Profesör sınıfa girip soru kağıtlarını dağıtır, kağıtlar boştur, sadece her kağıdın üzerinde bir veya iki tane minik nokta vardır belli belirsiz, öğrencilere ne gördüklerini yazmaları söylenir. Sınav kağıtları toplanır ve okunur. Öğrencilerin tamamı şunu yazmıştır; bir veya iki tane siyah nokta var. Oysaki beklenen cevap farklıdır, boş beyaz bir sayfa.

Yaptıklarımız ile yapmadıklarımız da benzer şekildedir. Gün içinde pek çok şey yaparız, hayatımızda pek çok şey başarırız, diğer yandan hep yapmadıklarımızı daha fazla önemseriz. Bu nedenle elimizde yaptıklarımızdan oluşan koca bir sayfa olmasına rağmen dikkatimizi yapmadıklarımıza yani minik noktalara verip dururuz.

Bugün başarılarınızı hatırlatın kendinize, bir değişiklik olsun. Veya yapmak istediklerinizi değil de zaten yapmış olduklarınızı düşünün. Bazen geriye dönüp ne kadar yol almış olduğunu da görmeli insan.

Yaptıklarımıza değil yapmadıklarımıza daha fazla önem vermenin bir sonucu olarak sahip olduklarımıza değil sahip olmadıklarımıza daha fazla odaklanabiliyoruz, bu da bir süre sonra bizi mutsuz etme potansiyeline sahip bir düşünme ve davranış şeklidir.

Yaşam bir yarıştan ibaret değil, sürekli olarak ileri gitmek, sürekli daha fazlasını talep etmek yorabilir insanı ve huzursuz yapar.

Huzurlu insanları gözlemlediğinizde yaptıkları şeyleri de önemsediklerini ve yapamadıklarını o kadar da fazla kafaya takmadıklarını görürsünüz. Her şeyin bir zamanı vardır ve her şey başarılmak zorunda değildir.

Yaptıklarınızla mı değerlendiriyorsunuz kendinizi yoksa yapmadıklarınızla mı? Eğer yapmadıklarınızla değerlendirme yapıyorsanız kendinize haksızlık ettiğinizi söylemeliyim.

Bence yaptıklarınız ve yapmış olduklarınız daha önemli.

Sevgi ile kalın.

Not: Mart ayı koçluk ön görüşmelerinden yararlanmak için mert.cuhadaroglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.