BABA BALIKÇI VE DENİZ

BABA BALIKÇI VE DENİZ

Dün akşamki Yarına Not’tan devam edelim; sezgilerine daha fazla güven, şanslı olduğuna inan, sabırla bekle, keyifle kutla…Bugün babalar günü; ben de bir babayım, 12 ve 6 yaşlarında iki kızım var. Babalar günü vesilesi ile kendi babamla yaşamış olduğumuz bir hayat dersini sizlerle paylaşmak istedim bugün.

Rahmetli babam ile en fazla keyif aldığım anlar muhtemelen bana balık tutmayı öğrettiği günlerdi. Ben çok şanslıyım, Boğaz’ın kıyısında Beykoz İlçesi’nde doğdum ve 15 yaşına kadar burada yaşadım. Denizle hep iç içeydik.

Babamla ilk balığa çıkmaya başladığımızda herhalde 6 yaşında falandım. Babam boğazın ortasına çektiğimiz sandalımızda bana çapari ile istavrit yakalamanın ayrıntılarını öğretirdi. Tabii ki hayat dersleri de içerirdi balık tutma maceralarımız.

Babam bana balık tutarken sezgilerine güvenmenin önemli olduğundan bahsederdi, “illa herkesin olduğu yerde veya daha önce bulduğun yerlerde balık olacak diye bir kural yok, sen nerede olacağını hissediyorsan oraya gidip denemelisin” derdi. Bazen boğazın ortasında kimsenin olmadığı yerlerde balık sürülerine rastladığımızda Babamın haklı olduğunu düşünürdüm.

Hayatımda sezgilerime güvenmeyi çok sonraları öğrendim, ama Babam haklıydı, bazen insan iç sesine güvenip kalabalıkları takip etmeyi bırakmalıydı.

Balık tutarken Babam sessizlik isterdi, “balıkları duyamıyorum” derdi. Balıkları duymak bana her ne kadar anlamlı gelmese de Babamın isteğine uyar ve sessizce onu izlerdim. Balıkları duymaya çalışıp bunu beceremeyince üzülürdüm.

Çok sonraları Babamın ne demek istediğini anladım, o bana iç sesini dinlemenin önemini anlatmaya çalışıyordu sanırım ve evet haklıydı, içinde bulunduğumuz an’a odaklanıp iç sesimizi dinlemek çoğu zaman mucizelerin kapısını açıyordu.

Bir başka gün yine kimselerin olmadığı yerlerde avlanmaya çalışırken sıkıntıdan eski oltaları tamir etmeye başlamıştım. Babam bana “şanslı olduğumuza inanıyor musun?” diye sordu, “hayır baksana hiç balık yok” diye cevap verdim. “Ama burada beraberiz ve güzel vakit geçiriyoruz, buna ne dersin” diye devam etti. Haklıydı. Biraz sonra büyük bir balık sürüsü sandalın altından geçmeye karar verdi ve onların bir kısmını yakalayıp livara attık.

Kıyıya çıktığımızda tuttuğumuz balıkların bir bölümünü satmak istediğimi söylediğimde Babam gülümseyerek “tamam” dedi ve bana bir tartı buldu. Bir saat geldi geçti kimse benden balık almıyordu. Sabırla beklememi öğütledi Babam, “hemen pes etme, sabırla beklemeyi öğrenmelisin” dedi. Sonra balıkların hepsini sattım (Babamın arkadaşları aldı hepsini, Babam organize etmiş bunu, yıllar sonra itiraf etti).

Cebimde ilk defa para kazanmanın mutluluğu ile eve doğru yola çıkmışken Babam başarımı kutlamam gerektiğini söyledi ve beni bir pastaneye götürerek dondurma sipariş etti. İlk kazandığım paranın bir bölümü ile dondurma yedik. O çilekli dondurmanın tadını hiç unutmadım.

Bugün de bizim kızların en sevdiği dondurma çilekli dondurma. Babam artık aramızda değil, ama bana öğrettikleriyle bir şekilde yaşadığını düşünüyorum.

Sezgilerine daha fazla güven, şanslı olduğuna inan, sabırla bekle, keyifle kutla…

Paylaş