için başarılabilir bir misyon olduğunu düşünüyorum.

Bir soru ise finansal zorunluluk yoksa kişin çalışmalı mı şeklinde, buna kesinlikle evet diye yanıt vermek istiyorum, çünkü benim görüşüme göre üretmek mutluluğun çok önemli bir parçası, üretimi insan hayatından çıkardığınızda oluşan boşluk çok büyük olabilir ve doldurulması zaman alabilir.

Katıldığım bir tespiti ise şu şekilde; yaptığımız iş bizim kimliğimiz mi veya bu ne zamandan beri böyle? Evet yeni tanışan insanların birbirlerine ilk sordukları sorunun ne iş yapıyorsun olması benim de çok içime sinmiyor zaman zaman.

Ve kitabın bir bölümünde Maslow’un bir cümlesi var; ne istediğimizi bilmemiz normal değildir, çok ender ve zor bir psikolojik bir başarıdır bu. Eğitim sistemindeki mevcut yapı nedeniyle, sınav odaklı sistemler nedeniyle sevdiğimiz meslekleri bulmak ve yapmak çok kolay değil belki ama imkansız da değil, Hayatını Değiştir isimli ikinci kitabımda kendi örneğimi anlatmıştım içten bir şekilde.

Anlam önemlidir, hem işte hem hayatın diğer bölümlerinde, çünkü anlam mutluluğun önemli bir parçasıdır.

Sevgi ile kalın.

Not: Mutlulukla Değişim Programı İlkbahar dönemi kayıtları başlamıştır; bilgi almak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.