MUTSUZLUĞUN NEDENLERİ – BİR BİLGE

MUTSUZLUĞUN NEDENLERİ – BİR BİLGE

Yağmurlu bir sabah Bilge’yi ziyarete gittim, şemsiyemi kapının girişine bırakıp içeri girdiğimde Bilge’yi eski bir radyoyu tamir ederken buldum, “artık böyle şeyler kalmadı” dedim, “ben de bu alet gibi antika bir adamım” diye cevap verdi. Bir süre sonra radyo cızırtılar çıkararak çalışmaya başladı. Bilge’nin yüzüne bir mutluluk yayıldı, ikimize de birer bardak çay doldurdu ve sohbete başladık.

“En çok neyi merak ediyorum biliyor musun, neden bu kadar çok mutsuz insan var?”

“Modernleşirken mutluluğu da gerimizde bıraktık, o kadar hızlı ki hayatlarınız mutluluk size yetişemiyor bazen, durup nefes almak, biraz beklemek lazım. Çok tatminsiz oldu insanoğlu, hiçbir şey onu mutlu etmeye yetmiyor, hep daha fazlasını istiyor, ne anın farkındalığı kaldı, ne içten gelen bir minnet duygusu.”

“Ne yapmalıyız sence?”

“Biraz yavaşlamalısınız, biraz sadeleşmeli hayatlarınız, hızlı çekimde yaşamak yorar insanı.”

“Başka neler olabilir?”

“Gel hadi dışarı çıkıyoruz.”

“Ama yağmur yağıyor.”

“Islanmak güzeldir, merak etme erimezsin.”

Beni bahçeye çıkardı, şemsiyemi almama da izin vermedi, kendisi evin kapısında durup benimle konuşmayı sürdürdü.

“Yağmurun keyfini çıkarmanı istiyorum.”

“Nasıl yapacağım?”

“Sadece gözlerini kapa, kollarını iki yana aç ve çocukluğunu hatırla.”

Dediğini yaptım, ıslanmayı çok severdim, bata çıka yürümeyi ıslanmış yollarda, etrafa sular sıçratmayı, çıkan sesleri dinlemeyi, gözlerimden birer damla yaş süzüldü, özlemişim.

“Hadi, gelebilirsin artık içeriye” dedi.

İçeri girdim, bana uzattığı havlu ile kurulandım, üzerime giymem için bir şeyler verdi, üzerimden çıkanları alıp sobaya yakın bir yere yerleştirdi.

“Özgürce yağmurun altında dans etmek gibisi yoktur. Şimdi biraz ısınıp tembellik etme zamanı, biraz soluklan, benimle zaman geçir daha fazla, hem sana iyi geliyor, hem de bana.”

Mutfağa gidip döndü, benim için kalın bir dilim köy ekmeği kızartıp üzerine tereyağı sürmüş ve çok az tuz ilave etmiş.

“Bunu sevdiğimi nereden biliyorsun.”

“Ben senin hem geçmişinim, hem de geleceğinim” diye cevap verdi.

“Matrix filminde gibi hissettim kendimi”

“O filmi izlemedim. Karnını doyur, sıcak sobanın yanında otur, bir bardak daha çay veririm, daha ne istiyorsun, mutluluk budur işte.”

Bilge her zamanki gibi haklıydı, o an için dünyanın en mutlu insanı olabilirdim.

Yarın devam edeceğiz.

Sevgi ile kalın.

Not : Mutlulukla Değişim Programı Kış Dönemi kayıtları devam etmektedir, bilgi ve kayıt için mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

Paylaş